19 Nisan 2026 - Pazar

Şu anda buradasınız: / / Gençlere Nasihat
GENÇLERE NASİHAT

Gençlere Nasihat Mustafa Ağırman

Bu yazımda ülkemizin gençlerini karşıma alıp onlara nasihat etmek istiyorum. Özellikle liselerde ve üniversitelerde okuyan gençler ile sohbet etmek istiyorum. Bu okullarda okumayan gençler de sohbetimizi dinleyebilirler. Genç kardeşlerim, ne olur, gelin bizi dinleyin ve kendinizi yetiştirin; kendinizi geleceğe hazırlayın. Kimsenin sizinle ilgilenmesine ihtiyaç duymadan siz kendinizi yetiştirin. Bir insan kendini yetiştirebilir mi? Evet, yetiştirir. Sorumluluğun bilincinde olan bir genç kendinin hocası, öğretmeni ve mürşidi olur ve kendisini yetiştirir. Liselerde okuyan genç kardeşlerim, siz hayatınızın baharındasınız; fidan gibisiniz. Fidan, suyunu zamanında ve iyi almazsa tam manasıyla yetişemez ve bir çınar olamaz. Sizin suyunuz kuvvetli bir imanla birlikte millî ve manevî değerlerdir. Üniversitelerde okuyan genç kardeşlerim; siz ülkemizdeki binlerce gencin arasından seçilip geldiniz. Bir hayli lise mezununun gelmek için can attığı ve gelemediği üniversite sıralarına oturdunuz. Seçilmiş olduğunuzu unutmayın. Yani kendinizi unutmayın; sorumluluğunuzu unutmayın. İnsan neden sorumluluğunu unutur bilir misiniz? Büyüklerini unuttuğu ve onlarla irtibâtı kestiği için ve bir de nerede bulunduğunu yani kendi makamını unuttuğu için sorumluluğunu da unutur. Daha doğrusu kendisini unuttuğu ve kendisini kaybettiği için sorumluluğunu da unutur ve neticede her şeyini kaybeder.

Sevgili gençler! Gelin sizinle büyüklerimizi ve onlara karşı sorumluluklarımızı yeni baştan bir daha hatırlayalım. Büyüklerimizi yeniden bir kez daha gözden geçirelim. Bizi murâkabe edenlerin, gözetleyenlerin olduğunu ve bizim de başıboş olmadığımızı bir daha hatırlayalım. Büyüklerimizin en büyüğü yüce Allah’tır. Her zaman ‘Allahu ekber’ demiyor muyuz? Ne demek ‘Allahu ekber’? ‘Allah en büyüktür’ demektir. Demek ki, bizim çeşitli büyüklerimiz vardır ve bunların en büyüğü yüce Allah’tır. Üstelik yüce Allah, günün her saatinde okunan ezan ve kılınan namazla kendisinin en büyük olduğunu bize defalarca hatırlatıyor. Dikkat ederseniz ‘günün her saatinde’ dedim. Çünkü ezan sesi, günün her saatinde çevreye yayılmakta ve semâya yükselmektedir. Ülkemizden hareketle söyleyecek olursak, Kars ilimizin ezanları bitmeden Erzurum ilimizde ezan okunmaya başlıyor. Erzurum’un ezanları bitmeden Erzincan ilimizin ezanları başlıyor. Erzincan’ın ezanları bitmeden Sivas ve aynı paralelde olan illerimizin ezanları başlıyor. Edirne’de akşam ezanı okunurken Kars’ta yatsı ezanı okunuyor. Bu durumu bir de dünyaya genellediğimiz zaman göreceğiz ki, günün her anında ezan okunmaktadır. Yirmi dört saat içinde ezan okunmayan bir dakika değil, bir sâniye ve hatta bir sâlise bile yoktur.

Sevgili genç kardeşim, bu durum sana bir ders vermiyor mu? Bundan bir ders, bir mesaj almayacak mısın? Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın, kim nereye giderse gitsin yüce Allah, günün her anında kendi büyüklüğünü bize hatırlatıyor. Bir ezanda altı kere, beş vakit okunan ezanda da otuz kere bu cümle tekrar ediliyor. Namazları cemaatle kılıyor ve müezzinin okuduğu kâmete kulak veriyorsan bu tekrar altmış oluyor. Namazdan sonra tesbih çekiyorsan beş vakit namazdan sonra aynı cümleyi yüz altmış beş kere tekrar ediyorsun. Bir de namazın içindeki ‘Allahu ekber’leri sayarsan bak bakalım bu rakam nereye çıkıyor. Bir günde sadece ‘Allahu ekber’ cümlesini bize bu kadar tekrar ettiren yüce Allah unutulur mu? Hele bunun üzerine bir de elhamdülillah ve sübhânallah tesbihlerini koy da bak bakalım netice ne oluyor? Genç kardeşim, bu hakikati ve bu gerçeği iyi düşünmeni tavsiye ederim. Allah’ın varlığı hakkında şüpheye düşmemeni ve ona iyi bir kul olmanı tavsiye ederim. Kim, ne derse desin; Allah vardır ve birdir. yüce Allah, kendisinin varlığı hakkında şöyle buyurur: “Allah şâhid, melekler şâhid ve ilim sahipleri şâhid ki, O’ndan başka ilâh yoktur. Bütün yaratılmışlar üzerine her an adâlet ile hâkim ve kâim O’ndan başka ilâh yoktur. O, azizdir ve hakîmdir.” (Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân sûresi, 3/18)

Sevgili genç kardeşlerim, yüce Allah, bu âyet-i kerîme ile bize şu mesajı veriyor: “Ben, varım. Ben, benim varlığıma şâhidlik ediyorum. Hiç kimsenin etkisi altında kalmayan ve hiçbir günah işlemeyen melekler de benim varlığıma şâhidlik ediyorlar. Kendilerine verdiğim akıl nimeti ile ilim sahibi olanlar da benim varlığıma şâhidlik ederler. Hangi ilim dalı ile meşgul olurlarsa olsunlar, meşgul oldukları ilim onları Allah’ın varlığına götürür. Bunu dışında kim ne derse desin, gerçek değişmez.”

Sevgili gençler! Biz yüce Allah’ın kullarıyız. Bizi yoktan var eden, bize hayat veren, bizi besleyip büyüten elbette O’dur. Bizi bu dünyada yaşattığı gibi öbür dünyada da hesaba çekecek olan O’dur. İnsanları amellerine göre cennete ve cehenneme koyacak olan O’dur. Bu dünya da öbür dünya da O’nundur. Biz O’nun kullarıyız. O, bizim rabbimizdir. O güçlüdür, biz zayıfız. O’nun her şeyi vardır, biz yoksuluz. O yaratıcıdır, biz yaratılmışız. O hiçbir şeye muhtaç değildir; biz her zaman ona muhtacız. Peki, sevgili gençler, neyinize güvenir de onu unutursunuz ve ona isyan edersiniz. Onu unutup ona isyan ettiğiniz zaman kendinize yazık etmiş olmaz mısınız? Evet, bugün onu unutan gençlik kendine yazık etmektedir. Bugün çılgınca bir hayat yaşayan gençler yarın devamlı ağlayacaktır.

Sevgili gençler! Gelin aklınızı başınıza toplayın. Rabbinizi büyük bilin, O’nu tanıyın ve O’na karşı gelmeyin. Bu dünyada ona iyi bir kul olun ki, öbür dünyada da o size sahip olsun. Yoksa ortada kalır ve cehennem zebânîlerinin eline düşersiniz de sizi onların elinden kurtaracak kimse olmaz.  

Sevgili gençler! İkinci derecede büyüğümüz Hz. Peygamber efendimizdir. yüce Allah onu seçip bize peygamber olarak, yol gösterici olarak gönderdi. O, bizim için yaşadı. Bir gece olsun yumuşak bir yatakta yatmadı ve bizim gibi rahat bir hayat yaşamadı. Ümmetini hem bu dünyada hem de öbür dünyada kurtarmak için her türlü sıkıntıya göğüs gerdi. O, her zaman Mekke mihrabından ve Medine minberinden bizlere nasihat etmektedir. Ona kulak verelim. O, bizim dünya ve âhiretimizin mâmûr olması için bize yol göstermektedir. Onun işaretine dikkat edelim. Onu büyük bilelim, onun arkasına takılalım. Onun sünnetine uyalım, onun yolundan gidelim. Bu dünyada iken onun peşine takılalım ki, yarın cennette onunla birlikte olalım. Hangi okulda okuyorsanız okuyun ve hangi işi yapıyorsanız yapın bilin ki, sizin iki tane ders kitabınız vardır. Bunların birincisi yüce Allah’ın kitabı Kur’ân-ı Kerim, ikincisi de Hz. Peygamber efendimizin mübârek ağzından çıkan hadis-i şeriflerdir. Bir insana yaşayabilmesi için nasıl hava, su ve yiyecek lazımsa; bir Müslüman gence de manevî gıda olarak bunlar lazımdır. Bu manevî gıdalar ile beslenmeyen gençler koma halindedir. Etrafınıza bakın, bunlardan binlerce göreceksiniz. Gelin, siz bunlardan olmayın.

Sevgili gençler! Hz. Peygamber efendimizin vârisi olan âlimler yani ilmiyle amel eden âlimler de bizim büyüklerimizdir. Üniversite tahsilinizi yaptığınız şehirde dizinin dibine oturabileceğiniz âlim bir zât bulacaksınız.  Sık sık onu ziyâret edecek ve nasihatlerine kulak vereceksiniz. Âlim bir şahıs yoksa bir dernek, bir vakıf bulup oraya devam edeceksiniz. Yoksa büyük şehirlerde kaybolur gidersiniz. Benim sözümü dinler de bir mürşidin dizinin dibine oturursanız o şehirden ayrılırken üniversite diplomasının yanında bir de manevî terbiye kazanmış olursunuz. Anne ve babalarımız, idârecilerimiz, öğretmenlerimiz, yaş bakımından bizden büyük olan yaşlılarımız bizim büyüklerimizdir. Anne ve babalarımızı üzmeyeceğiz. Hocalarımızı ve öğretmenlerimizi her zaman başımıza tâc edeceğiz. Yaş bakımından bizden büyük olanlara saygı, küçük olanlara da sevgi göstereceğiz.

Bir genç, yüce Allah’a iyi bir kul, Hz. peygambere iyi bir ümmet, anne ve babasına iyi bir evlat, hocalarına iyi bir talebe, büyüklerine karşı iyi ve terbiyeli bir genç, olursa onun dünyası da mâmûrdur âhireti de. Biz de sizin işte böyle bir genç olmanızı istiyoruz. Bu yolda Rabbim yardımcınız olsun. Âmin…Âmin…Âmin…

 

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul