Rabbimiz Allah Teâlâ (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
"Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'dan başka velîleriniz yoktur, sonra yardım göremezsiniz." [1]
Zalim, kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, bir mu-vahhid müminin ona meyletmesi asla düşünülemez!.. Mümin müslümanın vazifesi, yeryüzünde zulmün ve sömürünün kaldırıl-masıdır... Zulmün ve zalimin cezası ateştir... Onlar, ateştedir ve ateşe davet edenlerdir... Her kim ki, zulme ve zalime yardımcı olur, hizmet eder ve beraber bulunmayı severse, o da, zalimlerdendir...
Rabbimiz Allah, "zalimlere meyletmeyin" diye buyurur... Her muvahhid müminin bu emre itaat edip ve zalimlere yaklaşmadığı gibi, zulmün yok edilmesi için mücadele etmesi gerekir...
İmam Kurtubî (rh. a.), bu ayet için tefsirinde şunları kaydeder:
"Katâde der ki:
Buyruk, zalimleri sevmeyin ve onlara itaat etmeyin anlamın-dadır.
İbn Cüreyc:
Onlara, hiçbir şekilde meyletmeyin anlamındadır, demiştir.
Ebu'l-Âliye ise:
Onların amellerine razı olmayın diye açıklamıştır ki, hepsi de birbirine yakın açıklamalardır.
İbn Zeyd der ki:
Burada rükünden kasıd, zalimlere yağcılık yapmaktır. Bu da, onların küfürlerini tepki ile karşılamamak, reddetmemek demektir. "Bir de zulmedenlere meyletmeyin" buyruğundaki zulmeden-lerden kasdın, müşrikler olduğu söylendiği gibi, hem müşrikler hakkında, hem günahkârlar hakkında umumî olduğu da söylen-miştir.
Bu ayet-i kerime, Kâfirler ile bid'at ehli ve onların dışında türlü masiyet işleyen kimseleri terk edip, onlardan uzaklaşmaya delildir. Çünkü bu gibi kimselerle sohbet ve arkadaşlık, küfür veya masiyettir. Zira arkadaşlık ve sohbet, ancak sevgiden dolayı söz konusudur. "Sonra size ateş dokunur." Yani, onlarla içli dışlı olmak, onlar-la sohbet etmek, onların (haktan) yüz çevirmelerine rağmen onlara karşı çıkmamak ve yaptıkları işlerde onlara muvafakat etmek sebe-biyle ateş sizi yakar." [2]
Bir şeyi, olması gereken yerinden, olmaması gereken bir baş-ka yere koymak zulümdür... Bu, hakkı bırakıp batıl ile amel etmek-tir... Aynı zamanda zulüm, hiçbir hakkı olmadığı hâlde başkasının mülkünde tasarruf etmek, hakka karşı tuğyan edip haddini aşmak-tır... [3]
En korkunç zulüm, iman konusunda yapılan zulümdür... O da, imana şirkin karıştırılmasıdır... İnsanların çoğu, imana şirk ka-rıştırmadan inanmazlar... [4] İmana korkunç zulüm olan şirk bu-laştığı zaman o imkânı yok eder... Kabul görülen iman, kendisine Şirkin, küfrün ve nifakın karışmadığı tertemiz, pırıl pırıl olandır... Muvahhid mümin, katıksız iman sahibi bir şahsiyettir...
İmana karıştınlan zulmün şirk olduğunu, önderimiz Rasulullah (s.a.s.) beyan buyurmuştur...
Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) anlatıyor:
"İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar, hidayete ermişlerdir" [5] ayeti indiği zaman bu, müslümanlara ağır geldi de:
Ya Rasulullah, bizim hangimiz nefsine zulmetmez ki? Dediler.
Rasulullah (s.a.s.):
"Bu ayetteki zulüm, sizin anladığınız gibi değildir. O zulüm, an-cak şirktir. Lokman'ın oğluna öğüt verirken:
Ey oğlum, Allah'a şirk koşma! Şübhesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür [6] dediğini işitmediniz mi?" buyurdu. [7]
Alemlerin Rabbi Allah Teâlâya karşı baş kaldırıp tuğyan etmiş ve O'nun hükmüne razı olmamış her kimse, zalim ve tağuttur... Ye-gâne Rabbimiz Allah Teâlânın emrini beğenmemiş, kendi hevasını ilâhlaştırarak ona itaat etmiş olan kişi veya kişiler, zalim tağutlardan başkası mıdır? Bu zalim tağutlar, yeryüzünü ifsad etmekte, insanlık âleminin huzurunu bozmakta ve insanlar arası oluşan barışı yok et-mektedirler. Egemen oldukları ülkelerde, devamlı huzursuzluk ve kargaşa çıkarmakta, insanları sömürüp ezmektedirler... Yegane hayat nizamı İslâm, kendi mensubları olan muvahhid müminlere, bu zalimlere itaat etmemeyi ve onların zulmüne rıza göstermemeyi emreder...
Rabbimiz Allah şöyle buyurur:
"Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ay-etlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şübhesiz o zalim-ler, kurtuluşa eremezler." [8]
"Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kâfirlerin tâ kendileridir." [9]
Mümin müslümanlar, yeryüzünde insanlık barışını bozan, her yerde fesad çıkaran bu zalim ve kâfirlere asla meyletmezler... Bilir ve inanırlar ki, bunlara meyletmenin sonucu, yakıcı bir azab olan cahennem ateşidir!.. Bunlara meyletmek, yardımcı olmak, hizmet edip hayatta kalmalarını sağlamak Fir'avn ve Nemrud'a taraftar olmaktan başka bir şey değildir!.. Bu kâfirlik ve zalimlik vasıfları, Rabbimiz Allah'ın Kur'ân-ı Kerim'de beyan buyurduğu Fir'avn ve Nemrud'un vasıflarıdır...
"Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalimle-rin tâ kendisidir" [10] diye buyuruyor Rabbimiz Allah...
İmam Kurtubî (rh. a.) beyanıyla, "zulmedenler" hem müşrikler, hem de günahkârlar hakkında umumî olarak söylenmiştir... Zul-medenler, müşrikler ise de, günahkâr müslümanlar ise de, mümin müslümanlar onlara meyletmemelidir!.. Çünkü mümin müslümanın kulluk vazifesi, kim yaparsa yapsın her türlü haksızlığı ve zulmü reddetmek, onun ortadan kalkması için çalışmaktadır... Günahkâr müslüman birisi zulmettiği zaman; "Ne de olsa müslümandır, belki niyeti iyidir, elbette bir bildiği var, bu işte bir hikmet vardır" deyip zul-me rıza gösterilmez... Aksine onun zulmünün önüne geçilir ve o za-limin, zulüm yapması engellenmeye gayret edilir... Küfre rıza göstermek, küfür olduğu gibi, zulme rıza göstermek de zulümdür...
Önderimiz Rasulullah (s.a.s.) muvahhid müminlere, zulme engel olmayı ve zalimi, zulümden alı koymayı emretmiştir!..
Enes b. Malik (r.a.)'dan
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"Ey mümin, sen mümin) kardeşine zalim iken de, mazlum iken de yardım et!"
Sahabîler:
Ya Rasulullah, şu mazlum olan kişiye yardım edebiliriz. Fakat o zalime nasıl yardım ederiz? diye sordular. Rasulullah (s.a.s.):
"Zalimin iki elinin üstünü tutarsın (yani onu, zulümden men' edersin)." [11]
İşte muvahhid müminlerin vazifesi budur!..
[1] Hud:11/113
[2] İmam Kurtubî, el-Câmiu el-Ahkâmi'l-Kur'ân, çev. M. Beşir Eryarsoy, İst. 1999, C. 9, Sh. 166-167
[3] Bkz.Seyyid Şerif Cürcânî, Kitabüt-Ta'rifât-Arabça-Türkçe Terimler Sözlüğü, çev. Arif Erkan, İst. 1997, Sh. 148
[4] Bkz. Yusuf: 12/106
[5] En'am: 6/82
[6] Lokman: 31/13
[7] Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Enbiya, B. 43, Hds. l01 Sahih-i Müslim, Kitabu'1-İman. B. 56, Hds. 197
[8] En'am: 6/21
[9] Mâide: 5/44
[10] Mâide: 5/45
[11] Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Mezalim, B. 4, Hds. 5 Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Birri ve's-Sıla, B.16, Hds. 62
Hazırlayan; Mestûre yazar


