21 Nisan 2026 - Salı

Şu anda buradasınız: / / Gençlik Dönemi
Gençlik Dönemi

Gençlik Dönemi Vuslat

                                                   Psikolog Şahin AYER

 

Gelişim evrelerinin en önemli basamaklarından bir tanesi gençlik dönemidir. Bu evreye ergenlik de diyebiliriz. Ergenlik evresi 14-24 yaş aralığındadır.Bu dönem daha çok varoluşsal algı ve düşüncenin ortaya çıkışı ile belirgindir. Kişi kendisindeki değişimleri fark etmeye başlar. Bedensel, fizyolojik, duygusal ve düşünsel olarak değişmektedir.

 

Bedeninin önemini fark etmeye başlar. Kıyaslama yoluyla kendisini beğenir veya beğenmez. Beğenmediği durumda bedensel algısında problemler oluşmaya başlar. Boyum kısa, çirkinim veya güçlü değilim gibi çıkarımlar yapmaya başlar. İlk dönem varoluşsal kaygılar beden ile  alakalı başlamakla beraber insandaki diğer ünitelerde de bu döneme ait kendine has kaygılar oluşmaya başlar.

 

İleride ne yapacağım, geçimimi nasıl sağlayacağım, özellikle kız çocuklarında bedensel kaygı çok yükselebilir ve biri beni beğenir mı, benimle evlenecek biri çıkar mı gibi geleceğe dönük kaygılar duygusal varlığın niteliklerini baskılayacak şekilde gelişmeye başlar.

 

Bu dönemin en önemli özelliği bir sosyal gruba ait olma gerekliliğidir. Kişi arkadaş grubu edinmek zorundadır. Gireceği grubun özelliklerini benimsemek gibi bir risk ile karşı karşıyadır. Çünkü grup yasaları ortalama bir itaat ve grubun niteliklerini benimsemek ile koşulludur. Grubun ilkelerini ve kurallarını benimsemeyen kişiler gruptan dışarı atılır. Genç ergen grup tarafından benimsenmek için, grup liderine ve kurallarına  itaat etmeye başlar

 

Bir sosyal gruba ait olma o sosyal grubun niteliklerini benimsemek ve taşımakla mümkündür. Bağlanılan sosyal grubun üyeleri alkol kullanıyorsa bu gruba giren kişi de alkol kullanmaya başlamaktadır. Bu sosyal grup bir mahalli çete ise bu gruba giren kişi de çetenin eylemlerine katılmaya başlar ve o çetenin düşündüğü gibi düşünmeye başlar.

 

O sosyal grubun niteliği ideolojik bir yapı ise buraya giren bireyin aynı ideolojik düşünme biçimlerine uyum sağlamaya başladığını görürüz.

14-24 yaş arası arkadaş grubu neredeyse aile değerlerinden daha önemsemekte, daha fazla değer görmektedir.

 

 

Bu arada toplumun genel dinamikleri de genç bireyin etkilendiği alanların başında gelmektedir. Genç birey varlığını biçimlendirirken yaşamış olduğu toplumun ekonomik, kültürel, düşünsel değerlerini benimseyip buradan hareket eder, varlığını bu merkeze yerleştirerek devam ettirmeye çalışır.

 

Gençlik döneminde varoluşsal kaygı nedenli varoluş algısının kendisi, kişinin özünden yani kendisinden daha önemlidir. Bu yüzden amaçlanan idealler gerçek olmadığında büyük bir yıkım, çeşitli psikolojik rahatsızlıklar, uyum sorunları, davranış bozuklukları, saldırganlık, içe kapanma ve intihar süreçleri devreye girmektedir.

Genç için önemli olan kendi bakış açısı, dayanak noktaları, güvendiği kişiler ve ulaşmak istediği hedeflerdir. Bu yüzden gençlik dönemi yüksek bir bencillik ve çıkar üzerine bina edilir. 

 

Sartre, "Başkası, benim dünyamı benden çalan kişidir" diye özetliyor gençlik dönemi anksiyetesindeki bireyi.

 

Gençlik dönemi özgürlükler, deneyimleme heyecanı ve ne olacağım kaygısıyla örüntülü bir evredir. Bu dönemde yaşanacak tecrübeler ve öğrenmeler sert bir şekilde savunulur ve bağlanma burada daha yüksek seviyededir. Bu yüzden yanlış, hatalı yollara girme ve orada ilerleme çok yaygındır. Gençlik döneminin ilginç özelliklerinden bir tanesi bana bir şey olmaz yaklaşımı ile açıklanmalıdır.

Bu duygu aynı zamanda düşünce olarak da sistemde yerini alır. Savunulacak olan hatalı sapmalar, ebeveynlere karşı bahsettiğim duygu ve düşünceden hareketle olur. Burada genç bireyi yanılgıya götüren şeyin iyi bir analizle bulunması ve sabırla, takip ederek, yanında yer alarak, geçeceğini bilerek, sert metotlara başvurmadan, umutsuzluk taşımadan, acele etmeden, gerekirse profesyonel yardım alarak işlenmelidir

Gençlik dönemi özelliklerinden bir tanesi de duygular ile düşüncelerin eşgüdümlü ve iç içe geçmiş halde olmasıdır. Yani birey burada duyguları ile düşüncelerini aynı yaşamaktadır. Dezavantajlı unsurlardan bir tanesi de duygularını çok yüksek yaşaması ve bunun aynı yükseklikte düşünce sistemine de yerleşiyor olmasıdır.

Genç birey duyguları ile düşüncelerini ayrıştıramaz. Çabuk öfkelenir, düşüncelerine aykırı gelişmeler ve fikirleri radikal bir şekilde savuşturur, dar kalıplı veya geniş bantlı düşünüp düşünmediğini bilemez, kendisi ile aynı duygu veya düşünceyi paylaşanlarla beraber olur, bu kısımda aidiyet kökleri dahi etkili olamaz ve kişi sahip olduğu duygu ve düşüncelerin zararlı etkilerini göremez.

Yazımızda belirtmiş olduğumuz gençlik döneminin başlangıç evresinde en çok etkilenilen sorunlardan bir tanesinin sosyal yapı, toplumsal değerler, din, örf ve gelenekler olduğunu söylemiştik

Günümüz gençliğini değerlendirirken günümüzün toplumsal değerlerini ve öne çıkan özelliklerini bilmek gerekir. Çünkü gençler buna göre değerlendirme yapmakta, kendilerini bu toplumda var etmek için sosyal kurallara uygun davranmak üzere hazırlamaktadırlar. Günümüzün öne çıkan değerleri daha çok haz ve çıkar odaklı olmak üzere kapitalist sistemlerin egemenliğinden dolayı zengin olmak, çok para kazanmak, lüks hayat yaşamak, iyi bir otomobil çok iyi bir ev, bol tatil yapmak, hemen her ürüne ulaşıp tüketmek üzerine kuruludur.

Genç erkekler ve genç kızlar toplumun bu değerlerine ulaşmak için kendilerini yetiştirmektedirler. Sokaklarda gördüğümüz görüntüler kızların daha çok bedenlerini ön plana çıkararak kazanım, erkeklerin ise bir an önce iyi bir maaşa kavuşarak ticari ürünler ve mallara ulaşıp kendilerini üst statülere atmak şeklinde amaç taşıdıklarını göstermektedir.

Elbette haz ve çıkar odaklı gelişim sonuç olarak cinselliği ön plana çıkarmaktadır. Haz amaçlı toplumsal değerler gençleri yetiştirip tatil, cinsellik ve sorumsuzluk üçgeninde bir hayatı ortaya çıkarmıştır.

Birbirini örnek alıp takip ederek sosyalleşen insan canlısı örnek aldığı, önünde gördüğü kişiler etkisiyle sosyal tanımlamalara, kabullere daha çabuk uyum sağlamaktadır.

İnsanın psikolojik gelişimi ruhsal ve duygusal ilerleyişi için haz ve çıkar amacı büyük bir engeldir. Dolayısıyla batı toplumları ile günümüz Türkiye insanı psikolojik, duygusal, bilişsel açıdan hasta kabul edilmelidir. Tüm dünyada ve Türkiye’de kullanılan depresyon ve anksiyete ilaçları, korku ve fobiye dayanan bozulmalar temelde haz ve çıkar odaklı yaşamanın sonucudur.

Haz ve çıkar amaçlı hayat insanı sorumsuz, yaptıklarından ders çıkarmayan, ne yaparsa başına neyin geleceğini öğrenemeyeceği bilişsel bir karmaşaya götürmektedir.

Haz güdülenmesi bir obezite ortaya çıkararak haz obezitesi dediğimiz tipolojileri artırmıştır.

Haz devreye girince alkol ve uyuşturucu tüketimi de artmaktadır. Haz, alkol ve uyuşturucu hem bilişsel hem duygusal hem de sosyal kırılmaların antik dönemden günümüze en temel nedenleri arasında yer alır.

Haz mekanizmasının sürekli beslenmesi sonucu telaş, kaybetme korkusu, elde edememe anksiyetesi çatışmaları ve sosyal kavgaları da tetiklemektedir.

Günümüz gençliğinin girmiş olduğu girdap maalesef kaynak olarak hazdan beslenmektedir. Üzücü olan toplumsal değerlerin sürekli kazanmaya, elde etmeye, başkasını geçmeye, daha iyisine ulaşmaya odaklı olmasıdır.

Bu odak ve içerikler değişmediği sürece hem gençler hem de bu aşamayı geçtikten sonra yetişkinlik evresine geçen insan canlısı huzuru, mutluluğu, dayanışarak yaşamayı tadamayacak bunun sonucunda da ayrılıkları, yalnızlığı, yalnızlık korkusunu tadacaktır

Nitekim bu tecrübeye varan özellikle batı toplumu insanı mal biriktirmek, hayatını garanti altına almak, emekliliği öncelemek gibi önlemlerle, panikleyen psikolojik sistemini dindirmeye çalışmaktadır.

Umalım da bu gidişi durduracak, doğru hamleleri yapacak toplumsal mühendisler yakında gelir ve doğru çizgilerle yeni bir resim ortaya koyarlar

 

 

    

Yazar:
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul