20 Nisan 2026 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / / Haklı Savaş!..
Haklı Savaş!..

Haklı Savaş!.. Editör

Savaşa girme hakkı… 

Yegâne Rabbimiz Allah Teâlâ’nın emirlerini göz ardı eden insanoğlu,   insanlık tarihinin değişmez bir gerçeği olmasına rağmen,   savaşın ahlakî ve hukukî açıdan bir konsensüsü günümüze kadar oluşturamamıştır. Bu konunun geniş felsefî ve hukukî açıklamaları uzmanlarına bırakmakla birlikte, günümüzde saldırganlığın ne ahlakî ne de hukukî açıdan meşrûiyetinin aranmadığını, uzak ve yakın İslâm coğrafyamızda, son kertede Gazze’de yaşananlar aracılığıyla canlı şahitleri olarak müşâhede ediyoruz.

Modern dünyada, silah üstünlüğüne ve belli başlı devletlerin himayesine sahip aktörler, yüz yıllık planlar çerçevesinde toplumları siyasî ve ekonomik yönden zayıflatmakta,  hedeflerine aldıkları toplumun insanlarını, hem psikolojik harp teknikleri hem de tecrit baskıları kullanılarak çaresiz bırakılmaktadır. Zemin hazır olduğunda ise, askeri müdahalelerle halkların atalarından kalma topraklarını gasp edip,  savaşın en çirkin yönlerini oranın insanına revâ görmekteler. Bu durum, tarihteki Nemrutların, Firavunların, Ebu Cehillerin ve Hülaguların yaptıkları zulümden hiçbir farkı yok...  Görüyoruz ki, değişen sadece zorbaların kullandığı zulmün araçları. İnsanlık dışı zalimliğin özü ise binlerce yıldır aynı…

Savaşın hakkâniyeti, evrensel/zamanlar üstü ahlakî değerler ışığında değerlendirilmelidir. Bu değerler ise, bizi yaratıp, dünyada yaşamamamızı takdir ederek ahiret hayatımızı inşâ etmemiz için imtihana tabî tutan, en bilen Allah Azze ve Celle’nin merhametinin yansıması olan Vahiy’dir.... En bilene,  her şeyin bilgisine sahip olana tâbi olunmaz da ne olunur ki…

Bu yazının başlığını gören otuz beş yaş altı pek çok kişi, "Haklı savaş mı olurmuş?" diye düşünebilir. Bu durumun temel nedeni, son çeyrek yüzyılda küresel çapta yaygınlaşan, "sevgi iklimi, çiçek, böcek, insan sevgisi" gibi söylemlerle zihinlerin bulandırılmış olmasıdır. Yazımızın dolayısıyla dosya konumuzun başlığıyla alakalı, niçin ve nasıl, sorularının cevapları hiç düşünülmeden genel bir çıkarımla, yukarıdaki anlayış sahipleri tarafından, haklı müdahaleler bile şiddet içerdiği için hor görülmüştür. Şu iyi bilinmelidir ki, bir halkın soykırıma uğraması veya bir devletin egemenliğinin pervasızca ihlâl edilmesi gibi durumlarda, askeri güç kullanımı kaçınılmazdır… "Haklı savaş" tam da bu tür durumlar içindir. Bu satırların amacı şiddeti yüceltmek değil, aksine savaşın ancak başvurulması gereken en son çare olduğu ve belirli ahlakî ve hukukî koşullara tâbi olması gerektiğini vurgulamak içindir.

Amma ve lâkin, Saddam’ın Kuveyt’i işgali ayrıca İran’a saldırısı, ABD ve Batılı kolonyalistlerin yirmi yıl süren Afganistan müdahalesi ve aynı zihniyetin nükleer silah bahanesi ile Irak’a müdahalesi, Rusya-Gürsistan ve günümüzde süregelen  Rusya-Ukrayna savaşı vd... Hangisi haklı savaş?.. Bu çatışmalarda ya,  yer üstü ve yer altı zenginliklere çökmek,  ya düşman olarak görülen devletlere karşı stratejik alanları ele geçirme,  ya da israil’in yaptığı gibi toprak gaspı ile “devlet!” olmaya çabası gibi motivasyonlar yatar…

Görünen o ki, uluslararası arenada "haklı savaş" ilkelerini çoğu zaman bir kılıf olarak kullanılmakta, gerçekte ise jeopolitik çıkarlar, ekonomik hedefler ve bazen de ideolojik saplantılar şekillendirmektedir. Bu durum, "haklı savaş" kavramının kendisini değil, onun istismar ediliş biçimlerini sorgulamayı gerektirmektedir.  7. yüzyılın Orta Çağ insanı, yolculukta tapmak için helvadan put yapar, acıkınca da onu yrdi... Bugün ise, 21. yüzyılın sözde medeni! insanı, işine gelmediğinde kendi ürettiği insan hakları ilkelerini başka toplumlar için yok sayıyor. Görünen o ki küfür cephesinde değişen hiçbir şey yok!..

Vuslat dergisi olarak, İslam coğrafyasındaki gelişmeleri her ay yakından takip eden uzmanların değerli yorumlarını okuyucularımıza sunmaktayız. Bu süreçte bizlere desteklerini esirgemeyen araştırmacı yazar Ahmet Varol'a en içten şükranlarımızı sunarız.

"Sizleri, dergimize yazılarıyla katkı sağlayan değerli hocalarımızın makaleleriyle baş başa bırakmadan önce son bir hatırlatma: Savaş, tüm barışçıl alternatiflerin tükendiği son çaredir."

Ve

“Tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder.” Tarihte ve günümüzde yaşadıklarımızdan dersler çıkarmak ve adaletin ayakta tutulduğu günlerin yakın olması duâsı ile.

Yazar:
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul