19 Nisan 2026 - Pazar

Şu anda buradasınız: / / Et-tirmizî Ve Câmi'î
Et-tirmizî Ve Câmi'î

Et-tirmizî Ve Câmi'î Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan

Ebu İsâ künyesiyle meşhur Muhammed b. İsâ b. Sevre et-Tirmizî, Tirmiz'de 209/827 yılında doğmuştur.[1]

Tirmizî, Arabistan, Mezopotamya, İran ve Horasan gibi çeşitli ilim merkezlerine hadis öğrenmek için seyahatler yapmıştır. O, Buhâri, Müslim ve Ebû Davud gibi öteki kütüb-i sitte müellifleriyle görüşmüştür. Kütüb-i sitte imamlarının müştereken ilim aldıkları on şeyhe[2] ilave olarak Tirmizî, Ali b. Hucr el-Mervezî (243/857), Süveyd b. Nasr b. Süveyd el-Mervezî (240/854), Kuteybe b. Saîd es-Sekafî (240/854), Ebû Mansur Ahmed b. Ebî Bekr (242/856), Muhammed b. Abdilmelik b. Ebi'ş-Şevârib (244/858), İbrahim b. Abdillah b. Hâtim el-Herevî (244/858) ve İsmail b. Musa el-Fezâri es-Süddî (245/859) gibi meşhurlardan ilim almış ve hadis rivâyet etmiştir.[3]

Kendisinden de birçok kişi ilim almıştır.[4]

Ömrünün sonuna doğru gözlerini kaybetmiştir.[5]

 279/892 tarihinde Tirmiz'de vefat etmiştir.

Kendisi hakkında devri ulemâsının gerçekten gıbta edilecek değerlendirmeleri ve övgüleri vardır.[6]

 

el-Câmi'u's-Sahîh  veya “Sünenu't-Tirmizî”

Hadis ilminin muhtelif şubelerine dair eserleri[7]  bulunan Tirmizî’nin meşhur eseri Sünenu't-Tirmizî[8] diye bilinen el-Câmi'u-s-Sahîh'idir. Biz onu, asıl ismine ve muhtevâsına en uygun olan yerde Câmi'ler arasında incelemeyi tercih ettik. Ayrıca, Tirmizî’nin Câmi’sinin kütüb-i sitte'nin üçüncü kitabı olduğuna dair ileri sürülen görüşü[9] de benimsemiş bulunmaktayız. Bu benimsemede kitabın “Câmi” niteliği önemli bir faktördür.

Tirmizî, eserini Hicaz, Irak ve Horasan âlimlerine sunmuş, hepsi de beğenmişlerdir. O, kitabı hakkında “Kimin evinde bu kitap bulunursa orada konuşmakta olan Peygamber var demektir.[10] şeklinde konuşmaktadır. Yine O; “iki hadis dışında” kitabındaki bütün hadislerin ma'mûlun bih olduklarını da söylemektedir.[11]

Câmi', ale'l-ebvâb bir tertibe sahiptir. Tahâretten İlel'e kadar uzanan 46 kitabı ihtiva etmektedir. Concordance'a göre câmi; 46 kitab içinde 2496 bâb[12]  ve A.M. Şakir (1958)’in tahkiki ile başlayan baskıya göre de 3956 hadisten[13] meydana gelmektedir. (Tuhfetu'l-ahvezî şerhi ile birlikte olan baskıda hadis sayısı 4051'dir.)[14]

Tirmizî, diğer müelliflerin “Kitab” ismini verdiği bölümlere “ebvâb” başlığını koymuştur .“Ebvâbu't-tahâre” gibi. O, bu ifâdeyi “an rasûlillahi sallallahu aleyhi vesellem” cümlesiyle tamamlar. Bununla da o, zikredeceği hadislerin “merfu” karakterine işaret eder.[15] “Ebvâb” kelimesiyle de hadisler üzerinde yapacağı usulî ve fıkhî değerlendirmelere zemin hazırlamayı hedefler. Nitekim mevkuf ve maktu hadisler Tirmizî'de merfu hadislerin değerlendirilmesi sadedinde sevkedilmişlerdir. Buhârî bu iki çeşit hadisi bâb başlıklarında muallak olarak verir. Müslim ise bu iki çeşit hadise hiç yer vermez.[16]

Bab başlıklarının (“terceme”) tanziminde Buhârî’ye paralellik gözükürse de, kısa ve net oluşu ve bir de fikhî görüşler ihtivâ etmemesi bakımından ondan ayrılır. Çoğu kere bâb başlıkları, o bâbın hadislerindeki ifâdeleri taşır. Bu yönden de hadislerle “terceme” arasındaki münâsebeti bulmak pek kolay olur. Oysa Buhârî, kendi fıkhî görüşlerini bâb başlıklarında verdiği için tercemelerin uzunluğuna ilâveten, o başlık altında zikredilen hadisler arasındaki münâsebeti yakalamak da ayrıca bir dikkati ve düşünmeyi gerektirir.

Tirmizî, bâb başlıklarının tanziminde ayetlerden çok nadir olarak yararlanmıştır. Buhârî ise, birinci derecede âyetlerden tercemeleri oluşturur.

Görüş ayrılığı bulunan konulara dair olan bâb başlıklarını “hel” ve “keyfe” gibi soru edâtlarıyla verir. Aralarında nesh cereyan etmiş olan hadisleri de önce mensuhu bir bâbta, hemen peşinden nâsihi de bir başka bâbta zikretmek suretiyle peş peşe sıralar. Söz gelimi, K. Tahâre 6-7, 8-9, 58-59, 61-62. bâblarda bu uygulama açıkça görülmektedir.

Tirmizî, bâb başlığı altında bir veya birkaç hadisi verdikten sonra, sırasıyla şu işlemleri yapar:

a. Hadisin sıhhat durumu (Hasen, sahih, zayıf, garib olduğunu) mutlaka açıklar.

b. Râvilerin durumunu, varsa seneddeki illeti beyân eder.

c. Hadisin -varsa- diğer tariklerini verir.

d. Konuyla ilgili, diğer sahâbilerden yapılmış rivâyetler varsa, onlara da “ve fil-bâbi an fülânin ve fülân....” diyerek, sahabî isimlerini vermek suretiyle işaret eder.

e. O konuda fukahanın görüşlerini, hadisle nasıl ihticac ettiklerini, ulemâ arasında ittifak mı, ihtilâf mı bulunduğunu anlatır. İcma varsa, mutlaka işaret eder. Bazen de uygulamanın hangi yönde olduğunu gösterir.[17]

Tirmizî, yer yer verdiği lafzın hangi raviye ait olduğunu (bk. Savm 28), bazen de ravîlerin hadisi rivâyet ederken kullandıkları lâfızların hangisi olduğunu (bk. Zühd 1) açıklamayı da ihmal etmez. Birleştirdiği senedler arasına (ج) koyar ve mana farkı doğuracak kelimelere işaret eder (bk. Tahâret 1).

Tirmizî, hadisin farklı senedlerini verdikten sonra (Müslim gibi) metni tekrar etmez ve “nahvehu”, “mislehu” gibi kelimelerle yetinir (bk. İman, 3, 53) Bazen de “nahve hâzâ” ifâdesini kullanır (bk. İman, 2).

Garîbul-hadis ve muhtelifu'l-hadis gibi meselelere de Tirmizî yeterince Câmi'in de yer vermekte, bazen kendisi (bk. Zekat 33), bazen de bir başkasından sorarak (bk, Ahkam 38) öğrendiği şerhleri zikretmek suretiyle açıklamaktadır. İki hadis arasındaki teâruzu, ulemânın görüşünü nakletmek suretiyle gidermektedir (bk. Şehâdât 4).

Tirmizî “Hasen” terimini belli bir muhteva için[18]  kullanmıştır. Kendisinden önceki müelliflerce kelime sözlük anlamında kullanılmaktaydı.

Tirmizî’ye ait görüşler, Câmi’de “Kâle Ebû İsâ” girişiyle verilmiş bulunmaktadır.

Tirmizî'nin Câmi'inin son kitabı ilel'dir. Bu, sadece Tirmizî’ye ait bir özelliktir. Diğer hadis kitablarında bu yoktur. Sonda olmakla beraber bir tür mukaddime niteliğindedir.[19]

Abdülaziz ed-Dihlevi (1239/1824) Tirmizînin Câmi'ini şu dört özelliğe sahip olmakla övmektedir:

a. Tertibi mükemmeldir, tekrar yoktur.

b. Fakihlerin kanaatlerine, yer yer de istidlâl usullerine işaret eder.

c. Hadislerin sıhhat durumlarını, bilhassa illetlerini açıklar.

d. Hadis ricâline dair değerli bilgiler verir.[20]

Yukarıdan beri sıraladığımız özelliklerin bir özeti demek olan Abdülaziz ed-Dihlevî'nin bu tesbitleri de göstermektedir ki, Tirmizî'nin Câmi'i, usûle ait kaidelerin tek tek hadislere uygulanması, bir başka ifâde ile usûl ile furûun birleştirilmesi açısından fevkalade önem ve değere sahiptir.

Tirmizî'de bir tek “sülâsi” nitelikli hadis bulunmaktadır (bk. fiten 73).[21]

Tirmizî, hadislerin sıhhat durumunu tesbit için çoğu kere mürekkeb terimler kullanır. Bu terimleri şöylece sıralamak mümkündür:

Sahîhun Garîbun: Hadis, tek senedi olmasına rağmen sıhhat derecesine ulaşmış demektir.

Hasenün Garîbun: Hadis sahih de değildir, zayıf da.” (Hasen li zâtihi).

Hasenün Sahihun: Hadisin bir kaç senedi vardır ve hadis sahih derecesine ulaşmıştır. Hadis hem hasendir hem de sahih, bir senedden hasen, bir senedden sahih'dir.

Hasenün Sahihun Garibun: “Hadis hasen ve sahih olmakla beraber, bazı tariklerinde ğarâbet vardır” demektir.[22]

Nurettin İtr bu konudaki tetkikinin sonucunu şöylece özetlemektedir:

نتيجة التحقيق: 

والخلاصة التي تجمع ما أدى اليه التحقيق في هذه العبارات المركبة هي: ان الحديث اذا كان باسناد واحد وقد بلغ الصحة قال الترمذى صحيح (غريب). وقد يريد الغرابة سندا لا متنا، فإذا كان دون الصحة لكنه ليس بضعيف وهو الحسن لذاته عند المتأخرين فانه يقول حسن غريب، واذا تعدد الاسناد وبلغ الحديث الصحة قال حسن صيحيحالمعنى (حسن) وصحيح) واذا كان في بعض طرقه غرابة قال (حسن صحيح غريب) واذا كان الحديث باسناد فرد، وقد تردد فيه بين الحسن والصحة للخلاف بين العلماء، فانه يقول (حسن صحيح غريب) ويبين ذلك التفرد والكلام على تقدير (أو)، فاذا كانت الغرابة نسبية فالمعنى على ما ذكرنا في (حسن صحيح). والله أعلم.

Buhâri, talebesi olan Tirmizî den iki hadis almıştır: Tirmizî için bu durum ayrıca bir mazhariyettir.[23]

Tirmizî, Müslim'den bir tek hadis rivâyet etmiştir.[24] Bu, “rivayatu'l-akran kabilindendir.

Tirmizî’nin Câmi’i, hadis kitaplarının ikinci tabakasına dahildir.[25]

Câmi' in Rivâyet Nüshaları

Tirmizî’nin Câmi’înin rivâyet nüshaları hakkında yazılmış bulunan yegane makale J. Robson'a aittir.[26] Malesef biz bu makaleden istifâde edebilmiş değiliz. Ancak Tirmizî şârihi Mübârekfûrî, Tirmizînin 6 râvîsinin bulunduğunu bildirmektedir.[27]

1. Ebu'l-Abbas Muhammed b. Ahmed Mahbûb (346/957)

2. Ebû Saîd el-Heysem b. Kuleyb eş-Şâsî

3. Ebû Zerr Muhammed b. İbrahim

4. Ebû Muhammed el-Hasen b. İbrahim el-Kattân

5. Ebû Hamid Ahmed b. Abdillah et-Tâcir

6. Ebû'l-Hasen el-Fezârî

Bunlardan Ebu'l-Abbas Muhammed b. Ahmed Mahbûb en önemli râvidir. Elimizdeki Tirmizî nüshaları bu zâtın rivâyetine dayanmaktadır.[28]

Câmi'in Baskıları ve Şerhleri

Tirmizî'nin Câmi’i, iki cild halinde Bulak'ta 1292'de; Mübârekfûrî'nin şerhi ile birlikte 1341-1353 yıllarında Delhi'de 4 büyük cild halinde basılmıştır.

Ayrıca ilk iki cildi Ahmed Muhammed Şakir (1378/1958), 3. cildi M. Fuad Abdülbâkî, 4 ve 5. cildleri de İbrahim Atve Avd tarafından tahkik edilen Mısır (1356/1937) baskısı da bulunmaktadır. Piyasada mütedâvil olan bu baskıya A. Muhammed Şakir tarafından yazılmış bulunan 100 küsur sayfalık mukaddime, eseri, müellifini ve muhakkıkın ilmî kitab neşri konusundaki fikirlerini ihtiva etmektedir. Pek değerlidir.

Ancak bu baskının I. cildinin 278. sahifesinden itibaren ikinci cildin sonuna kadar olan kısmın kitab ve bâb rakamlarını III. cildin başında M. Fuad Abdülbâki tarafından verilen cedvele uygun olarak düzeltmek gerekmektedir. Bu yapılırsa Concordance ve Miftâhu Kunûzi's-sünne'deki kitab ve bâb numaraları ile mutabakat sağlanmış olacağından kulanım kolaylığı doğacaktır. Malesef bu baskının 4 ve 5. cildlerinde de kitab numaralarında karışıklık gözükmektedir. Concordance'a görür 46 kitabtan oluşan câmi', bu baskında kitâbu'l-ilel dahil 51 kitab olarak rakamlanmış bulunmaktadır.

Câmi', Suriyede Concordance'a uygun olmayan şekilde on cilt halinde 1385-1388/1965-1968 yılları arasında İzzet Ubeyd ed-Duâsî'nin tahkiki ile basılmıştır. Bu baskının sonunda hadislerin alfabetik fihristi bulunmaktadır. (“Miftahu Süneni't-Tirmizî”) Bu fihrist önemlidir.

Tirmizî’nin mütedâvil şerhlerinin başında Ebû Bekr Muhammed b. el. Arabî (543/1148)'nin Ârızatu'l-ahvezî alâ kitâbit-Tirmizî” adını taşıyan 13 cildlik şerhi gelmektedir. Bu şerhin ilk 7 cildi 1350'de el-Matbaatu'l-Misriyye'de, mütebâkî cildleri de 1352'de Matbaatu's-Sâvî'de basılmıştır. Sayfa başlarında Tirmizî'nin metni yer almaktadır. Ne var ki, bu baskı ciddî bir tashih görmediği için güvenilir değildir.[29]

Muhammed Abdurrahman b. Abdirrahmin el-Mübârekfûrî (1353/1934) tarafından Tuhfetül-ahvezî Şerhu Câmi'it-Tirmizî adıyla kaleme alınmış olan şerh 4 büyük cild halinde Hindistan'da 1353'de basılmıştır. Bu şerh 10 cild halinde de basılmış bulunmaktadır. Ayrıca bu baskıya ilave edilmiş olan iki cildlik “Mukaddimetu Tuhfeti'l-ahvezi”, gerek Tirmizî'nin Câmi'ini ve gerekse Hadis edebiyatı'nı tanımak açısından oldukça önemlidir.

Tirmizî'nin Câmi'i yazılmış diğer şerhler hakkında özet bilgiyi Sezgin'in Tarihu't-turasi'l-arabî'sinde (I, 395) ve Mübârekfûrî'nin “Mukaddımetu Tuhfeti'l-ahvezî'sinde (I, 369-386) bulmak mümkündür.

Tirmizî'nin el-İlel ve eş-Şemâil eserleri dolayısıyla hakkında pek çok eser verilmiştir.

Câmi'in üzerinde mukayeseli bir ilmî araştırma Nurettin İtr tarafından gerçekleştirilmiştir.[30]

Tirmizî'nin Câmi'i, “Sünen-i Tirmizî Tercemesi” adıyla O. Zeki Mollamehmedoğlu tarafından sened kısmları atlanarak Türkçeye tercüme edilmiş bulunmaktadır. 6 cild halinde basılmış olan bu tercümede, hadis metinlerinden sonraki Tirmizî'ye ait değerlendirmelerin Arapça metinleri verilmeden tercümeleri yapılmıştır.[31]

Üç Câmi'in Mukâyesesi

Sahihayn'ın birbiriyle mukâyesesini, önemli bir kaç noktaya dikkat çekmek suretiyle daha önceki sahifelerde vermiştik. Burada Câmi' adını taşıyan üç eseri birbiriyle karşılaştırmak istiyoruz.

Burada sunacağımız bilgiler, hemen tamâmen Prof. Dr. Nureddin İtr'in “el-imam et-Tirmizî ve'l-muvâzenetü beyne câmiihi ve beyne's-Sahihayn” adını taşıyan değerli araştırmasından; A. M. Şakir (1958)'in Tirmizî'nin Câmi'ine yazdığı kıymetli mukaddime'den ve Mübârekfûrî (1353/1934)'nin “Mukaddi-metü Tuhfeti'l-ahvezî adlı önemli eserinden yapacağımız iktibaslardan ibâret olacaktır.

Tirmizî, hadisçilik nokta-i nazarından Müslim'e; fikhu'l-hadis noktasından da Buhârî'ye ait özellikleri, onlara yakın ölçüde kendisinde toplamış bulunmaktadır. Böylece her ikisinin maksat ve gâyelerini eserinde gerçekleştirmeye çalışmıştır.

Hadis kabulündeki şartlar açısından Buhârî ve Müslim'den daha hafif bir tutum içindedir.

“Hasen” hadis terimini belli bir muhtevaya kavuşturması açısından Sahihayn'dan farklı bir nitelik arzetmektedir.

Tirmizî, Buhârî ve Müslim'den çok daha fazla zayıf hadis ihtiva etmektedir. Ancak bu hadislerin durumunu da açıklıkla ortaya koymaktan çekinmez.

Ahmed Muhammed Şakir, Tirmizî'nin, kütüb-i sitte ve öteki hadis kitablarının hiçbirinde bulunmayan 3 özelliğe sahip olduğunu bildirmekte ve bu özellikleri şöylece sıralamaktadır:[32]

1. Bir konudaki hadisi verdikten sonra, o babta, kendisinden hadis rivâyet edilmiş olan sahâbilerin isimlerini verir. Bu bir çeşit tahric'dir. Bu basit bi tahric değildir. Şârih Mubârekfûrî, Tirmizî tarafindan işaret edilen hadislerin kimler tarafından kaydedildiğini araştırmıştır. Ancak çoğu kere “kaynağını araştır!” diyerek, durumun tesbitini okucuya bırakmak zorunda kalmıştır. Bunun anlamı, Tirmizî'nin bildiği rivâyetleri bugün bile tam olarak tesbit edememekteyiz, demektir.

2. Çoğu kere fikhî konulardan fakihlerin görüşlerini ve görüş ayrılıkları delillerine de işaretle verir. Konuya ait müteârız hadisleri zikreder. Bu da hadislerle amel edebilmek açısından pek önemlidir.

3. Tirmizî, hadislerin illetlerini göstermekte fevkalâde ısrarlıdır. Hadislerin sıhhat derecelerini, rical tenkidleriyle birlikte güzelce verir. Böylece onun kitabı usûle ait kaideleri, özellikle ileli hadislere tatbik eden yegane kaynak durumundadır. Bu sebeple de onun kitabı hoca-talebe ve araştırmacılar en pratik ve faydalı bir kaynaktır.[33]

 


[1] Sıddîki’nin Mekke'yi doğum yeri göstermesi (H. E. Tarihi, s. 104) kendisine ait bir tesbit olarak gözükmektedir.

[2] bk. A. M. Şakir, el-Camiu's-sahîh, I, 81 (mukaddime).

[3] Şakir, a.g. yer. I, 82; İtr, el-İmamu't-Tirmizî, s. 12-15.

[4] bk. Şakir, a.g. yer, I, 83; İtr, a.g.e., s. 21.

[5] İtr, age, a. 10-11.

[6] bk. Şakir a.g. yer. s. 84-90; İtr, a.g.e., s. 21-22: İbn Hazm’ın (453/1061), Tirmizî'yi tanınmayan (“meçhul”) biri diye tanımlaması, Tirmizî ve eserinin o yıllarda Endülüs'e ulaşmamış bulunmasındandır (İtr, a.g.e., s. 22; Şakir, a.g. yer, I, 86).

[7] bk. Sezgin, Tarihu't-turâs, I, 204-206.

[8] Bu isim, “daha çok ahkâm hadislerini ihtivâ etmesi” dolayısıyla verilmiş olabilir (bk. İtr, Menhec, s. 199)

[9]  bk. Katib Çelebi, Keşf, I, 559; Mübârekfûrî, Mukaddimetu Tuhfeti'l-ahvezi, I, 394-5;

İtr, a.g.e., s. 62-63; Şakir, a.g. yer, I, 87-88:

[10] Zehebî, Tezkire, II, 634.

[11] bk. Câmî V, 736; Ibn Receb, Şerhu İleli't-Tirmizî, s. 43; İtr, a.g.e. s. 55. Mübârekfûrî, bu ifadesini Câmi'de ve İlel'de bulamadığını söylüyor. (Muk. Tuh. Ahvezî, I, 368)

[12] bk. M. F. Abdülbakî, Teysiru'l-menfe'a, el-Fihrisu't-tafsili li Câmii't Tirmizî) 1-43.

[13] A. M. Şakir (tarafından başlatılan baskı) Tirmizî, V. 735.

[14] bk. M.Tuhfetu'l-ahvezî, X, 456.

[15] bk. Mübârekfûrî, Tuhfetu'l-ahvezî, I, 19.

[16] bk. İtr, a.g.e., s. 214-219.

[17] bk. Tirmizî, Salât 5; İman 17.

[18] bk. İlel, (Câmiu's-sahih, V, 758).

[19] İbn Receb el-Hanbeli (795/1393) tarafından İlel'e değerli bir şerh yazılmıştır. Bağdat, 1396/1976.

[20] Bustân, s. 196.

[21] Afif Muhammed b. Nuruddin, Süläsiyyatu't-Tirmizî, Nuruosmaniye ktb. 576/2 (vr. 7ª.8b): Abdulhamid Şanüha Tahricu süläsiyyat, s. 41. Beyrut, 1985.

[22] Tirmizî’nin kullandığı ıstılahların anlamları hk. da geniş bilgi için bk. İtr, a.g.e., s. 185-199.

[23]  bk. Tirmizî, Menâkıb 21 (V, 640), V, 408'de olmam gereken ikinci hadisten sonraki ibare, elimizdeki nüshada bulunmamaktadır. Ayrıca bk. Ebû Gudde, “et-Tirmizî el-İmam el-muhaddis”, Rabitatu’lâlemil-islâmî, muharrem, 41-42.

[24] bk. Tirmizî, Savm 4 (Müslim bu hadisi kendi kitabına almamıştır).

[25] bk, ed-Dihlevi, Huecetullahi'l-bâliğa, 1, 283.

[26] J. Robson, “The Transmission of Tirmidhi's Jami”, BSOAS, Bulletin of the School of oriental and African Studies: (Mecelletu Ma'hedi'd-dirâsâtiş şarkıyye vel-ifrîkıyye), 16/1954/258-270).

[27] Mübârekfûrî, Mukaddimetu Tuhfeti'l-ahvezî, I, 360-361.

[28] Şakir, el-Câmi'u's-sahih, 1, 9, 15 (mukaddime) Ayrıca bk. Robson J., The Transmission of Tirmidhi's Jami; BSOAS, c. XVI, . 258-270, 1954 (London).

[29] bk. A. M. Şakir, el-Câmi'u's-sahih, I, 7-8 (mukaddime); Ebû Zehv, el-Hadis ve’l-muhaddisûn, s. 417.

[30] İtr, el-İmamu't-Tirmizî ve'l-muvâzenetu beyne câmiihi ve beyne's-Sahihaya, 1390/1970.

[31] İstanbul, 1975. bk. Dr. el-Hüseyni Abdülmecid Hâşim, "Câmiu't-Tirmizî, Turasul-insaniye, V-2, 606-619, Kahire ts. (Derli toplu bir makale)

[32] Şakir. el-Câmiu's-Sahih, 1, 66-70 (Mukaddime).

[33] Yukarıdan beri sayılan özellikleri ve bilhassa memleketimizdeki hadis öğretiminin usul bilgilerine pek muhtaç olması sebebiyle, Tirmizî’nin Câmi'i esas alınarak diğer hadis kitaplarından da karşılaştırmalı metinler seçerek yapılacak tedrisat, kısa zamanda olumlu sonuçlar verecektir. Kitabu'l-iman'ı konu alan Hadis I Programını Tirmizî'yi esas almak ve Buhârî’den mukayeseler için yararlanmak suretiyle 1984-85 ders yılı, I. sömestrde yaptığım deneme bu açıdan şahsen bana ümit vermiştir.

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul