Son yıllarda dinî düşüncenin tüketimi, ‘kutlu doğum’ kavramı üzerinden yapılmaktadır. Peygamber(sav)'in doğumunun kutlu olarak nitelendirilmesi ile gündeme getirilen bu günde, bir dizi ‘kutlu’ doğum etkinlikleri tertip edilmektedir. Geçtiğimiz Nisan ayında da çevremizde yüzlercesine şahit olduğumuz bu programların niteliği üzerinde kafa yormalı, Rasulullah’ın vefatından yaklaşık 700 sene sonra gündeme getirilen bu kutlama etkinliklerine temkinli yaklaşmalıyız. Bugüne ait en ufak bir ibadet şeklinin ve kutlama tarzının olmadığı bilinmesine rağmen, ortaya konan uygulama ve söylemlerin hurafeler yığınına sebep olduğu anlaşılmalıdır.
Bizlere hayat veren hakikatlerin, hidayet beyanının ve üzerimizde rahmet olacak ayetlerin tebliğcisi ve öğretmeni Hz. Muhammed(sav)’den bağımsız bir hayat, hidayet ve rahmetten yoksun bir hayat olacağına göre, O’nu anma ve hatırlama üst söylemiyle tertip edilen etkinliklerin ne kadar problemli olduğu görülecektir. Çünkü, O’nu unutmak mümkün değildir ki hatırlanması söz konusu olsun, şekli bir sembol, tarihi(tarihe hapsedilmiş) bir değer değildir ki anma gündeme gelsin…
“Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır.”(33/Ahzab 21) aye...
|