Allah’ın peygamberlere yüklediği önemli görevlerden birisi de öğretmenliktir. Bu vasıf onlarda hususiyetle olması gereken bazı özellikleri de ortaya çıkarmaktadır.
Bakara Suresi’nde kitap ve hikmeti öğretme görevi şöyle ifade edilmiştir:
“Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.”[1]
Yine aynı şekilde onun örnekliği de dile getirilmiştir:
“Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”[2]
Muallimlik görevinin onun vasıflarından biri olduğunu öğrendik. Burada önemli olan hususun onun bu öğretmenlik vazifesini nasıl yaptığını bilmektir. Onun bu vazifeyi başarılı bir şekilde yerine getirirken dikkat ettiği ilkeleri ve prensipleri bilmenin çok önemli olduğunu söylemek gerekir. Bu ilkeler eğitimciler için de öne çıkacak, onların ufuklarını açacak bir durum hâsıl edecektir. Zira eğitim toplumların ilerlemesine katkı yapacak yegâne yoldur. İlk insan ile başlayan bu serüven; Cenabı Allah’ın ona eşyanın isimlerini öğretmesiyle başlamıştır. Aynı minvalde son peygamber Hz. Muhammed (sav)’e gelen ilk vahiy de eğitimin temeli olan “oku!” emriyle başlamıştır. Peygamberlerin ilki ile sonuncusunda eğitim öğretimin öne çıkması meselenin önemini ortaya koymaya yeterlidir.
İlk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem ile başlayıp devam eden eğitim faaliyeti son peygamber Hz. Muhammed (sav) ile en mükemmel hâlini almıştır. Onun ne kadar başarılı bir muallim olduğunu yetiştirdiği sahabe neslinden anlamamız mümkündür.
Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde Hz. Peygamber (sav)’in muallimlik vasfına vurgu yapılmıştır:
“Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”[3]
Sahîh-i Müslim’deki “Allah beni zorlaştırıcı, sıkıntı verici, yanıltıcı ve şaşırtıcı olarak göndermedi. Lakin beni muallim (öğretici, eğitici) ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi”[4] hadisi muallimlik yönüne dikkat çeker.”
Uyguladığı metot ve ilkelerin güzelliğine şahitlik eden Hz. Peygamber (sav)’in eğitiminde yetişenlerden biri olan Muaviye b. Hakem (ra):
“… Ne öncesinde ne de sonrasında onun gibi güzel öğreten birini görmedim.” demiştir.
Şimdi onun eğitim metotlarındaki vazgeçilmez ilkelerine bakalım:
1- Merhamet
Bütün metotlar içinde yer etmesi gereken ilkelerden bir tanesi merhametli olmaktır. Peygamberimiz (sav), eğitimi bu temel esas üzerine bina etmiştir. Ashabına karşı merhameti Kur'an-ı Kerim’de şu şekilde ifade etmiştir:
“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.”[5]
Merhamet eğitiminin/merhamet temelli eğitimin her eğitimcide bulunması gerekir. Başarı burada gizlidir. Merhamet temeline dayanmayan bir eğitim hedefine ulaşamaz.
Eğitimin temel ilkeleri arasında merhamet belirgin bir yere sahiptir. Bu ilke ile eğitimci işine bağlanır, öğrencilerini sever ve onlardan biri gibi olur.
Peygamberimiz (sav)’in bu yönünün birçok hadisede ortaya çıktığını görmek mümkün. Her zaman dile getirilen Enes b. Malik, “bana bir kez bile öf demedi” ifadesi bunu anlatmak için yeterlidir. Bu sözler aynı zamanda muallim Peygamber (sav)’in eğitimde muhataplarına bir baba şefkatiyle yaklaştığını göstermektedir.
Yeni Müslüman olmuş fakat henüz dininin ahlâk ve adabını öğrenememiş bir adam, zemini toprak ve kumluk olan mescide küçük abdestini bozmuştu. Orada bulunanlar adamın üzerine yürümek üzereyken Resûlullah onlara, “Siz ancak kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak gönderilmediniz. Onun küçük abdestini bozduğu yere bir kova su döküverin.”[6]diyerek merhametli olma ilkesinin uygulamasını açıkça göstermiştir.
2- Örnek Olma
Eğitim ve öğretimin vazgeçilmez ilkelerinden olan rol model olma, söylediklerini uygulama, hayatında yer etmesini sağlama meselesidir. Buna üsve-i hasene de denir.
Söylediklerini uygulamayan/amele dönüştürmeyen kimseler Kur’an-ı Kerim’de uyarılmıştır:
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.”[7]
Yapmayacağını/yapmadığını söylemenin Allah katında gazap gerektireceği hatırlatılmıştır.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (sav) Kur’an ve hikmeti öğretmekle görevlendirilmiş ama o muallim olmakla kalmamış öğrettiği Kur’an ve hikmeti yaşayan bir örnek olmuştur.
Peygamberin özelliklerinden rol model/güzel örnek olma Kur'an-ı Kerim'de şu şekilde ifade edilmiştir:
“Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”[8]
Muallim olan Peygamber (sav)’in eğitim ilkelerinden olan bu hususun muallimlik yapan herkeste bulunması eğitim ve öğretim açısından vazgeçilmez bir husustur.
Örnek olma, eğitim metotlarının tamamında bulunması gereken bir ilkedir. Etkili olmak için bizzat kendisinin yapması, yaparak örnek olması talebenin öğrenmesi için önemli bir teşviktir. Kendisinin yapmadığı ve benimsemediği bir şeyi öğretmek hiç de kolay değildir.
Sa’d Medine’ye gelmişken Hz. Âişe’yi ziyaret etmek ve ona zihnindeki bazı sualleri sormak istedi:
- Ey Mü’minlerin annesi! Bana Resûlullah (sav)’in ahlâkını (yaşayışını) anlat, dedi.
Hz. Âişe:
- Sen Kur’an’ı okuyorsun değil mi? diye sorunca Sa’d:
- Evet, okuyorum, diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Âişe yukarıdaki sözü söyleyerek:
- Onun ahlâkı Kur’an idi, dedi.[9]
Kur'an-ı Kerim onun ahlakında canlanmıştı.
Hz. Peygamber’in örneklik teşkil eden bu yönü eğitim ve öğretimdeki başarısında etkili olmuştur. Fiillerin sözlerden daha etkili olduğu gerçeğini Hudeybiye’de yaşanan olaydan açıkça anlamak mümkündür.
O gün, Resûlullah (sav) oradakilere, “Haydi kurbanlarınızı kesin ve tıraş olup ihramdan çıkın.” dediğinde sahabe duraksamıştır. Hz. Peygamber’in kurbanını kesip tıraş olduğunu gördüklerinde ise hemen kalkıp kurbanlarını kesmiş ve birbirlerini tıraş etmişlerdir.
Muallim Peygamber Hz. Muhammed (sav) ilk önce kendisi yaşamış, yaşadıklarını da öğretmiştir.
İnanç, ibadet, muamelat ve ahlakla ilgili bütün hususlarda, teoriden pratiğe, söz ve davranışlarında hep örnek olmuş, rol model olarak öğretme ilkesini her zaman uygulamıştır.
3- Sorumluluk Verme
Hz. Peygamber’in eğitim ve öğretim metotlarındaki ilkelerinden birisi de sorumluluk vermektir.
Rahle-i tedrisinden geçen sahabilere birçok alanda görevler vermiş, onlara sorumluluk yükleyerek öğrenme hususunda daha titiz olmalarını sağlamıştır.
Hz. Peygamber, eğittiği sahâbilerinin öğrendiklerini başkalarına öğretmelerini istemiş ve bazılarını eğitim ve öğretim işlerinde özel görevlendirmiştir.
Musab b. Umeyr (r.a.) Medine’ye muallim olarak gönderilmiştir. Mâlik b. Huveyris (r.a.) ve beraberinde gelenlerden, memleketlerine döndüklerinde insanları eğitmeleri istenmiştir.
Muaz b. Cebel (r.a.) ve Ebû Mûsâ el-Eş‘arî (r.a.) Yemen’e öğreticilik vasfı ile gönderilmiştir. Genel itibariyle bu ilkenin gereği olarak bütün sahabiler öğretme çabası içinde olmaları için teşvik edilmiştir. Bu hususu hadislerde rahatlıkla görebiliriz. İlim öğrenmenin daha kazançlı bir yol olduğu göz önünde tutulmuştur. Bütün bu hususlar, eğitime teşvik amaçlıdır.
Bu meseleyi veda hutbesinde, “Dikkat ediniz! Burada bulunanlar bulunmayanlara sözlerimi ulaştırsın.” buyurarak genel bir çağrıda bulunmuştur. Öğrenme/öğretme sorumluluğunu bütün iman edenlere yüklemiştir. Diğer alanlarda da sorumluluk vererek insanların daha etkili ve başarılı olmalarına zemin hazırlamıştır. Valilik, komutanlık, kadılık vs. görevlendirmelerde bunu açıkça ve çokça görebiliriz. Sorumluluk vermek insanların gelişmesine ve işi ciddi bir şekilde yapmasına katkı sağlayacaktır.
4- Öğrenmeye/Öğretmeye Teşvik
İnsanları öğrenmeye teşvik etmek için onların beklentilerine cevap vermek gerekir. İnsan faydasına olacağına inandığı konuları öğrenmeye daha meyilli hâle gelir. Aynı şekilde zararına olacak şeylerden de uzak durmayı yeğler. İnsanın bu özelliği sebebiyle muallimin önemli bir görevi ve belki de temel ilkelerinden birisi muhataplarını öğrenmeye teşvik etmesi olmalıdır. Bilgisizliğin vereceği zarardan korunma yolu olarak öğrenmenin önemini kavratması oldukça etkili olacak ve muhatabının öğrenme meylini artıracaktır.
Hz. Peygamber’in takip ettiği metotların etkili olması için “tergîb ve terhîb” yani “teşvik etme ve sakındırma” ilkesi öne çıkmaktadır.
Kur’an-ı Kerim, onun müjdeleyici ve uyarıcı vasfına birçok ayette dikkat çekmiştir: “Şüphesiz biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.”[10]
Peygamberimiz (sav)’in öğretiminde bu vasfı önemli bir ilkeye dönüşmüştür. O, inananları iyi ve faydalı şeyleri öğrenip yapmaya teşvik etmiş, müjdelemiş, kötü ve zararlı şeylerin neticesinden sakındırmıştır.
Eğitimde muhatabın istekli olmasının önemi bir gerçektir. Bu ilke ile onun istekli olmasını sağlamış ve eğitimin kalıcı ve etkili olmasına zemin hazırlamıştır. Bu durumu ilim öğrenme ile ilgili söylediği onlarca hadisten anlamamız mümkündür. Hz. Peygamber’in bu hadisleri de azimlerini bir kat daha arttırmıştır.
“Her kim ilim öğrenmek için bir yola koyulursa Allah ona cennete giden bir yolu kolaylaştırır.”[11]
Daha önce belirtildiği gibi Allah’ın ilk emrinin “Oku” olması kendi başına bir teşviktir. Ayet ve hadislerdeki bu teşvikler sayesinde sahâbiler, ilmin önemini kavradıklarını, yaptıkları davranışlarla ortaya koymuşlardır.
Sahabîlerden işi olanlar dönüşümlü olarak Peygamberimizi dinlemişler, böylece hiçbir şey kaçırmadan öğrenmeye devam etmişlerdir. Dinlediklerini yazmışlar, dikkatlice dinlemişler ve öğrendiklerini müzakere etmişlerdir.
Sorulan sorulara bakarak da öğrenmeye ilgili davrandıklarını söylemek mümkündür.
Bütün bunlar eğitim ve öğretimde başarılı olmak için hedef kitleye öğrenmenin önemini kabul ettirmek ile mümkün olacağını göstermektedir.
5- Tedricî (Aşamalı) Eğitim
Eğitim öğretimdeki başarının elde edilmesi için önemli bir ilkedir aşama aşama öğretmek. Kur'an-ı Kerim'in indirilişinin de bu yol ile olması muallimlik için bir ilke hâline gelmiştir. Muallim peygamber Hz. Muhammed (sav) de bu ilke çerçevesinde eğitmeye başlamış ve uyguladığı her metotta bu ilkeyi göz önüne almıştır.
Adım adım ilerleyerek öğretmek, konuları tedrici bir yol ile sunmak öğrenmeyi kolaylaştırmanın yanında pekişmesini de temin eder. Öğretimde aceleci tavır sergilemek öğrenmeyi zorlaştırmaktan bir işe yaramayacağı pek çok örnekte görülebilir.
Kur'an-ı Kerim'in yöntemi de budur. İlk etapta iman konularına ağırlık vermiş, ibadet, ahlak, adap ve muamelat konularının tamamı ayetlerin peyderpey inmesiyle aşamalı olarak öğretilmiştir. Böylece eğitimde önceliklere riayet etmek gerektiğini de ortaya koymuştur.
Peygamberimiz (sav)’in Mu‘âz b. Cebel’i (r.a.) Yemen’e gönderdiğinde ona, “Sen Ehl-i Kitap olan bir topluma gidiyorsun. (Bunun farkında olarak)onları önce, Allah'tan başka İlah olmadığına, benim de Allah’ın Resulü olduğuma şahadet getirmeye davet et.” diyerek muhataba karşı nelere dikkat etmesi gerektiğini dile getirmiştir. Kabul ettikleri takdirde nelere davet etmesi gerektiğini de sıralamıştır. Buradan tedrici bir ilkeyle hareket edilmesi gerektiğini açıkça görebiliriz.
Bu ilke öğrenciyi öğrenmekten soğutmayacaktır. Sıkı ve çok bilgi bir bıkkınlığa sebep olabilir, bunun önüne bu ilke ile geçilebilir.
Allah Resûlü (sav), ilim meclislerini sahabenin durumunu dikkate alarak planlamıştır. Aslında bu İslam’ın temel ilkesidir. Hz. Peygamber (sav), “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.” buyurmuştur.
Peygamberimiz (sav)’in uygulamasında olduğu gibi etkili bir eğitim için muhatapların durumlarını, istek ve seviyelerini dikkate alacak bir yol izlenmesi gerekir.
6- Odaklama/Odaklanma
Eğitimin etkili olması için öğreticinin anlattığı konuya iyi odaklanması, dinleyenlerin de iyi odaklanmasını sağlamsı gerekir. Bunu gerçekleştirmek için Hz. Peygamber, muhataplarına değişik yöntemler uygulamıştır. Bu yöntemler için önemli bir ilke olan odak meselesini dikkate almıştır.
Konuya odaklanmayı sağlamak için benzetme, canlandırma, soru sorma, düşünmeye davet etme ve örnek verme gibi farklı yöntem ve teknikler kullanmıştır.
Örneğin beş vakit namazın ehemmiyetini anlatmak için günde beş kez kapı önünde akan nehirden yıkanmayı misal getirmiştir.
“Ne dersiniz, birisinin kapısının önünde bir ırmak bulunsa ve burada her gün beş kere yıkansa, üzerinde kir ve pislik kalır mı?
Kirden ve pislikten hiç bir şey kalmaz, dediler.
İşte bu, beş vakit namaza bir misaldir. Allah beş vakit namazla hataları silip temizler.[12]
“Müslüman kimdir?” gibi farklı kavramlarla ilgili sorularla dikkatleri konuya, muhatabı odak noktasına çekmiştir. Dikkatleri toplama ilkesiyle eğitimin kalıcı ve başarılı olmasını temin etmiştir.
7- Beden Dili
Eğitimde beden dilinin katkısı çok mühimdir. Birçok şey anlatmadan da beden diliyle ifade edilebilir. İnsanın iç dünyası, hevesi, odaklanması, inanmışlığı gibi duyguları yüzüne yansıdığı zaman muhatabı etkiler. Anlatmak istediği hususu görsel olarak beden dilini kullanmak suretiyle etkili bir biçimde anlatabilir.
Bu konuyla ilgili çok sayıda hadis mevcuttur. Yetime sahip çıkan kimsenin cennette kendisine yakın olacağını ifade etmek için işaret ve orta parmağını bir araya getirerek göstermiş, Kaderi tartışanları görünce sinirlenip, “Emir olunduğunuz şeyler bunlar mı? … Sizden öncekiler bunu yaparak helak oldular.” diye buyurmuştur.
8- Kapsayıcı Olmak
Günümüzde de sık sık duymaya başladığımız kapsayıcı eğitim modeli bizzat Peygamberimiz (sav) tarafından uygulanmıştır. Toplumun inşasında herkesi kapsayacak bir eğitimin olması kaçınılmazdır.
Hz. Peygamber’in eğitiminde kapsayıcılık ilkesi önemli bir yer tutmuştur. Küçük büyük, kadın erkek demeden herkesi kapsayan, zaman ve mekânla sınırlı olmayan bir uygulama ile medeniyet inşa eden bir toplum oluşturmuştur. Onun eğitiminde herkese yer vardı. Bazen özel eğitime tabi tuttuğu da olurdu. Bunun için Ashabı Suffe’ye bakmak yeterlidir.
Kapsayıcılık insanları sadece bir alanda değil her yönden eğitmektir. Bu ilke çerçevesinde hareket eden Hz. Peygamber inananları bütün yönleriyle (ruhen, ahlaken ve aklen) eğitmiştir. Hayatın her alanındaki konuları kapsayan; siyasî, askerî, sosyal yönlerden de eğitilmiş bir sahabe topluluğu oluşmuştur.
9- İhtiyaç Odaklı Eğitim
Eğitimin önemli ilkelerinden birisi de ihtiyaç hissedilen konularda yapılmasıdır. İhtiyacın giderilmesi esnasında yapılan eğitim ile oldukça başarılı sonuçlar alınır. Kişiye özel eğitim diyebileceğimiz bu ilke ile eğitim yapan Hz. Peygamber sahâbilerle tek tek ilgilenir, onları birebir eğitir, ihtiyaçlarına göre farklı sözler söyler ve onları o andaki ruh hâllerine göre eğitirdi.
Bunu çok bariz bir şekilde aynı soruya farklı cevaplar vermesinde görebiliriz. Soranın durumuna göre cevap vermesi onun çok bilgi vermek yerine, kişinin ihtiyaç hissettiği eksik bilgisini gidermeyi amaçlayarak bu ilke ile hareket etmesidir.
“En faziletli amel hangisidir?” sorusuna verdiği cevapların farklılığını biliyoruz. Bu farklılık zamana, şartlara ve kişiye göre en uygun cevabı ile ortaya çıkmıştır.
Onun eğitim metodunda değişmeyen ilkelerden biri de şartları dikkate alarak ihtiyaç odaklı yani kişiye özel birebir eğitim yapmasıydı.
10- Hitabet
Eğitim ve öğretimde önemli ilkelerden birisi de hitabet/konuşma şeklidir. Peygamberimiz (sav)’in hitabeti ve eğitim metotları farklı tarzlarda şekillenmiştir.
Etkili konuşma/konuşarak etkileme eğitim için temel ilkelerden biridir. Çünkü hangi metodu uygularsak uygulayalım mutlaka konuşmak gerekecektir. Hitabetimizde kişiye, mekâna, zamanın ihtiyaçlarına göre konuşmak oldukça önemlidir. Peygamberimiz (sav)’in hitabeti bizler için de örnek alınacak şekilde detaylıdır. Bazen tane tane konuşmuş, tekrarlar yapmış, sorular sormuş, sesini kullanmış, latifeler yapmış ve hitabetinde farklı tarzlar uygulamıştır…
11- Denge
İnsanları eğitirken dengeyi sağlama ilkesine dikkat etmek gerekiyor. Odaklanma ve diğer ilkelerin daha güçlü olarak kullanılmasına katkı sağlayan denge ilkesi eğitimde oldukça önemlidir.
Hz. Peygamber (sav) bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmesiyle korku ve ümidin (havf ve recâ) dengede tutulması eğitim için önemlidir. Tergîb ve terhîb yöntemi işte bu dengenin sağlanmasını ifade eder. İnsanların uyarılması bu yöntem ile olmuştur. Hz. Peygamberin eğitim ve öğretim metodunda denge ilkesini uygulamasının neticesi taltif ve disipline etmek olarak ortaya çıkmıştır.
Bu iki unsur eğitimdeki başarıyı da beraberinde getirecektir. Bu ilke çerçevesindeki uygulamalar öğretime olan ilgiyi artıracaktır. Çünkü insanda fıtraten ödül kazanma ve ceza almamaya dikkat etme duygusu vardır.
Cennet ve cehennemin varlığı bu ilkenin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Eğitimdeki ödül ve cezada dengeli olma ilkesine dikkat edilmelidir.
12- Hatırlatmada Süreklilik
Kur'an-ı Kerim'de Hz. Peygamber için, “(Ey Muhammed!), Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle ile davet et…” buyurulmuştur.
Bu emir gereği Allah Resûlü’nün (sav) eğitim ve öğretim metodunda vaaz-hutbe ve nasihatlerin ayrı bir yeri vardır. Onun yaptığı konuşmaların, vaaz ve nasihatlerinde verdiği öğütlerin ne kadar etkili olduğunu sahabilerin davranış ve konuşmalarında görüyoruz.
Onun eğitim ve öğretim metodunda öğrenmenin ve öğretmenin zamanı, mekânı veya yaşı yoktu. Süreklilik ilkesi esastı, bu sebeple de süreklilik çerçevesinde eğitim öğretim yapıyordu.
13- Allah Rızasını Gözetmek
Bir işin sadece Allah'ın rızasını gözeterek yapılması, hiçbir menfaat ve karşılık beklenmeden icra edilmesi o işin başarıya uluşması için vazgeçilmez bir ilkedir.
Peygamberimiz (sav)’in insanları eğitme ve onların bilinçli hareket etmesini sağlama çabasının temelinde sadece Allah'ın rızası vardı. Onun rızasını kazanmaktan başka bir derdi olmayan birinin, davranış ve uygulamalarındaki samimiyetin varlığını ifade etmek gerekir.
Ne yapacağını iyi bilen ve niçin yaptığının farkında olan bir öğretmenin, görevini yerine getirirken samimi olmasından başka bir yolu olamaz.
Eğitimde yapılan işi karşılık beklemeden yapmak ve bunu Allah rızası için yapmak uygulanacak metodun başarılı olması için yeterlidir. Karşılığını Allah’tan bekleyerek yapılan işteki samimiyet ile başarı ve kalbe yol bulmak mümkün hâle gelecektir.
[1] Bakara, 2/151.
[2] Ahzab, 33/21.
[3] Bakara, 2/129
[4] Müslim, Talâk, 29.
[5] Tevbe, 9/128.
[6] Ebu Davud, Taharet, 136
[7] Saff, 61/2-3.
[8] Ahzab, 33/21.
[9] Müslim, Müsafirin, 139.
[10] Bakara, 2/119.
[11] Tirmizi, İlim, 2.
[12] Tirmizi, Edeb, 80.

.jpeg)
