07 Eylül 2026 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / / Kapı Arkasında Ki Gerçekler
Kapı Arkasında Ki Gerçekler

Kapı Arkasında Ki Gerçekler Zübeyde Nalbant

                                                                                                        

                                                                                                                                  ZÜBEYDE NALBANT

“Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimizi iman üzere, ayaklarımızı İslam üzere sabit kıl.” (Tirimizi Deavat, 2140, ibni mace, Mukaddime 3834)

Yazdığımız bu mektup kapı önünde değil kapı arkasında okunmak için yazılmıştır. Her kapının arkasındaki insanların hayatı, kapın önündeki insanlardan daha gerçekçidir. Önünde yapmacık gösteriş pozları vardır. Dünyalık yarışlar vardır. Riya vardır. Yapmacık gülümsemeler vardır. İçin kan ağlarken “iyiyim” ler vardır. Sosyal medyada boy-boy resimler vardır, telefonda duruma atılan kahve fincanları vardır. Süslü cümleler vardır. Farklı imtihanlarla sınandığın anlar vardır. Dayanırsın fakat açık vermek istemezsin. 

Fakat nice insanlar da vardır ki bu hallerinden dolayı alkışa tutuldular. Pofpoflandı, övgüler aldılar, öğrendikleri ilimden dolayı gurura kapıldılar. O hale gelindi ki develer cüce, cüceler deve oldu. İşte o yüzden sık-sık vurguluyoruz ki önemli olan sadece kapının önündeki duruş değil. Önemli olan esas duruş kapının arkasındaki duruştur. Çünkü kapı kapanınca maskeler düşer kişi gerçek kimliğine bürünür. Yalnız kaldığında ise hiç kimse yokmuş, kimse görmüyormuş  gibi hareket eder. Halbuki Allah Teala hep yanındadır.Telefonu eline alınca o an senin ne izlediğin, ne düşündüğün, günlük hayatını, aile hayatın, alacaklar, verecekler, evlatların geleceği, ilerde senin refah yaşantı hayallerin, ibadetlerde ki gevşeklikler, dertlendiğin dünyalık meşgaleler için ayırdığın vakti kendin için ayırmayışın, hepsi kapı arkasında gerçekleşir.

Cebrail (a.s.) gelip sordu?

İhsan nedir?                                                     

 Rasulullah (s.a.s.) buyurdu: “Allah’a)   onu görüyormuş  gibi ibadet et. Sen onu görmüyorsan da o seni görüyor.” (Buhari 50)                                                                                          

 Dünya hayatın kapının önüdür. Ahiret ise kapının arkasıdır. Önde oynanan rol değil, kişiyi ahirette arkada yaşanan hayat kurtaracaktır. Önemli olan kapının arkasında Tağutu red ettim m? Secdeye gidiyor muyum? Kur’an açıp okuyor muyum? Ailemle ilgilenip evimde bir ders gurubu kuruyor muyum? Çevreme tebliğ yapıp elimi taşın altına koyuyor muyum? Kısacası kendimizi ne kadar sorguluyoruz? Biliyor muyuz, önce ki: Alimler kapı tokmağına “murakabe” yazdırmış. Beni görüyormuş gibi yaşa! Alim lerin temsili olarak terbiye usulüdür. Gerçi önemli olan kalbe yazmaktır. Kalbe yazılan şey kayma yapmaz. Sosyal medya tokmağı olan Telefon ekranı da kapı tokmağıdır. Tıklamadan önce sormak gerekir? “Allah beni görüyor mu”?

“İnsanlardan gizlerler de,  Allah’tan gizlenmezler. Oysa, O, geceleyin hoşnut olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.” (Nisa suresi, 108)

 Sakınanlar bilmelidir ki Allah Teala’ dan,  hiçbir şey gizli kalmaz. İnsanlara karşı rol yapmak kolaydır. Sen gizli-gizli plan yaparken, Allah’ Teala her an seninledir. Onunla beraberken onun razı olmayacağı sözleri düzenledikleri zaman insanlardan saklıyorlardı. Allah Teala’ nın bildiğini unutuyorlardı.  Allah onların yapmakta olduklarını çok iyi biliyordu. Günümüzün en etkili ve ümmetin başına bela olan, sosyal medya, akıllı telefon, içeriği bilinmeyen neyi düğü belirsiz oyunlar, müstehcen filmler, artık televizyon onların yanında daha masum kaldı. İstediğin her şeye daha rahat ulaşabiliyorsun. Dememiz o ki. Hiçbir beğeni, hiçbir yorum Allah Teala’dan saklı kalmaz. Kapının ardında yapılan hayır veya şer, Allah’ın gördüğünü bilerek yapılmalı. Çünkü: Allah Teala her şeyi kuşatmıştır.  Siyonistler yapacaklarını yaptılar. Müslümanları da bağımlı hale getirdiler. Eğer bağımlılık yoksa Müslümanlar olarak birbirimize şu soruyu soralım.

Senin kapının arkası nasıl?

Hz. Peygamber sallalahu aleyhi ve selem evimize girse, sevinir miyiz? utanır mıyız.?

İnsan kapının arkası yokmuş gibi yaşarsa, ahiret yokmuş gibi gelir insana. Odaya girip kapıyı kapatınca, şimdi seni kimse görmüyor, rahatsız etmezler, eline telefonu aldın. Şimdi imtihan başladı. Bildirim geldi. İki ses. Nefis ve Allah! Kapının önünde herkesin içinde hoca olan, birde kapının arkasına bakalım mı? Kişi eğer nefsini değil de Allah Teâlâ’nın gazabından korkuyorsa bol-bol (estağfirullah) çekmelidir. işte o an sana melekler iyilik yazarlar. Şeytanlar ise hemen kaçarlar. O zaman sana evin gül bahçesi olur. Gün bitip te,  gece olunca, başını yastığa koyunca insan kendini sorgulamalı.

“Görmez misin ki Allah göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü o’ dur. Beş kişinin konuştuğu yerde altıncısı O’dur. Bundan az veya çok olsunlar, o onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (Mücadele suresi, Ayet. 7)

 İnsanlardan gizlediklerimizi Allah Teala’ dan gizleyemeyiz. O yüzden aynaya bakarak kendi   kusurumu gördüm ve yazıyorum.  Çünkü biliyorum sizde kapıyı kapatınca benim gibi yalnız kalıyorsunuz. Benim yalnızlığım sizin yalnızlığınıza değsin istedim. İnan ben bu satırları yazarken çok düşündüm, elim titredi. Çünkü her maddeyi önce kendime yazıp okudum. Şimdi ise size emanet ediyorum. Kapıyı kapatıp telefonu elimize alınca sende beş dakika düşünelim!. Şu anda hayır mı işliyorum, şer mi işliyorum. İnan ben çok düşünüyorum o yüzden benim beş dakikam size cennetine vesile olsun istiyorum.

 Aslında kapının arkası mahkemesiz duruşma salonu gibidir. Hakim Allah Teâlâ, şahit melekler, sanık ise biziz. Ona göre yaşantımızı düzene koymamız gerekir. Tağutu ret etmiş Müslümanlar olarak amellerde gevşeklik yapmamak gerekir. Günahlara ağlamalı eğer ağlayamıyorsak ağlar gibi yapmak gerekir. Çünkü Müslüman ın göz yaşı arşı titretir. Günahlardan dolayı gizli sadaka verebiliriz, gizli sadaka melekleri sevindirdiği gibi cehenneme kalkan olur, Telefonla çok meşgul olmamak gerekir, eğer biri hakkında konuşacak olursak üç kere estağfirullah deyip. Susmak lazım gelir, yalnızken kapı arkasında gıybet edilirse, melekler “öf” yazar defter kararır. Telefon elimizde, Ha kalkayım derken saatler çabucak geçer. Zaman katili olmak ta var. Sağda ve solda kiramen katibin, iki yazıcı melekler her hali kayıt etmektedirler.

“Erkek veya kadından kim mümin olarak Salih amel işlerse, elbette ona güzel bir hayat yaşatacağız ve onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz.” (Nahl suresi, Ayet. 97)                                                                                         

Salih amelin karşılığı dünyada “Tayyib bir hayat” yani huzur, bereket. En büyük Salih amel ise,  ibadeti ihsan şuuruyla yapmak, yani Allah beni görüyor bilinciyle herkes uyurken uykudan hırsızlık yapıp kalkıp iki rekat Teheccüd namazı kılmak ki, yastığa düşen her göz yaşını melekler siler defterine af diye yazar. Kardeşim bu gece alarmı on dakika erken kuralım. “Yarabbi kimse bilmesin” diyelim, günahlarını kimseye anlatma kapı arkasında Allah Teâlâ'ya anlat. “Yarabbi gizli işledim gizli affet” diyelim. Hatta en sevdiğimiz zikri, en uzun duayı, nafile ibadetleri kimseye anlatmayalım. Çünkü anlatılan amel riyanın yemeği olmaktadır.

Hz. Nuh (a.s.) kavmine diyor:

“Size rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Ben Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri de biliyorum”. (A’raf suresi, 689)

Teknoloji insanlığın hizmeti için ortaya çıkmıştır ancak emperyalist sistem ona insanların zihinlerini meşgul eden, dikkatlerini dağıtan, ahlakı bozan, bir araca dönüştürmüşlerdir. Akıllı telefonlar ve medya bilgiye erişimi kolaylaştırır fakat ekranı da aile içi iletişimi zayıflatabiliyor. Müslüman ailelerin durumuna bakalım. Herkes telefonunu almış odasına çekilmiş kapı arkasında ne izliyor olabilirler? Bu yüzden aile kavramı yavaş-yavaş çoğu yerlerde kalmamış gibi bir şey. Dijital alışkanlıklar, ekran görüntüleri ve sanal dünyasıyla ilişki konusunda iç içe olan yakınlarımıza nasihat dahi edemiyorsun. Telefon, tablet, doğrusunu söyleyeceksek, ufacık çocuklarımız güç yetirip elinden alamıyoruz. Onların elinde oyuncak olduk. Böyle mi olmalıydı dava adamı. Esas tehlike kapının arkasında olduğundan dolayı sanal dünya hakkında çok bilinçli olunması gerekmektedir.

