Rabbimiz Allah şöyle buyurdu: “Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz, mâruf (iyi ve İslâm’a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah’a iman edersiniz…” (Âl-i İmrân, 3/110)
“Rasulullah (s.a.s.)’ dinde nasihatin önemini vurgulamak için üç defa tekrar ederek: “Din nasihattir!” buyurdular. Çevresindekilerin: “Kim için?” diye sormaları üzerine: “Allah için, O’nun Kitabı için ve O’nun elçisi için, müslümanların yöneticileri ve onların umumu için” demiştir. (Müslim, İman, B. 23, Hds. 95- Buhârî, İman, B. 42. (Bab başlığında)
Bir müslümanın, diğer müslümana samimiyetle yaptığı telkin ve tavsiyeye nasihat denir. Nasihat, bir müslümanın din kardeşinin söz ve davranışlarından kendini sorumlu hisse- derek, ona örnek olması ve doğru yönde rehberlik yapmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de, mü’minlerin kardeş oldukları bildirilmekte, birbirlerinin din kardeşi olan mü’minler, gereği gibi birbirlerini uyarıp ikâz edecek ve kardeşine doğru olan yolu gösterecektir. İşte bunun yolu da nasihattir.
Geçmiş kavimler ve Peygamberlere dair bilgilerin yer aldığı A’râf Sûresîndeki bazı âyetlerde (7/62, 68, 79, 93) Nûh, Hûd, Sâlih ve Şuayb’ın, (Allah’ın salat ve selâmı cümlesine olsun) Peygamber olarak gönderildikleri kavimlerine ilâhî emirleri duyurduktan sonra hemen hemen aynı ifadelerle kendilerinin Allah’ın mesajlarını tebliğ ettiklerini ve onlara nasihatçi olduklarını söyledikleri anlatılmaktadır. Bu ayetlerde, Peygamberlerin temel görevlerinin tebliğ ve nasihat kavramlarıyla ifade edilmiş olması bu iki kavramın geniş bir içeriğe sahip olduğunu göstermektedir.
İslâm âlimleri, nasihatin usul ve âdâbıyla ilgili bazı ilkeler benimsemiştir. Nasihatin bazan tepkiyle karşılanabileceğini söyleyerek yalnız kabule yatkın olan kişiye nasihatte bulunmayı öğütler. Esasen nasihate teşekkür etmeyene öğüt vermek çorak araziye tohum saçmak gibidir. Nasihati kabule yanaşmayanlar genellikle kendilerini beğenmiş kimselerdir. Ayrıca nasihat gizli yapılmalıdır. Usulüne uygun bir nasihat insanlar arasında sevgi, saygı ve dostluğu geliştirir, kardeşlik bağlarını güçlendirir İmam Maverdî, (rha.): “Zira nasihat eden kişiye görüş belirtmek düşer. İstişâre edilen kişi başarıyı garanti edemez,” der. (Edebü’d-Dünya ve’d-Din, Sh. 515)
Müslümanların nasihat etme sorumluluğu, bizlerin sadece kendi rahatını düşünen bir top- lum olamayacağımıza işaret eder. İşte bu sebeple bir müslüman, yaşadığı topluma karşı duyarlı olmalı, “Her koyun kendi bacağından asılır” ya da “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” düşüncesinde yanlış ve bir o kadar da İslâm’ın ruhuna ters. Çünkü Müslüman toplumun diğer adı, ‘Ümmet-i Muhammed’dir.
Rabbimiz Kitabı Keriminde Rasulullah (s.a.s.)’e hitaben: “Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, mü’minlere yarar sağlar.” (Zariyāt, 51/55) buyurur. Doğru olanı, en yakınlarımız başta olmak üzere çevremizdekilere sunmak, hepimiz üzerine düşen manevî bir sorumluluktur. Rabbimiz bizleri hakkı hak bilip, ona uyan kullarından eylesin.
“Vuslat Dergisi” olarak bu sayıda, modernitenin hayatımıza girmesiyle bireyleşen İslâm ümmeti “emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker” (nasihat) işlemeye çalıştık. Toplumların ıslahı için nasihatın önemi ortadadır. Var olmak istiyorsak, nesillerimizi kurtarmak ve Rabbimizin rızasını kazanmak için yeniden “emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker” ilkesini hayatımızın olmazsa olmazı yapmalıyız. “Din nasihattır” serlevhası dosya konumuza katkı veren değerli kalem sahiplerinin say’ı gayretlerini Rabbim meşkur eylesin. Gelecek sayıda buluşmak ümidiyle Âlemlerin Rabbi Allah (c.c.) emanet olun.
Selâm ve duâ ile


