19 Nisan 2026 - Pazar

Şu anda buradasınız: / / Yıldızlara Baktı Sonra Aya Baktı
YILDIZLARA BAKTI SONRA AYA BAKTI

Yıldızlara Baktı Sonra Aya Baktı Duran Çetin

Putperest bir toplum.

Puta tapıyorlar.

Putları ilah kabul edip istekte bulunuyorlar.

Putlar işlerine geliyor.

Düzenlerini/sistemlerini onlar üzerinden yürütüyorlar.

Babası da onlardan biriydi. Putlara olan alakayı sürdürmek için elinden geleni yapıyordu. Put yapıp insanlara put satıyordu. Put üzerinden gelir elde ediyordu…

İşte böyle bir toplumda doğdu o.

Allah'ın verdiği aklını kullandı.

Aklıselim ile hareket etti.

Temiz akıl yaratıcıya götürürdü. Düşündü ve bir yolculuğa koyuldu…

İçindeki güzel duygular ile babasına yaklaştı. Onun gittiği yolun yol olmadığını bildi ve bundan uzak durması için onunla konuştu.

Anlattı.

Örnek verdi.

Düşünmesini istedi.

Düşünseydi bulacaktı gerçeği.

Akletseydi farkına varacaktı yaptığı işlerin boş olduğunu…

Babasının kendi elleriyle yontup sonra da taptığı putları görünce içten içe üzüldü ve ona gerçeği göstermek istedi:

“Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” (Meryem, 19/42)

Bununla de yetinmedi ve gidilmesi gereken yolu da tarif etti:

“Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.”

“Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahman’a isyankâr olmuştur.”

“Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahman tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.” (Meryem, 19/43-45)

İbrahim’in babasına yaptığı uyarılar ve şeytanın yolundan alıkoyma isteği sonuçsuz kaldı. Oğlunun çağrısına kulak vermek yerine tehditler savurdu.

Bir nevi meydan okudu.

Babası,

“Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi. (Meryem, 19/46)

Bütün olup bitene rağmen ondaki güzel hasletler, babası hakkında güzel düşünmeye devam etmesini sağladı. Onun için iyilik isteği devam etti.

İbrahim, babasının bu tavrına rağmen ona şöyle dedi:

“Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.” (Meryem, 19/48)

Bütün bu güzel duyguları ile güzel bir evlatlık örneğini sundu.

Tavrındaki bu yumuşaklık babası içindi. Onu hak yolu bulmasına yol açacak bir uyarıydı.

Babanın değerini ortaya koydu. Babaya saygıyı ilan etti…

Çünkü İbrahim, son derece merhametli, ince ruhlu ve daima Rabbine yönelen bir kimseydi.” (Hud 11/75)

İnsan.

Akıl ve konuşma yeteneği ile donatılmış ve düşünme özelliği ile olayların iç yüzünü anlama gücü elde etmiş bir varlık.

İnsan.

Seçilmiş ve kıymetli kılınmış.

İnsan.

İlahi ruhtan üflenmiş.

İnsan.

Kâinattaki her şey emrine amade kılınmış.

Sadece inanması ve inanmış olarak kulluk etmesi dilenmiş.

Sadece kulluk…

İnsan/İbrahim.

Yaratılanı düşündü.

Yaratılanı düşünerek yol aldı.

Yaratıcının varlığına inanmadığını söyleyene göstermek içindi yaptıkları.

Onun gücü ve kuvvetini anlaması için örnekler verdi.

Yaratan Allah'a sükûnet içinde ulaşmaktı niyeti…

Hep iyi düşündü, insanların iyiliğine olan ile yol yürüdü. Öyle ki babasına bir söz verdi. Onun için dua edecekti. Verdiği söz onun çok içli oluşundandı.

“İbrahim’in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.” (Tevbe, 9/114)

İnsan/İbrahim.

Yumuşak huylu ve hilm sahibi.

Ne güzel özellikler...

Ne güzel insan.

Ama babasının Allah düşmanı olduğu ortaya çıkınca durdu ve düşündü.

Düşündü ve hemen ondan uzaklaştı.

Allah'a düşman olan birine yakın olamazdı.

İradeliydi.

Yumuşak huyuna rağmen yerini ve tarafını hemen belirledi.

İnsan/İbrahim.

İtaatkâr.

Allah'a itaat etti. Onun dostunu dost edindi, düşmanını da terk etti.

Allah'a dost oldu…

Dost İbrahim…

Bir gün babası Azer’e şöyle seslendi:

“Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” (Enam, 6/74)

Bütün uyarılar fayda vermedi. İnadında devam etti. İnatlarında devam ettiler…

***

İbrahim.

Allah ona bilgi öğretti, gökteki ve yerdeki hükümranlıkları gösterdi. İmanı ile yola devam etti.

Koyu gece karanlığında parlak bir yıldız dikkatini çekti. Gündüz olup yıldız görünmez olunca “Ben öyle batanları sevmem” dedi.

Sonra ay…

Ay’ı gördü. Daha parlaktı. Daha gösterişli. Daha…

Sonrasında Güneş.

Kocaman. Devasa ve etkileyici. Birçok güzellikleri sunuyor.

Onların hiçbirinin Rabb olamayacağını söyledi.

Olamazdı, onlar da yaratılmışlardandı.

Bütün yaratılmışların bir yaratıcısı olmalıydı.

Bu gök cisimleriyle ilgili söyledikleri halkın da dikkatini çekmişti.

İşte tam da o anda.

Herkesin anlayacağı bir şekilde, gerçeklerin anlaşılması için şöyle söyledi:

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” (Enam, 6/79)

Halkın gerçeği görmesini, düşünmesini ve anlamasını sağlamak içindi bu yaptıkları.

Onun bu konuşmaları, halkın önünde söz sahibi olanların/ileri gelenlerin hoşuna gitmedi.

Hiç hoşuna gitmedi.

Ne güzel geçinip gidiyorlardı.

Halkı sömürüp düzenlerini devam ettiriyorlardı.

Gelir kapılarının inkâr edilmesi onları rahatsız etti.

Bu da neydi böyle; eski köye yeni adet…

Olmazdı. Buna izin veremezlerdi.

Verirlerse kendi sonları olurdu.

Bu işi kökten çözmek için halkı kışkırttılar:

“İbrahim, dininizi yok etmek istiyor, ilahlarınızı ortadan kaldırmak istiyor. Buna izin mi vereceksiniz?”

Tahrik edilen halk, onunla tartışmaya girdi. Seviyesiz tartışmalar…

Tartıştılar.

Bütün bu kurmaca karşısında tek başına dimdik durdu.

Durdu ve cevaplar verdi.

Belki birkaçı anlardı.

Umut etti. Umut ile seslendi:

“Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” (Enam, 6/80)

İbrahim gerçeğin anlaşılması için konuştu.

Sizin taptıklarınızdan korkmam. Ben onların gücü olduğuna da inanmam. Şu tapıp durduğunuz putlar benim için hiçbir şey ifade etmez.

Yıldızlar da öyle. Onların bir şey yapma güçleri yok. Allah'ın çizdiği kaderin dışına çıkıp bir şey yapamazlar.

Ay da güneş de böyle. Allah'ın emri ile belirlenen rotalarında yürüyorlar…

Hatta sizi kışkırtan, sizi sömüren, sizi köleleştiren azgın yöneticilerinizden de korkmuyorum.

Korkmam çünkü her şeye kadir, her şeyi yöneten bir Allah var. Ben Allah'a inandım, ona güvendim, ona dayandım…

Sizin korkutmalarınızı reddediyorum. Çünkü Rabbim başıma kötü bir şey gelmesine izin vermedikçe, hiçbir varlık bana zarar veremez!

Gelin bunları düşünün.

Allah her şeyi bilir.

Olup biten her şey onun bilgisi iledir.

Düşünün ve öğüt alın.

Yaratılmışlara ibret ile bakın…

Öğüt alın!

Bu bir meydan okuyuştu.

İmanla yoğrulmuş bir haykırış.

Üstelik bütün tehditleri ters yüz eden bir duruş.

Allah'a ortak koşanların gerçeği reddetmesine bir reddiye.

Bir çağrıydı düşünmeye: Güven içinde olmaya kimin daha layık olduğu ile ilgili bir hatırlatma.

Her şeyin sahibi olan Allah'a iman eden mi güvende yoksa ona karşı putlara taparak müşrik olanlar mı?

Sahte ilahlardan korkulmaz.

İnsanların kendilerinin ürettiği düşüncelerle hiçbir değeri olmayan şeylere bağlanılmaz.

Bunu anlattı.

Bunu haykırdı.

Bu haykırış hâlâ devam ediyor.

Hâlâ ilah sayılanlara, ilahlaştırılanlara, ilahlık taslayanlara bir uyarı olsun diye zamanın derinliklerinden bir sesleniş.

Bu sesleniş çağlara ve ötesine:

“Sahte ilahlardan korkulmaz!”

Bütün bunlar hakikat içindir. Hakikat anlaşılsın diyedir.

Halkın gerçeği düşünmesi için bir uyarıdır.

İbrahim Peygamberin gerçeği öğretme yöntemidir.

Bu yol, gönüllere gidecek olan yoldur.

Allah'ın elçisini desteklemesidir.

Allah'ın gösterdiği ve öğrettiği şeydir:

“İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.” (Enam, 6/83)

 

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul