19 Nisan 2026 - Pazar

Şu anda buradasınız: / / Mahremiyetini Kaybeden, Kimliğini De Kaybeder
Mahremiyetini Kaybeden, Kimliğini De Kaybeder

Mahremiyetini Kaybeden, Kimliğini De Kaybeder Editör


"Mahremiyet" denildiğinde aklınıza ilk olarak İslâmî anlamda tesettür gelebilir. Bu doğru bir çağrışım olsa da, kavramın anlamı günümüzde çok daha geniş bir yelpazede mânâ verilmektedir. Tıpkı dilimizdeki diğer sözcükler gibi, mahremiyet de kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar kazanıyor ve artık yalnızca giyimle değil, fiziksel mahremiyet, bilgi mahremiyeti, iletişim mahremiyeti, duygusal ve zihinsel mahremiyet gibi farklı boyutlarda ele alınıyor...

 

 Modern çağın medya araçları, beden mahremiyeti konusundaki algıyı ciddî şekilde bozdu. Ebeveyn ve toplumun ferd üzerindeki yönlendirici etkisinin azalttığını gözlemliyoruz. Dijital çağın sunduğu imkânları yanlış kullanan, henüz zihnen olgunlaşmamış bireylerin, sosyal ağlar ve internet platformları aracılığıyla sadece İslâmî değerlere değil, insanlık onuruna da aykırı davranışlar sergilediğini, uzmanların ve  akademisyenlerin çalışmaları ortaya koymuştur. Bu araştırmalar, mahremiyetin hem dinî bir ilke, hem de temel bir insanî değer olduğunun unutulduğunu gözler önüne sermektedir.

Bu durum, özellikle "Benim bedenim" gibi sloganvarî söylemler, kişisel özgürlük adı altında mahremiyetin sınırlarındaki erozyonun boyutunu göstermesi bakımından önemlidir. Bu tür söylemler, bireyin kendi varoluşsal sınırlarını bilmemesinden kaynaklanan bir hadsizlik olarak değerlendirilebilir. Dünya hayatının ve buradaki sınırlı zamanın farkına varamayan, şeytanın ve nefsinin oyuncağı olan birey, kendisine aid olmayan bedenini, imaj kaygısıyla gayr-i ahlâkî tarzda sergilemektedir.

Yukarıdaki cümleler erkek olsun kadın olsun, mahremiyetin tesettür boyutuna işâret ederken, sağlık hizmetlerinde onca imkâna rağmen kişisel mahremiyete özen gösterilememesi, çözümlenmesi gereken bir durumdur. Başka bir ifâde ile, toplumun demografik yapısı göz ardı edilerek, insanların hassâsiyetlerinin dikkate alınmadığı herkesçe mâlûmdur.

Diğer yandan, modern yaşamın dayattığı koşullar da farklı boyutlarda mahremiyet ihlâllerine neden olmaktadır Şöyle ki: Mahremiyet hassasiyeti gözetilmeden yapılan şehir planlaması ve apartman hayatı, gerek ses gerekse görsel anlamda birçok sorunu barındırmaktadır. İslâmî hassasiyetlere sahip olanlar bu sorunları azaltmak için bireysel tedbirler alsa da bu çabalar çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Kalabalık şehirlerdeki toplu taşıma araçlarındaki vaziyet ise ne yazık ki, mahremiyet ihlâlinin yaşandığı bir diğer alandır.

Dijitalleşme ile birlikte mahremiyet ihlâli âdeta bir üst boyuta taşındı. Artık en mâhrem ses ve görüntüler, mobil cihâzlar ve bilgisayarlar aracılığıyla üçüncü şahıslara haberli ya da habersiz servis edilebiliyor. Güvenlik gerekçesiyle yapılan bu kayıtlar, çoğu zaman kişisel alan ihlâlinin sınırlarını da aşmaktadır. Kötü niyetli kişiler, bu ses ve görüntüleri duygusal ve zihinsel mahremiyeti ihlâl ederek hedefteki kişiyi manipüle veya psikolojik manipülasyon yapmak için kullanabilmektedir.

Bu sayımızda, mahremiyet kavramını farklı boyutlarıyla ele alan ve yazılarını dergimizle paylaşan yazarlarımıza en içten şükrânlarımızı sunarız.

Her dâim İlâhî gözetimin altında olduğumuz şuurunda bir hayat sürmemiz temennîsi ile.

“Kuşkusuz Rabbin her ân gözetlemededir.” (Fecr, 89/14).

Selâm ve duâ ile

Not: Yıllarca dergimizin editörlüğünü yapan İlhami Pınar kardeşimizi birinci vefat yılında rahmetle anıyoruz.

 

Yazar:
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul