Kimler tâlib olmadı ki! Amma yolda dökülenleri ifâde etmeye hangi yürek dayanır?
Yukarıdaki kurduğumuz cümlenin gizli öznesi “Âlim”…
İlme tâlib olmak her ne kadar önemli bir adım, fedâkârane bir karar olsa da, bu yolda
sabırla istikâmet üzere kalmak, omurgalı duruşu her dâim canlı tutmak, ilme tâlib olanlar
için bedeller ödemeyi icâb ettirdiğini gerek, İmam Ebu Hanîfe’de gerek, İmam Ahmed
b. Hanbel’de ve ismini satırlarımıza sığdıramayacağımız birçok örnek şahsiyette gördük.
Dergimizin giriş yazısını ömrünü adam yetiştirmeye adamış, müslümanların sorunlarına
çözüm bulmak için çaba harcayan, bu uğurda ömür törpülemiş bir zât-ı muhterem yazmış
olsaydı, siz değerli okurlarımıza kilometre taşı olacak cümleler ile kılâvuz olurdu.
Yegâne örneğimiz ve rehberimiz olan Rasulullah (s.a.s.), ilim öğrenmeyi teşvik etmiş ve
Ashab-ı Suffa örnekliğini mirâs bırakmıştır. Gerek barışta, gerek savaşta her halûkârda
Sahabesini eğitmiş ve yetiştirmiştir.
“Ben öğretmen olarak gönderildim” (Dârimî, Mukaddime)
Allah Rasulü (s.a.s.), kendisi öğretmenlik yaptığı gibi, kâbiliyetli Sahabelerini farklı diyâra
öğretmen olarak göndermiştir.
İlmin aktarılması öyle bir şey ki, dünya yaşantısının sona ermesine müteâkib, dirilecek o
güne kadar sevâb hanesini kapatmıyor, hattâ bilgiyi kim aktarmışsa, aktaranlar ne kadar
çok olsa da, hiç birinin sevâbı eksilmeksizin sevâb kazandırıyor. İlmin bereketi bu olsa
gerek!.. Hem emretme ve nehyetme emri yerine getirilip sevâb kazanılıyor, hem de anlatıldıkça,
sevâb kazandırıyor. (Bkz. İbn Mâce, Mukaddime, Hds. 209-210) Allah Teâlâ bizleri,
ilim tahsîl eden ve ettirenlerden eylesin.
Allah Rasulü’nün eğitim metodlarından bazılarını başlıklar halinde sunarak, sizleri dergimizle
baş başa bırakıyor, bu sayımızın da istifâde edenlerin çok olmasını Allah Teâlâ’dan
niyâz ediyorum.
Örnek olarak öğretme (yaşayarak), muhâtablarını bıktırmama, kişisel farklılıkları göz
önünde bulundurma, soru-cevap metodunu kullanma, aklî ve mantıkî îzâhlarda bulunma,
karşılaştırma ve benzetme, şekiller çizerek görsel hafızaya hitâb etme, anlatıda jest ve
mimikleri kullanma, sorulan soruya muhâtaba göre ne eksik ne fazla cevap verme, cevab
sonrası kendi belirlediği önemli başka bir konuya yumuşak geçiş yapma, sorulan soruyu
tekrarlatma, muhâtablar öğrenciler ise verdiği cevâbı tekrar ettirme, öğrencinin doğru
cevâbını takdîr etme, öğrencinin veya ferdin kâbiliyetleri keşfedip geliştirmesi için imkân
sağlama, maddî imkân ve fırsatları ilk önce eğitim için değerlendirme, zaman zaman
espritüel sözler ile öğretme, sözü üç kere tekrar etme, vücûd dilini kullanma, oturuşunu ve
duruşunu değiştirme, cevâbı te’hîr ederek dikkati çekme, uygun durumlar da muhâtabın
omuzunu veya elini tutarak yakınlık kurma, önce vecîz bir şekilde söyleme sonra tafsîlât
verme, madde madde anlatma, vaaz ve nasîhat metodunu kullanma, bir şeyi emretme
veya yasaklama, heveslendirme, düşündürtme (tergîb ve terhîb), ibretlik hikâye ve haberlerle
bilgiyi akla sabitleme, özel hâllerle alakalı konularda gerektiği kadar cümle kurma,
edebe mugâyir kelimeler kullanmama, eğitimde eşitliği gözetme (kadın, erkek, çocuk,
yaşlı, genç ayrımı yapmaksızın bilgiye ulaşma imkânı), sempatizan eğilimleri yönlendirme,
hayırlı şeyleri telkîn etme, ertelenmesi sakıncalı olacak hatâları hemen düzeltme, gerekli
yerde kızma, eğilimi olanlara yabancı dilleri öğrenmesi için teşvik etme, ümmetin hayrı
için duâ etme.
Allah Rasulü (s.a.s.)’in eğitim metodu, Kütüb-ü Tis’a’da bulunabileceği gibi, sünenler, musannefler,
ca’miler, mu’cemler, müsnedlerde de bulabiliriz.
Selâm ve duâ ile…


