Afrika artık dünyadaki tüm etkili güçlerin ilgi odağında yer alıyor. Çin bu kıtanın her tarafına yatırımlar yapabilmek için cazibeli teklifleriyle kapıları çalıyor. Rusya askeri alandaki tecrübelerini ve Wagner’ini pazarlamak için muhtelif iç sorunlarla ve gerilla örgütleriyle uÄŸraÅŸan Afrika ülkelerine paketler sunuyor. İşgalci Siyonist rejim, Amerikan emperyalizminden aldığı desteÄŸi Afrika’da bir referans olarak kullanmak suretiyle ülkelerle köprüler inÅŸa etmeye çalışıyor. GeçmiÅŸte Afrika’yı büyük ölçüde Avrupa ve İsrail’e terk etmeyi tercih eden ABD bile bugün artık buradaki ülkelerle iliÅŸkilerini daha güçlü ve etkili hale getirmek için ataklar yapıyor, liderleriyle zirveler düzenliyor. Åžimdilik bir bölgesel güç olarak etkisini ortaya koyan ve yeni projelerle uluslararası piyasada etkisini artırmak için çalışan Türkiye’nin de Afrika’da önemli iktisadi ve diplomatik atakları var. Nükleer teknolojiyi kullanmak istemesinden dolayı ambargoya maruz bırakılan İran da Afrika’yı ihmal etmiyor. Arap dünyası da yeni süreçte bu kıtada etki gücünü artırmayı hedefliyor.
Dünya genelinde bu kadar farklı çevrenin ve gücün ilgisine mazhar olan Afrika da sahip olduÄŸu konumu ve stratejik önemi artık keÅŸfetmiÅŸ durumda ve bunu, küresel alandaki rekabeti kendi yararına deÄŸerlendirmede kullanabileceÄŸini düÅŸünüyor.
Bu durum özellikle Orta ve Batı Afrika bölgelerinde sömürgecilik döneminden kalan siyasi ve ekonomik etkiye sahip Fransa'nın etki alanını daraltıyor. Sonuçlar Fransa CumhurbaÅŸkanı Emmanuel Macron'un geçtiÄŸimiz Mart ayının başında yaptığı Afrika ziyaretinde gerçekleÅŸtirdiÄŸi görüÅŸmelere de yansıdı.
Macron’un böyle bir ziyaret planlamasının sebebi zaten son dönemde Fransa’nın Afrika’da etki gücünü sürekli kaybetmesiydi. O yüzden bir bakıma, durum düzeltmesi yapmak ve Fransa’nın konumunu yeniden güçlendirmek için bazı baÄŸlantılar kurmak amacıyla böyle bir çıkartma yapma ihtiyacı duymuÅŸtu. Yani ifade yerindeyse bir diplomatik restorasyon gerçekleÅŸtirmek istiyordu. Ama bu giriÅŸiminin baÅŸarılı olacağı konusunda çok da ümitvar deÄŸildi. Bunu ziyaret öncesinde yaptığı bazı açıklamalarda biraz üstü kapalı da olsa ima etmeye çalışmıştı. Bir bakıma vatandaÅŸlarına, “Gidiyorum, ama eli boÅŸ dönersem çok da bana kızmayın; elimden gelen bu!” diye mesaj vermek istemiÅŸti.
Macron'un ziyaretinde tahmin ettiÄŸi çıktı ve o kurduÄŸu irtibatlardan, yaptığı görüÅŸmelerden beklediÄŸini elde edemedi. Bunun en önemli sebebi ise Fransa'nın kendini hâlâ "efendi" konumunda görmesi ve karşısında sürekli direktiflerine boyun eÄŸen bir hizmetliler kadrosunun bulunmasını istemesiydi.
Afrika'daki yöneticiler ise farklı küresel güçlerin kendi bölgelerine ilgisini, Fransa'nın direktiflerine itaat eden bir hizmetliler durumundan çıkıp onunla pazarlık yapma gücüne sahip ortaklar konumuna geçmek için deÄŸerlendirmek istiyorlardı. Fransa ve onun başındaki Macron ise buna henüz hazır deÄŸildi.
Macron geçmiÅŸte olduÄŸu gibi onlara talimat vermeye gittiÄŸini, onların her zamanki gibi kendisine avuçlarını açmış para dilendiklerini, istediklerini elde edebilmeleri için karşılığında uluslararası platformda sürekli Fransa’nın yanında tavır takınmaları gerektiÄŸini, bu arada eÄŸitimde Fransızcayı yaygınlaÅŸtırma ve Fransız kültürünü yerleÅŸtirmede herhangi bir gevÅŸeklik göstermemeleri konusunda hatırlatmalarda bulunabileceÄŸini düÅŸünüyordu.
GeçmiÅŸte küresel emperyalizm genellikle savaÅŸ ve saldırı yoluyla hakimiyet alanlarını ve emperyalist amaçlarla kontrol altına aldığı bölgeleri geniÅŸletmeye çalışıyordu. Bu arada kapitalizmin borçlandırma yoluyla kendine mahkum etme politikası da yaygın ve etkin bir ÅŸekilde kullanıldı. Ama bu yöntem ağırlıklı olarak siyasi mekanizmayı ve ekonomik politikaları yönlendirme amacıyla baskı oluÅŸturmada deÄŸerlendirildi.
Ancak yeni dönemde küresel güçlerin Afrika'da etki alanı kazanma atakları buralardaki yönetimlerin, söz konusu güçlerin arasındaki rekabetleri kendi yararlarına deÄŸerlendirebileceklerini, birinin zincirinden kurtulmak için baÅŸkasına el uzatmanın iÅŸe yarayacağını düÅŸünmelerine neden oldu. Çünkü sadece kendi güç ve imkanlarıyla yüzyıllardan beri kendilerine efendilik edenlerin tasallutundan kurtulmalarının pek mümkün olmayacağını düÅŸünüyorlardı.
Onların bu beklentileri de Afrika kıtasında saha kapma yarışı içine giren muhtelif güçlerin iÅŸtahını kabarttı. Çin yeni projeler sunarak, bu projeleri finanse etmeye imkanları olmayanlarla da yaptırımlı geri ödeme ÅŸartları olan kredi anlaÅŸmaları imzalayarak ekonomik alanda gücünü artırmaya çalıştı.
Elinde bu tür projeler bulunmayan ve Ukrayna’da sürdürdüÄŸü savaÅŸ yüzünden ekonomik sorunlar da yaÅŸadığı için kredi anlaÅŸmaları yapmakta zorlanacağını düÅŸünen Rusya ise, emperyalizmin ekmiÅŸ olduÄŸu fitne tohumlarından ve iktidar kavgalarından kaynaklanan güvenlik sorunlarını deÄŸerlendirerek askeri tecrübelerini ve imkanlarını kullanmak amacıyla, bu iÅŸ için geliÅŸtirdiÄŸi Wagner isimli kurumu devreye sokarak kanca attı.
Küresel emperyalizminin doÄŸu kanadıyla iÅŸbirliÄŸinin saÄŸladığı imkanları deÄŸerlendirmeye çalışan bazı ülkeler Fransa’yı kendi sahalarından çıkarmak için yeni politikalar geliÅŸtirmeye baÅŸladılar. Macron’un son Afrika ziyaretinde avucunu yalamak zorunda kalmasında iÅŸte bu politikaların önemli etkisi olmuÅŸtu.
DoÄŸrudan sömürgecilik döneminde gerçekleÅŸtirilen aÄŸaç katliamı yüzünden topraklarının büyük bir kısmı çölleÅŸmiÅŸ olduÄŸu için tarıma elveriÅŸli alanı çok olmasa da zengin yerel servete ve özellikle uranyum kaynaklarına sahip olmasına raÄŸmen dünyanın fakirlik sıralamasında Burundi ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nden sonra üçüncü sırada yer alan ülkesi durumundaki Nijer ile sahip olduÄŸu petrol ve doÄŸal gaz kaynakları sebebiyle ekonomik durumu daha iyi olan ama hem adil paylaşım politikası uygulamaması hem de emperyalist politikaların çemberinden çıkamaması sebebiyle yine de halkının önemli bir kısmı yoksul kategorisine giren Gabon’da askeri teÅŸkilatın başında yer alanlar sanıyoruz bölgede yaÅŸanan geliÅŸmelerden etkilendiler.
Çünkü Nijer’de seçimle iÅŸ başına gelmiÅŸ olan CumhurbaÅŸkanı Muhammed Bazum ve saltanatı babası Ömer Bongo’dan devralan sonra da demokratik yollarla iktidarını sürdüren, son olarak 26 AÄŸustos 2023 tarihinde gerçekleÅŸtirilen seçimlerde oyların %65’ini alarak yeniden cumhurbaÅŸkanlığına seçilen Ali Bongo Fransa’yla iliÅŸkilerini önemsiyordu. O yüzden Wagner’le çalışmaya pek yanaÅŸmıyorlardı. Ama anlaşıldığı kadarıyla Wagner her iki ülkeye de arka kapıdan girmiÅŸ ve askeri mekanizmanın üst kademesiyle baÄŸlantıları kurmuÅŸtu.
Wagner’le sivil yönetime sezdirmeden köprüler inÅŸa eden askerler Afrika ülkelerinde artık biraz “olaÄŸan” kabul edilen askeri darbe yöntemini kullanarak Fransa dostu cumhurbaÅŸkanlarını tahtlarından indirmeye karar verdi.
Nijer’de önce CumhurbaÅŸkanlığı Muhafız Alayı’na mensup bazı askerler Bazum’u BaÅŸkanlık Sarayı içinde rehin aldılar. Bir süre sonra onun tutuklandığı ve görevine son verildiÄŸi yönünde açıklama yapıldı. Halktan ve küresel güçlerden gelen tepkiler üzerine Bazum’a açıklama yapma fırsatı verildi. Bu durum da darbecilerin süreç konusunda henüz endiÅŸeli olduklarını gösteriyordu. Ama toplumsal baskı gücünü kullanabilmek için onlar da kendi taraftarlarının meydanlara çıkmasını saÄŸladılar. Bazum’u görevine iade etme yönündeki çaÄŸrılara olumlu cevap vermeme konusundaki ısrarlarını ise sürdürdüler.
Darbecilerin siyasi iktidara el koyduktan sonra ilk yaptıkları Fransa’ya karşı tavır almak oldu. Zaten yorumcular da bu darbenin Fransa’nın bölgedeki etki alanının daralmasının devamını saÄŸlayacak yeni bir operasyon olduÄŸunu ve arka planda Rusya’nın yer aldığını dile getirdi.
Batı emperyalizminin ve onu arkasına alan Ecowas’ın (Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik TopluluÄŸu) tehditleri karşısında zorlanacağını anlamaları üzerine darbecilerin hemen Wagner’e birlikte çalışma çaÄŸrıları yapmaları da zaten Rusya’yla göbek baÄŸlarını çabuk açığa çıkarmalarına sebep oldu. Bu belki de tehditler karşısında yalnız olmadıkları ve kendilerine yönelik bir operasyonun pahalıya mal olacağı mesajı verme amacı taşıyordu. Zaten Moskova’nın hızlı bir ÅŸekilde darbecilere arka çıkması ve tehditlere tepki göstermesi aralarındaki iÅŸbirliÄŸi ve iliÅŸkinin herhangi bir tereddüde mahal kalmayacak ÅŸekilde gün yüzüne çıkmasını saÄŸladı.
Gabon’da ise asker ve polis gücünü yöneten komutanlar, aralarında ittifak kurarak cumhurbaÅŸkanlığı seçimlerinin hemen ardından yönetime el koyduklarını ve seçimleri iptal ettiklerini 30 AÄŸustos ÇarÅŸamba sabahı, Gabon 24 isimli TV kanalından duyurdular.
Bütün bu geliÅŸmeler aynı zamanda Rusya’nın Ukrayna’da açtığı cephede karşısına çıkan ve buradaki yönetimi hem askeri hem de iktisadi yönden destekleyen Avrupa ülkelerine karşı Afrika’da stratejik bir cephe oluÅŸturma giriÅŸimi içine girdiÄŸini gösteriyordu. Rusya, kendisinin arka bahçesi olarak gördüÄŸü Ukrayna’ya Avrupa’nın hiçbir ÅŸekilde karışmamasını, orada meydanı tamamen kendisine terk etmesini istiyordu. Buna razı olmayan Avrupa’ya da bir bakıma; “EÄŸer siz benim arka bahçeme karışırsanız, ben de sizin arka bahçenizi karıştırırım!” mesajı gönderiyordu.
GörüldüÄŸü kadarıyla Fransa ve onun Afrika’yla ilgili sömürgeci politikalarına destek veren Avrupa ülkeleri, Rusya’nın Afrika’ya yönelik ataklarının mutlaka durdurulması gerektiÄŸine, aksi takdirde daha geniÅŸ bir alanı etki altına alacağına inanıyor. Ama bunun için Rusya’nın Ukrayna’da yaptığı gibi doÄŸrudan savaÅŸmak deÄŸil iÅŸbirlikçi yönetimler vasıtasıyla dolaylı savaÅŸ vermenin daha uygun olacağını düÅŸünüyor. Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik TopluluÄŸu (Ecowas) ise bunun için biçilmiÅŸ bir kaftandı. Nijer’de askerlerin hukuksuz bir yolla yönetime el koymuÅŸ olmaları de yeterli bir gerekçeydi. O yüzden Mısır’da Sisi darbesi karşısında sadece göstermelik olarak biraz düdük çalan Batı emperyalizmi Nijer’de hemen savaÅŸ davullarını tokmaklamaya baÅŸladı.
Ancak Nijer’in ardından Gabon’da da darbe yapılması ve darbecilerin özellikle Fransa’ya bayrak açmaları yüzünden, Fransız emperyalizminin bölgedeki egemenliÄŸine son verilmesi yönündeki ataklara arka çıkan ülkelerin darbecilere kanat germesi Ecowas’ın savaÅŸ tehdidini sahaya taşımasını zorlaÅŸtırdı. Son dönemde Afrika’da Avrupa’yla gizli bir rekabet içinde olan ABD’nin hem nalına hem mıhına vuran tavırları da Avrupa’nın ve onun uzaktan kumanda ettiÄŸi Ecowas’ın iÅŸini zorlaÅŸtırdı. Bu da darbecilerin iÅŸlerini kolaylaÅŸtırırken, Avrupa ülkelerinin, Afrika’da onlarla iÅŸbirliÄŸi içinde olan yönetimlerin ve bölgesel örgütlerin sivil yönetimlerin geri dönmelerine fırsat verilmesi konusundaki talimatlardan istedikleri sonuçları elde etmelerini engelledi.


