İnsanın toplumsal bir varlık olduğu artık klişeleşmiş ama bir o kadar da hatırlanması gereken bir hakikat. Dindarlığın sadece ferdî değil, ictimâî bir boyuta da sahip olduğunu hem bu beşerî hakikatten hem de buna muvâfık olan dînî emirlerden çıkarabiliyoruz. Peki bireyin artık en çok toplumsallaştığı yer neresi? Pek tabii ki sanal dünya…
Sanal sosyal mecraların, sahip oldukları avantaj ve dezavantajlarıyla dindarlığı etkilediğini hatta belki yeri geldiğinde belirlediğini söyleyebiliriz. Bu bağlamda dindarlığın garantisi olan zihnî dirayetin ve usûlî konuşursak “akıl emniyetinin” korunması için nelere dikkat edilmesi gerektiğini bu yazıda tefekkür edeceğiz.
Dindarlığın Zemini: Akıl Emniyeti
İslam hukukunun gözettiği beş zaruri maslahattan biri de aklın korunmasıdır. 1 Bu maksada binaen “aklı uyuşturmak”, haram olan madde ve içeceklerle alakalı en belirleyici illetlerden biridir. Mükellefiyet akıl baliğ olunca sabit olur. Nasslarda, akletme ile alakalı teşvik ve vücub vardır. Bütün bunlar, dini anlamak ve yaşamak için akıl emniyetinin ne kadar hayâtî olduğunu gösterir.
Dindarlık; inanç, ahlak ve ibadet alanlarında hassasiyet ve takva olarak kendini gösterir. İnanç sağlamlığı için aklın sağlıklı olması ve itikadî meseleleri anlaması icab eder. İbadetin sağlıklı ve ölçülü olması için de mukayese ve muhakeme lazım gelir. Nitekim aşırılaşanlar ile gevşek davrananlar nefsin ibadete olan ülfetini azaltır. Keza ahlak için de, akl-ı selîm, güçlü irade ve dürtüselliğe engel olacak kontrollü bir davranış rejimi gereklidir.
Rasulullah (s.a.v.) “Âlimin, âbide (ibadet edene) üstünlüğü, (parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından) ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir.“ 2 buyurarak, ilmî ve zihnî dirayetin dindarlığın temeli olduğuna şiddetle işaret etmiştir.
İstikrarlı ve tutarlı bir dindar olmak, akıl emniyetinin sağlanması ile mümkündür. Bu “akıl” sadece formel ve analitik bir akıl değil, aynı zamanda vicdanlı, insaflı, “kalbî” bir akıldır. Sosyal medya platformları ise aklî ve vicdânî melekelerin dumura uğrayabileceği bir deneyim ve etkileşim bağlamı inşa eder. Bu yüzden Müslüman, sanal ve sosyal medya ile olan bu kaçınılmaz imtihanında farkındalık sahibi olmalıdır.
Sosyal Medya ve Zihnî Dirayetin Aşınması
Sosyal medya deneyimi, yine meşhur bir klişe olan “haz ve hız” ilkesi üzerinden anlaşılabilir. Maruz kaldığımız veri ve içerik bombardımanı, öfke ve arzu tahriki üzerinden dikkatimizi satın alır. Bu sayede sosyal medya platformunda geçirdiğimiz süre miktarı artar. 2014 yılında akıllı telefonlarda geçirilen ortalama süre 1 saat 38 dakika iken, 2023 yılında bu 3 saat 50 dakikaya çıkmış durumda. 2 Pek çoğumuz elimizdeki telefonlara dalıp gittikten sonra geçen zamanın farkında olamamışızdır. Çünkü böyle bir etkileşimde zaman algısı yitirilmiş, zihin dijitalize olup nesneleşmiş ve pasif bir imaj alıcısına dönüşmüştür.
Bu zihin durumu, her geleni kabul eden her şeye açık bir alıcıdır artık... Böyle bir deneyimde absürtlükler normalleşir, vicdânî hassasiyet yitirilir ya da istismar edilir. Muhakeme melekesi askıya alındığı için doğru ve yanlış, güzel ve çirkin birbirine karışır. Rezillikler popüler olur ve yaygınlaşır. Sadece meraktan bakmak bile düşük seviye bir kültürün kamusallaşmasına yardımcı olur. Kendisini içerik akışına bırakmış bir zihin tefekkür edemez, sanal âlemin kontrolsüz ve kaotik dünyasını temaşa eder sadece... Zihnî ve kalbî dirayetin aşınması, hakka ve hakikate donuk bakan ama bencil bir dürtüsellikle mâlûl olan davranış örüntüsünü yerleşik hale getirir.
Dijital ve Dürtüsel Dindarlık
Sosyal medyada din adına pek çok içerik üretiliyor ve tüketiliyor. Bunlar içerisinde kaliteli olanların var olması gayet doğaldır. Lâkin ciddî bir yekûn var ki, dînî rehberlikten beklediğiniz irşad ve nasihati değil, şovu ve performans gösterisini buluyorsunuz. Bu “performatif hocalık” bazen eski bir dîni cemaatin üyesinde görülebildiği gibi, yeni medyanın fenomenlerinden de sâdır olabiliyor.
Sosyal medyanın en çok ürettiği semptomlardan biri olan “narsistik skor fetişizmi”, bu “hoca” profillerinin görünürlük stratejilerini belirler. Önemli olan hakkı anlatmak değil, çok izlenmek ve dinlenmek, çok beğeni almak, çok kazanmaktır ve bunun için hakikat feda edilir. Hâkikatin feda edilmesi demek, terbiyenin, usul ve uslubun, ihtiyatlı olmanın, vasat olmanın ve bunlar gibi İslâmî ahlakın en temel mânalarının feda edilmesi demektir. Takipçi sayılarını bu şekilde arttıran figürler, peşinden giden kişilere ve örnek oldukları kitlelere de benzer bir ruh halini empoze ederler. Çabuk galeyana gelen, sorgulamadan yığınlaşan, zihin ve kalp dirayetinden yoksun dürtüsel bir dindarlık…
Sosyal medyadaki dînî içerikler de bu dindarlık biçimini destekler. Paylaşımların fazla olması için yüzeysel ve hatta karikatürize içeriklerle dindarlığın anlam ve hikmet derinliği boşaltılıyor. Bu içerikler adeta birer sosyal medya çerezi oldukları için, bunların beslediği dindarlık da doğal olarak tatmin olmayı bekleyen bir dürtüsellik arz ediyor.
İçine dönen, nefsini sorgulayan, tevakkuf edip olayların hikmetini düşünen, anlık duygu ve dürtüleriyle değil de irade ve ilkeleriyle hareket eden bir müslüman profilini işte bu vasatta kaybediyoruz.
Sanal Cemaatler, Yankı Odaları ve Hakikatin Yitirilmesi
Dindarlığın dürtüselleşmesi ve dijitalleşmesi ile, dindarlar zihinlerini sanal mecralarda oluşturulan anlatılarla konsolide ediyorlar. Kişi sanal bir cemaate intisap ediyor ve bu cemaatin gündelik ajandasına dindarlığını, fikir ve aksiyon enerjisini feda ediyor. İslâm’ın küllî hedeflerini gözeten, hasbî bir nefs tezkiyesi nasihat eden bir hayat ve dava programı yerine anlık ve aslında nefsânî aidiyetler insanları cezbediyor.
Dürtüsellik, bazı dînî hakikatlerin çabuk ve yüzeysel yorumlara tâbî tutulmasına, “hemen, şimdi, burada” tarzında bir tefsir ve şerh faaliyetine maruz kalmalarına sebep oluyor. Bir örnek olarak kıyamet alametlerini verebiliriz. Kıyamet alametleri hadisleri özellikle kalbin haşyeti için, ahir zamanda gerçekleşecek ahlaki bozulmalara karşı uyanık olmak için vârid olmuş hadislerdir. Böyle ciddî ve kritik bir meselede anlık siyasi ve sosyal yorumların yapılması, hakiki anlamların buharlaşmasına, dînî sembollerin ve ifadelerin içinin boşalmasına sebep olmaktadır. İlmî hassasiyet isteyen konular, trollerin ürettiği gündelik menkıbelerle idrak edilince, dînî değerler ve kavramlar araçsallaşıyor. İşte hakikatsizliğin başladığı yerlerden biri de burasıdır.
Sanal cemaatler sadece “dindar” diye nitelenen kitlelerin sorunu değildir. Sanal cemaatler ve dürtüsel aidiyyetler genel bir problemdir. İnsanların en saçma görebileceğiniz bir fetiş etrafında bile toplandığını, dünyanın en önemli insanları olma hezeyanıyla bir nevi bir dürtüsel dindarlık gösterdiklerine şahit olabiliyoruz.
Bu doğrultuda dindarlığı sadece resmî olarak din diye isimlendirilen inanç sistemleri için değil, herhangi bir fetiş etrafında inşa edilmiş retorik ve ona inanan insan yığınları için de kullanabiliyoruz. Futbol, müzik, oyun gibi alanlarda çeşitli kültler etrafında organize olan sivil cemaatlerin sanal izdüşümleri de mevcuttur. Bu alternatif dindarlıklar, tabiatıyla hakiki dindarlığın sağlıklı bir şekilde yaşanmasının ve yaygınlaşmasının önündeki engellerdir.
Sanal cemaatlerin, haber ve bilgi ağı bakımından bir yankı odasına hapsolduklarını da tesbit edebiliyoruz. Bu network içerisinde kişiler, ne kadar saçma olursa olsun kendi inançlarını ve kabullerini teyid eden paylaşımlarla karşılaşıyorlar. Bunlar manipüle edilmiş gerçekler olabileceği gibi tamamen kurgusal ve yalan bilgiler de olabiliyor. Bilgi emniyetinin kaybolması da, akıl emniyeti ve zihin dirayeti için büyük bir tehlikedir. Bu epistemik hakikatsizlik, faydacı, dikkatsiz ve hurafeye meyilli bir bilgi alışkanlığını beraberinde getirir.
Okumanın Getirdikleri ve İzlemenin Götürdükleri
Az da olsa bir miktar dînî metin okumak, dindarlığın zihinsel ve duygusal istikrarı için altın değerindedir. Kur’an ve hadis okumaları, konu bazlı dînî bilgilerin ve fikriyâtın işlendiği kitaplar, zihin dirayetini, îmânî inceliği ve ahlâkî teyakkuzu diri tutar. Yoğun iş temposu ve stresli gündelik hayat sebebiyle pek çok kişiye kitap okumak için az vakit kalıyor. Fakat akıllı telefonlarda geçirilen sürenin ne kadar fazla olduğunu gösteren istatistikler, kitap okumanın önünde psikolojik bir bariyerin olduğunu ve en azından bir kısmımız için bunun aşılabileceğini gösteriyor. Akıllı telefonlarda da bulunabilecek içeriklerle küçük ama etkili bir okuma alışkanlığı edinmek kolaylaştırılabilir.
Okumanın zahmetine karşı izlemenin konforu, doğal olarak insanları video içerikleri tüketmeye sevk ediyor. Bu içeriklerin ne kadar büyük bir miktar ve çeşitlilikte bulunabileceği de herkesin malumudur. Tabii ki izlenecek içerikler arasında çok güzel programlar, öğretici dersler ve etkileyici dînî sohbetler de var. Lâkin oyalayıcı, hipnotize edici, zaman algısını öldüren yayınlar çok daha yaygın. Hatta bunların da ötesinde ahlakı bozan, kültür seviyesini düşüren, rezilliğe aşina eden içeriklerle karşılaşmamak işten bile değil.
İzlemenin tabiatı gereği sahip olduğu bazı özellikler, zihnî dirayet açısından okumakla elde edilen yetkinliklerden yoksundur. İzlerken kişi pasif durumdadır lâkin okuma sırasında zihin ve imgelem aktiftir. İzlerken muhakeme melekesi ve aklî filtreler nisbeten askıdadır. Okuma sırasında ise sahip olunan öz bilinç ve benlik farkındalığı, bir şeyler izleme ile yetinen ve uzun süre zihnini böyle organize eden kişiden çok daha üstündür. Dindarlığın gerektirdiği öz denetim ve “nefs muhasebesi”, düşünsel ve psikolojik olarak sağlam inşa edilmiş bir benlik algısı zemininde gerçekleşebilir. Kendisiyle konuşabilen, aynanın karşısında gibi kendisine bakabilen birisi kendini sorgulayabilir. Bu melekeyi geliştiren en önemli haslet de okumaktır.
Bu minvalde okumak, bir iç konuşma olarak pekiştirilmiş bir “varoluşa” tekabül ederken, yayın akışı içerisinde kaybolmak bir “yokoluş” temsilidir.
Dindarlığın “Emniyeti” Tehlikede!
Hassaten akıl ve din emniyeti üzerine odaklanmış olsak da, usul-i fıkıhta belirtilen diğer emniyet alanları ile ilgili problemler de dindarlığımızı tehdit ediyor. Sanal medyanın iletişimi ve etkileşimi aşırılaştırması ile beraber, can, mal ve namus emniyetini tehlikeye sokacak yollara erişimin artması kaçınılmaz oldu. Zînaya ulaşmanın kolaylaşması ve çeşitlenmesi nesil/namus emniyetini, bahis ve kumar sitelerinin artması mal emniyetini, dürtüselliğin artması ve suç organizasyonunun kolaylaşması can emniyetini tehlikeye sokan koşulları oluşturdular.
Her biri ile alakalı sayısız örnekler verebileceğimiz bu alanlarda Müslümanları ve onların nesillerini bekleyen tehlikelerin ne kadar fazla olduğu aşikar. Küçük günahlardan ve din ile alakalı tembellikten yakınırken, yanı başımızda çok daha büyük tehlikelerin de beklediğini unutmamalıyız. Ûsulün bize verdiği o bütüncül bakış ile konuya yaklaşmalı, olgusal gerçekliği de bu çerçeve ile dakik bir şekilde idrak etmeliyiz.
Hasıl-ı Kelam
Eşyada aslolan ibahadır şüphesiz ki, bu yüzden iyilikleri ve kötülükleri maksadlar ve kullanım alışkanlıkları belirler. İnsanın içinde yaşadığı zamana meydan okuması zor olur. Fakat bu meydan okumayı yapmak zorundadır. Müslüman, din ile olan bağını sahih ve ihlaslı tutabilmek için, koşulları okumalı, mâkûl ve istikamet üzere olan yolu tercih etmelidir.
Sanal medya ile olan ilişkimizde, gerçeklikten kopmadan, ilkeleri de unutmadan kendimize yol ve yöntemler bulmalıyız. Îtikâdî ve amelî kaidelerimizi ideal şekilde pratik edebileceğimiz bireysel ve toplumsal çözümler için çalışmalıyız. Akıl ve bilgi emniyeti bizatihi bu çözüm arayışının da merkezinde yer almalıdır.
Müslümanlar çalışmak zorundadır. Müslümanlar, akıl ve kalp selametini sağlayacak kitaplar neşretmeli, dergiler çıkarmalı ve yayınlar yapmalılar. Müslümanlar, iletişim araçlarını, çalışma prensiplerine uygun bir şekilde tanımalı ve efektif bir biçimde kullanmalılar.
Müslümanlar, pek çok ahir zaman âlâmetinin tezahür ettiği bir dönemde, zorlu imtihanlar içinde olduğunun bilincinde olmalıdır. Bu imtihanda iman ve amel bütünlüğünü korumak, sağlıklı ve sâlim bir akıl, kuvvetli bir irade ile mümkün olacaktır. Akla mukayyet olmak da, Müslümanın en önemli imtihanlarından biridir.
Dipnotlar:
- Fahrettin Atar, Fıkıh Usûlü, (İstanbul: M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 1988), s. 296.
- T2682 Tirmizî, İlim, 19
- “Digital 2024 Global Overview Report,” Datareportal, https://datareportal.com/reports/digital-2024-global-overview-report.


