13 Mayıs 2026 - Çarşamba

Şu anda buradasınız: / / Kalpleri İşgal Eden Şeytan: Dijitalizm
Kalpleri İşgal Eden Şeytan: Dijitalizm

Kalpleri İşgal Eden Şeytan: Dijitalizm Âdem Kahraman

Attığımız baÅŸlıkla eÅŸyayı kötüleyip kendimizi masum ilan ettikten sonra meselenin din yönünden deÄŸerlendirilmesine bakalım. Fıkıhta eÅŸyada aslolan ibahadır… Yani açık bir ayet ve hadis yoksa o eÅŸyanın kullanımına göre fıkha girmesidir. Nasıl ki bir kuyumcu kendisini ve malını korumak için silah bulundurması caiz ise, mefhumu muhalifi (zıttı) olarak bir yeri soymak ve cana kıymak için silah bulundurmak ve almak da caiz deÄŸildir. Bu ve benzeri tanımlardan sonra dijital medya konusuna deÄŸinmeye ve anlatmaya gayret edelim…

Resim, video ve yazılı olarak göze ve kulaÄŸa hitap eden ÅŸeyleri insanlara sunmaktır. Göze ve kulaÄŸa sunulan ÅŸeylerin doÄŸru ve yanlışlığı kalpte tahlil ve analiz edilir. Bu analizler, yaÅŸantıda doÄŸru ve yanlış davranışlar olarak topluma sirayet eder. BulunduÄŸumuz topluma verilen dijital objelerden bir tanesini gündeme getirecek olursak, 1971'de çekilen Yedi Kocalı Hürmüz filmidir. Bunun amacı da toplumu oluÅŸturan ve yetiÅŸtiren kadınları bozmak ve ahlaksız dahi olsa; “sen istersen yapabilirsin” veya “özgürsün” mesajı altında en büyük deÄŸerimizi bozmayı amaçlamışlardır. Bu amaçlarında baÅŸarılı da olmuÅŸlardır.

Hasan el-Bennâ’nın bu konudaki nasihatine bakalım. Diyor ki; bir toplumun yarısını kadınlar, diÄŸer yarısını da onların eÄŸitip yetiÅŸtirdiÄŸi erkekler oluÅŸturur. Kadının asıl görevi, ailenin bireylerinin tümünün ahlak eÄŸitimidir. Bundan uzaklaÅŸtırırsanız toplumu bozmayı büyük oranda baÅŸarırsınız… Bununla yetinmediler; gerek erkekleri gerekse çocukları da etkileyecek nice film ve diziler sundular… Bir dönemin daraÄŸacında sallandırılmış, ellerinden kitapları alınmış âlimlerimiz bunlarla mücadele etmeye çalışsalar da; henüz kalpleriyle iman etmemiÅŸ, dilleri ve belli amelleriyle Müslüman olan toplum bunun karşısında dijital medyaya yenilmiÅŸtir.

Harf inkılâbı ile ellerinden kutsal kitapları alınmıştır. Âlimlerinin vatan haini ve ajan gibi suçlamalarla idam edildiÄŸi bir ortamda, evlerine elektrik ve televizyon gibi hizmetlerle sunulan dinsiz bir özgürlük zamanla topluma hoÅŸ gelmiÅŸ ve onları bozmuÅŸtur. Nice dizi ve programlarda din adamlarının namussuz ve hain olduÄŸuna vurgu yapılmıştır. Bu doÄŸrultuda kalplerde bunlar yer edinmeye baÅŸlamıştır. Topluma helal ve haramları anlatan, toplumu Allah’ın ÅŸeriatına davet edenlerin cezaevlerine atılıp idam edilmesinden sonra ortaya yeni bir ihanet çetesi çıkmıştır. Dünya hayatında parayla dini aynı kefeye koyan sözde din adamları! Ne kadar maaÅŸ, o kadar haram ve helalin serbestliÄŸi anlayışını ortaya koymuÅŸlardır. Ellerinde Kur’an-ı Kerim olmayan ve rabbani âlimlerin olmadığı bir ortamda bu dijitalizmin ve satılmışların toplumu bu hâle getirmesine ÅŸaÅŸmamak gerekir.

Muhatabımızın ne bilip nasıl yetiÅŸtiÄŸini görmemiz ve buna göre davet ortamını oluÅŸturmamız gerekir. Rabbimiz ÅŸöyle buyuruyor:

“(Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Åžüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.” (1)

Allah’ın Resûlü’ne emrettiÄŸini bugün ve her zaman hatırlatıp nasihat etmemiz, bizim bir görevimiz ve kulluÄŸumuzun bir gereÄŸidir. Öyleyse gerek gözümüzle, gerek elimizle, gerekse kulağımızla duyduklarımızı vahiy süzgecinden geçirip öylece kalbimize muhakeme için göndermeliyiz. Bunu yapmayan kim olursa olsun bozulmaya mahkûmdur.

Saatlerce çıplaklığı izleyen bir topluma bunun özgürlük ve hürriyet adı altında empoze edilmesi, gerçeÄŸi görmediÄŸi ve öÄŸrenmediÄŸi müddetçe yanlışa düÅŸmesine sebep olur. Kendi bedenini satan bir toplumda, uyuÅŸturucu madde ile aklın yok olup insanlığın bittiÄŸi topluluklarda bu davranışların ortaya çıkması normalleÅŸmiÅŸtir. Bunlara karşı olması ve durması gereken din adamlarını idam edip veya cezaevine tıkayıp, yerlerine üç maymunu oynayan sahtekârların fetvaları bunların önünü açmaktadır.

Bu doÄŸrultuda yapmamız gereken görevi iki ayet ile izah edelim:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taÅŸlar olan ateÅŸten koruyun. Onun başında, acımasız ve güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduÄŸuna karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yerine getiren melekler vardır.” (2)

“İçinizden hayra çağıran, iyiliÄŸi emredip kötülüÄŸü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluÅŸa erenlerdir.” (3)

Evet, ÅŸimdi bu ayetlerle beraber kendimize nasihat edelim ve ÅŸu hakikati ortaya koyalım. Atalarımız ÅŸöyle derdi: “Åžeytana sövmekten, Peygamber’e salavat getiremedik.” Biz de dijital medya konusunda Allah’a ve Resûlü’ne savaÅŸ açmış, O’nun hüküm ve emirlerini bir topluma yasaklamış; gerek dijital medya ile gerekse paralı din adamları ile toplumu ilahi nizam olan ÅŸeriattan, demokrasi ve laik sekülerizmin bataklığına düÅŸürmüÅŸlerdir.

Sızlanmayı bırakıp kendimize bir görev pusulası oluÅŸturalım. Hesaba çekilecek organlarımıza Allah’ın emirlerini öÄŸretmekle göreve baÅŸlayalım. Dijital çaÄŸ kapanmayacak bir dönemdir. Bu dönemin içinde de kalbimizi muhafaza etmemizin gerekliliÄŸine deÄŸinelim. ZikrettiÄŸimiz ayette, yaptıklarımızın ne hâl üzere olursa olsun mutlaka hesabının olacağını biliyoruz. Gerek kendimiz için gerekse ehlimiz için tedbirler almaya çalışalım. Dijitali İslam üzere kullanmaya; kendimiz, eÅŸimiz ve çocuklarımız ile baÅŸlayalım. Bu doÄŸrultuda dinin tekrardan yeryüzünde üstün gelmesi için bir araya geldiÄŸimiz gibi, dijitalizmin de İslami bir platformu olması için bir araya geleceÄŸiz. Kendimizin ve ehlimizin ihtiyaç duydukları kısımları oluÅŸturmayı bir mesuliyet bileceÄŸiz.

İbn Ömer (r.a.)’dan rivayet edildiÄŸine göre Resûlullah (s.a.s.) ÅŸöyle buyurdu:

“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüÄŸünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuÄŸunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz.” (4)

Bu emrin gereÄŸini önce kendimizden baÅŸlayıp sonra topluma örnek olacağız. Elinde dijitalizmin oyuncağı ile oynarken eÅŸine ve çocuÄŸuna etki edemezsin ve bu topluma örnek olamazsın. En önemlisi de Rabbin bunu tesirli kılmaz. Çünkü ÅŸöyle buyuruyor:

“Yapmayacağınız ÅŸeyleri söylemeniz, Allah katında çok çirkin bir davranıştır.” (5)

İnsanlar katında da böyle karşılanmaktadır. ErkeÄŸin dijitalizmin çöplüÄŸüne düÅŸmesi kadını da sürükler; bunlarla beraber tüm nesil helak olur gider. Bunları düzeltmeye kendimizden ve ehlimizden baÅŸlamalıyız. Sonrasında neslimiz kurtulacaktır. Çünkü sonraki nesli bu dönemde yetiÅŸtirilenler yönlendirecektir.

Bakıyoruz, bugün dijitalizm ile batı kültürünü almış bireyler ÅŸöyle demektedir: “Ben görmedim, kızım görsün; ben yapmadım, oÄŸlum yapsın.” Sonuçta gördüklerimiz ve yapılanlara ÅŸahitlik etmemiz bizim nefesimizi kesmekte ve bizi kahretmektedir. ErgenliÄŸe eriÅŸen nesli evlendirmeye kalktığında dijitalizmin kulları tarafından linç edilirken, küçük yaÅŸta kullanılan erkek ve kızların özgürlüÄŸünden bahsedilmektedir. Ve maalesef evlerimizde de bu doÄŸrultuda çocuk yetiÅŸtirilmektedir.

“Biz böyle yapmıyoruz.” demek veya itiraz etmek yersizdir. Evlerimizde dijitalizmin Truva atı olan medya; telefon, tablet ve televizyon olarak evlerimizi iÅŸgal etmiÅŸ durumdadır.

EksikliÄŸimizi tespit ettikten sonra çözüm; yukarıdaki ayette beyan edildiÄŸi üzere iyiliÄŸi emredip kötülüÄŸü nehyetmeye gayret etmektir. Tabii ki kendimizden, eÅŸimizden ve çocuklarımızdan baÅŸlamak kaydıyla…

İSLAMİ BİR DİJİTALİZMİ OLUŞTURMAK

Helal bellidir, haram bellidir. Bu düstur ile yeni bir alana kapı açmamız elzem olmuÅŸtur. En baÅŸtan baÅŸlamak kaydıyla çocuklarımıza dijitalizm ile İslam’ı nasıl sunabiliriz; bunun çözümünü arayıp, animasyon denilen yöntemlerle İslam’ın tanıtılması ve anlaşılması yönünde gerekli çalışmalar ortaya konulmalıdır.

Medineli kadınlar, Mekke’den hicret eden kadınların evlerini temizlemek karşılığında Resûlullah’ın (s.a.s.) ve Müslümanların mücadelesini öÄŸreniyordu. Biz de dijitalizmin İslamlaÅŸması ile onlara yönelik kısa kesitler veya düzenli programlarla filmler ortaya koyabiliriz. Allah’ın bize yüklediÄŸi ve Resûlullah’ın (s.a.s.) beyan ettiÄŸi mesuliyet görevi ile bunlara teÅŸvik etmeli ve dirayet göstermeliyiz. Toplulukları sevk ve idare etme konusunda başıboÅŸ olmadığımızı hatırlayıp, bu doÄŸrultuda bir araya gelen topluluklar olarak bu iÅŸlere vakit ayırmalı ve emek sarf etmeliyiz.

Davet ve eÄŸitim müfredatlarını dijitalizm ile yeniden oluÅŸturmalıyız. Yazılan kitapları okuyan bir topluluÄŸun kalmadığını görmekteyiz. Yapılan sohbetleri uyanık bir ÅŸekilde dinleyen nesillerin neredeyse kalmadığı bir ortamda mücadele ediyoruz. Metot ve yöntemlerimizi yeniden ÅŸekillendirmeliyiz. Genel eÄŸitim mahiyetinde kısa kesitlerin veya uzun ders programlarının dijitalizm ile sunulması ve sevdirilip dikkatli bir ÅŸekilde iÅŸlenilmesi için gayret sarf edilmelidir.

İki saatlik film veya futbol oyununa pür dikkat olanlar, İslami bir meselede kitaplara karşı kör, yapılan sohbetlere sağır kesilmektedirler. Bunun için özel programlar oluÅŸturmak zorundayız. Her alanda olduÄŸu gibi dijitalizmde de İslami usullere dikkat etmeliyiz. İçeriÄŸi incelenmemiÅŸ (helal ve haram süzgecinden geçmemiÅŸ) hiçbir dijital çalışmanın evimize girmemesine dikkat edilmelidir.

Medine İslam devleti oluÅŸturulurken nasıl ki Müslümanların pazarı oluÅŸturuluyorsa, bu alanda da Müslümanların dijital alanları oluÅŸturulmalıdır. İşin ehli olanlarla beraber ortak bir alan oluÅŸturulup sunum yapılmalıdır.

Mescitlerden yükselen ezanlar nasıl insanlara namazı hatırlatıyorsa, dijitalizmi de bu doÄŸrultuda kullanıp hatırlatıcı bir konuma getirmeliyiz. Sadece kitap ve sohbetlerle Allah’a davet ile yetinmeyip bu alanı geniÅŸletmemiz lazımdır. Yazılan kitapların evlere girmediÄŸini ve okunmadığını biliyoruz. Yapılan mescit sohbetleri duvarların dışından duyulmazken, dijitalizm ile yeni bir alan açmış olacağız.

Evlerde ve ceplerdeki dijitalizmin oyuncakları ile nesillerimizi bozdularsa, biz de tekrar bunlarla koruyup düzeltmenin mücadelesini vereceÄŸiz.

DİJİTALİZMDEKİ VAHŞET SAVAŞTAN DAHA BETERDİR

Dijitalizmin özentisi ile batı kültürüne meyleden bir toplum, savaÅŸla zarar görmüÅŸ toplumdan daha ifsat edicidir. SavaÅŸ ve zorlamalar ile yapılanı düzeltmek kolay ve baÅŸarı oranı yüksek iken, dijitalizm ile yok edilen nesilleri düzeltmek daha zordur. SavaÅŸ ile köleleÅŸtirilmiÅŸ ruhlar özgürleÅŸebilir; ama dijitalizm ile esir edilmiÅŸ ruhlar daha zor özgürleÅŸmektedir.

Dijitalizmin ifsat ettiÄŸi, bir meta hâline getirdiÄŸi kadına İslam’ın sunduÄŸu sultanlık kötü gelmektedir. Her geçen gün de bu artış göstermektedir. Çünkü dijitalizm ile düzenli bir ÅŸekilde zehirlenmektedir.

Her mahallesinde neredeyse iki adet cami iÅŸletmesinin ve benzeri seküler vakıf ve dernek çalışmalarının olduÄŸu sokaklarda, ateizmi din edinen nesiller çoÄŸalmaktadır. Rabbani ve vahye tabi olunmuÅŸ camiaların olduÄŸu ve vahdetin saÄŸlandığı sokaklarda ise tevhid ehli insanların çoÄŸaldığını görmekteyiz. Aynı ÅŸekilde dijitalizmin İslami olanı ile İslami olmayanının durumu da aynıdır. Vahdetin saÄŸlandığı bir dijital platformda yapılan çalışma elbette daha bereketli olur.

 

   DİJİTALİZMDE PERHİZİ ÅžART KOÅžMALIYIZ

Perhiz dediÄŸimiz ÅŸeyi önce tespit etmeliyiz. Bu perhizi ÅŸöyle sıralamalıyız: Birincisi, her zaman olduÄŸu gibi Ehl-i Sünnet vel Cemaat akidesini ön plana almalıyız. Sabit bir akide ve ilmî icazeti olmayan topluma, lafzî ihtilafları dijitalizmde de olsa gündeme getirmemeliyiz.

Kürsülerin nasıl ki ehliyetli insanlara verilmesi gerekiyorsa, dijitalizmi de öyle yapmamız gerekmektedir. Bakıyoruz; bir dijital sayfada adam din anlatıyor. Bir veya iki yıl sonra baÅŸka bir din veya akide anlatmaya baÅŸlıyor. Hayat böyle devam edip gidiyor. Ehil insanlar bunları hatırlatınca veya birileri sorunca da “Zamanla olgunlaÅŸmayan tek ÅŸey eÅŸektir.” diyor. Ehil insanlarla bir araya gelin diye nasihat edince de “Akidevi anlaÅŸmazlıklarımız var.” diyor. Böyle olmaması gerektiÄŸini hem onlar hem de yanındakiler dile getiriyorlar. Amma ne hikmetse cahillikten geri adım atıp da vahdet kapısını çalmıyor.

Bunun sebeplerinden bir tanesi de dijitalizmin beÄŸeni kültürüne kendisini kaptırmasıdır. Yaptığımız yanlışlardan dönmediÄŸimiz sürece vahdeti gündeme getirmemizin hiçbir anlamı yoktur. Her platformda sadece dil ile söylerler; hareket ve dijitalizmde beÄŸenilme duygusuyla geri dururlar ve Müslümanların aleyhlerinde söz söylerler.

Gelin, olgunluÄŸumuzu ve olgunlaÅŸmamızı vahdet üzere bir araya getirelim. Allah’a sunacak salih bir amel ortaya koyalım. Ehliyetsiz ve ilmî usulleri olmayan kardeÅŸleri sadece dijital ortamda deÄŸil, her alanda vahdete davet edelim. Ehil olmayan insanları lafzî ihtilaflarla birbirimize karşı söz söyletmemeye gayret etmeliyiz. Bu ve benzeri perhiz reçetelerini ortak kararla belirlemeliyiz.

 

                        KALP TEDAVİSİNDE DİJİTALİZM

İnsan hayatı öyle bir ortama ayak uydurdu ki artık eskisi gibi kalbine vakit ayıramamaktadır. Kalp paslanmış, dil lâl olmuÅŸ seviyededir. Allah’ı çokça anan bir kul olma konusu hayatlarından çıkmış, vakit bulamaz hâle gelmiÅŸlerdir. Onun için bazı dijital programlar var; buradan herkese tavsiye ederiz. Sürekli zikirleri hatırlatan, kendimize bazı virdler edindiren ve o virdleri takip ettiren programlar kullanılmalıdır.

Öyle bir meÅŸgale ve uÄŸraÅŸ veriyoruz ki kalbe zaman ayıramayacak hâle geldik. Evleri neredeyse otel olarak kullanıp hayatı sadece dünyevileÅŸmeye verdik. Bu meÅŸgaleyi azaltmak için kalbin evvela düzelmesi gerekmektedir. Dijitalizmde de biz bir çığır açmak zorundayız. Bu çığırı da kalbimizi düzeltecek ve tedavi edecek ÅŸekilde ÅŸekillendirmeliyiz.

Haftada bir gidilen sohbetler veya okunan bazı kitaplar, insanlarda canlı bir programa sadık kalmayı saÄŸlayamıyor. Ama kendim de dâhil, dijital programlarla yapılan hatırlatmalar ve sürekli uyarılar ancak bizi canlı tutmaktadır. Bizler de bu ve benzeri programları etrafımıza duyurup, desteklemeye ve geliÅŸtirmeye gayret etmeliyiz.

Hülasa diyecek olursak; eÅŸyada aslolan ibahadır. Bu aslı tekrar hatırlatıp, bozulmuÅŸluÄŸumuzun sebebini baÅŸka suçluda aramak yerine nerede düÅŸtüÄŸümüzü bilmeli ve tekrar ayaÄŸa kalkmalıyız. Dijitalizm ile çöken toplumu belki de yine dijitalizm ile nebevi bir dine sevk edebiliriz. Yeter ki ehliyet sahibi, olgun (ilmî usul sahibi) hocalar usul üzere dini anlatsın ve ihtilaf meselelerine deÄŸinmemek kaydıyla Allah yolunda mücadele etsinler.

Elbette zafer inananların olacaktır. Rabbim bize her yönüyle razı olduÄŸu dini anlayıp yaÅŸamayı nasip etsin.

KAYNAKÇA

  1. Nur Suresi, 30. ayet.
     
  2. Tahrîm Suresi, 6. ayet.
     
  3. Âl-i İmrân Suresi, 104. ayet.
     
  4. Buhârî, Cum‘a 11; İstikrâz 20; İtk 17, 19; Vesâyâ 9; Nikâh 81, 90; Ahkâm 1.
     Müslim, İmâre 20.
     Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, İmâre 1, 13; Tirmizî, Cihâd 27.
     
  5. Saff Suresi, 3. ayet.
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul
ArÅŸiv