Modern çağda “medya” yalnızca bilgiye ulaşmak değil, aynı zamanda bilginin nasıl verileceğine dair öngörülerin bir sonucu olarak işlev görmektedir. Medya araçları ile gündem belirlenmekte, kavramlara yeni manalar yüklenilmektedir. Diğer yandan medya araçları, farklı toplum ve grupların diğer toplumlar tarafından nasıl görülmesi gerektiğine, onlara karşı nasıl bir tavır(takınılıp, ne şekilde manipüle edilebileceğini tespit edebilme) özelliğine sahiptir. Özellikle 11 Eylül 2001 tarihinden sonra medya araçlarında Müslümanların terörle ilişkilendirilmesi ve İslâm ile ilgili yapılan yayınların, İslâm’a karşı Batı’dabeliren önyargının yanında, Batı medyasının, İslâm hakkında ciddi anlamda bir bilgi eksikliğini de göstermektedir. Batı medyası Müslümanları tasvir ederken, terör, suç, kadın düşmanlığı, bağnazlık gibi birçok kavramı da Müslümanlara mâl etmekte bir sakınca görmemektedir.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren dinin, devlet idaresindeki otoriter gücünü kırmaya ve bu sayede toplumdaki ümmet bilinci yerine ulus bilincini yerleştirmeye yönelik çok sayıda yasalar ve haberlerle dayatmış, toplumdaki din ve din adamı algısını da yeniden şekillendirmiştir.
“Kemalizm” dine yönelik mücadelesi, dinin ve din adamlarının toplum nazarında yabancılaşmasına/ötekileşmesine neden olurken; diğer taraftan da gazete, hikâye, roman ve sinemalarda olumsuz bir din adamı figürünün ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Geri kafalı/ yobaz olarak tipleştirilen bu din adamı figürü Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren çok uzun yıllar medya ile sinemasında varlığını sürdürmüş ve sürdürmektedir. Toplumda İslâmi değerlerin izale edilmesi ile büyük bir erozyon yaşanmış-yaşanmaktadır. Cumhuriyetin kurulmasıyla bu dönemde din adamları yine benzer kalıplar içinde ele alınmış roman ve hikâyelerde genellikle çıkar/menfaat peşinde koşan, türlü oyunlar çeviren ve tüm bu yönleriyle ucube-pejmürde bir tip olarak öne çıkartılmıştır.
Modern zamanların algı operasyonları merkezinde “Medya” var, Küresel güç odaklarının fitneyi yayarak “yeryüzünde bozgunculuk yaptığı”, fütursuzca yalan söylediği, yalan “haberi” özel olarak ürettiği, amacına uygun olarak kullandığı yalan haberlerle, Dünya hâkimiyetlerini sürdürmektedirler! Aynı Küresel güçler, Medya’yı da kurup dizayn ederek ve tamamının üzerinde tekel oluşturarak, medya organlarının eşsiz imkânlarıyla bütün dünyaya hükmetmektedirler. Ulus Devletlerin gazeteleri, dergileri, radyoları, televizyonları da bu Batılı medya teröristlerinin elindedir ve açıkça emperyalizme hizmet ederler. Bazen barış yanlısı, bazen insancıl, bazen inanılmaz biçimde savaş kışkırtıcısı. Bazen ölçülü ve saygılı, bazen inanılmaz ölçüde saldırgan ve şımarıktırlar. İnsanlık tarihinin her döneminde önemli sayılmıştır, ama hiç bir dönemde bu kadar ön planda ve güçlü olmamıştı.
Aşağıdaki ayet-i kerimede güvenilmez ve bozguncu kimselerin getirdikleri haberleri, doğruluğunu araştırmadan kabul etmenin uygun olmadığı yönündeki manası ve hükmü geneldir ve bu hüküm her zaman ve mekânda geçerlidir.
“Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu etraflıca araştırın. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.” Hucurat 6
Bugün medyanın genelde de bize ulaşan haberleri tahkik etmeden özellikle Rabbimizin kitabında buyurduğu gibi fasığın haberini iyi bir şekilde araştırmadan bu haberleri kabullenmemeliyiz yoksa bir topluluğa, guruba yalan ve iftira atmış oluruz ki Rabbim bunlardan bizi muhafaza buyursun.
“Vuslat Dergisi” olarak medyaya İslâmi bakış ile bakarak, bu önemli konuyu siz değerli okurlarımızın gündemine taşıdık. Medya konusunda değerli makaleleriyle katkıda bulunan hocalarımıza müteşekkiriz.
Selâm ve duâ ile.