Kadının iş hayatında uzun saatler geçirmesi ve evinde çocuklarına yeterince vakit ayırmaması, artık aile içi iletişimin zayıflamasına, çocuklarına karşı ilgisiz kalmasına, aile bağlarının zedelenmesine yol açmıştır. On yaşında bir çocuk sabahtan akşama kadar elde telefon odasına girip kapı kitliyor, elinden alınca krize giriyor. İşte bu yüzden tekrarlıyoruz. Kapının önündeki koşturmacalar, kapının arkasındaki gerçekleri, yapılması gereken sorumlulukları zedelemektedir. Önde kaç yıl kaybetmiş olursak olalım. Hayatımızın geri kalanını kurtarmaya çalışmalıyız.

Kardeşim dijital çağda korumamız gereken dört şey vardır.

1. Zamanı Korumak                                                                                         

“Asra zamana and olsun ki gerçekten insanlar ziyandadır. Ancak iman edip Salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Asr suresi, 1- 4)

İmam şafi der ki: “Allah sadece bu sureyi indirseydi, insanlara yeterdi.” Çünkü bütün din 4 maddede toplanmıştır. Surede Allah Teâlâ zamana yemin ederek başlıyor. Çünkü insan en değerli sermayesini ömrünü boşu boşuna harcayıp ziyan ediyor. Bu ziyandan kurtuluşun tek reçetesi önce iman, amel, nasihat ve sabr.  Zaman Allah Teâlâ’nın kuluna verdiği en adil sermayedir. Zengini de, fakiri de 24 saat alır. Gece saat 12 de “masum” girilen kapı arkası, gıybet, boş lakırdı, haram görüntüler. Çocuk “baba” dedi. Cevap: “Dur”  Telefonu bırakmadın. O an bir daha gelmedi. Saatlerce oyun ve video izle ama bir ayet, bir hadis ezberlemeden kalk yat. Sonra kapı önünde insanlara ahkam kes. Unutma her şey yerine gelir ama geçen zaman yerine gelmez.  Sonra da başlar Keşkeler.

tandır tava geldi ömür tükendi, akıl başa geldi ömür tükendi derler bu hale.

2. Aileyi Korumak:

Önce ailede nasihat kültürü olmalıdır. Anne ve babanın evde mutlaka bir ders halkası olmalıdır. Aileleri sosyal medyadan uzaklaştıracak aktiviteler olmalıdır, bu konuda çok uyanık olmak gerekmektedir. Teknoloji çağında yaşıyoruz. kaçmamak gerekir ama onun kölesi de olmamak gerekir. Çocuklarımız dijital çağın içinde bozulmaktadırlar. Fıtratını, hayasını, vaktini hedef almaktadır. O yüzden telefonu kırarım, interneti kapatırım, dersek çocuk yalan söyler, özgürlüğüm engelleniyor diye eden kaçar. Bağlar koparsa çocuk dışarıda kendisine yeni bir bağ arar. O yüzden arkadaş olup, süre koymak, alarm yüklemek, alarm çalınca ebeveyn olarak bizde kapatıp model olmak sonundayız. Bizler bu dünyaya bu çağın esiri olmaya değil, hayra anahtar, şerre kilit olmaya geldik. Peygamber (s.a.s.) öldüğü davada ölmeye geldik.

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim suresi, 6)

3. Gözü Korumak

Göz kalbe açılan ilk kapıdır. Kapıyı açık bırakırsak fitne içeri girer. İslam buna “Gazı-ı Basar” diyor. Yani bakışı  indirmek, haramdan çevirmek.

1.Erkeklere hitap: “Mümin erkeklere söyle: gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarından haberdardır.” (Nur suresi, 30)

Ayet sıralaması çok önemli olduğundan dolayı. Allah Teala önce “göz” dedi, sonra “iffet” dedi. Çünkü haram bakış, iffete giden yolun ilk adımıdır. Haram bakış gözün zinasıdır, o yüzden gözün hakkını gözü koruyarak vermek gerekir. Sosyal medya da gezinirken de gözün hakkını haramdan sakınarak verebilirsin. Unutmamak gerekir ki gözünü haramdan koruyanın kalbini Allah koruyacaktır.  

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Ey Ali! Bir bakışın ardından ikinci bakışı yapma. Çünkü ilk bakış senin lehinedir, ikincisi aleyhinedir.” (Tirimizi 2777)

  2. “Kadınlara hitap: “Mümin kadınlara da söyle: gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.” (Nur suresi, 31)

4. Kalbi Korumak

Kapının arkasıda şeytanın sana süslü, bedava, kolay, diye gösterilen dijital dünyasıdır. Orası ucuz gibi gözükerek en pahalı şeyini kalbini alır. Gün gelir şükrün ölür, kalbin katılaşır, aklına nankörlük girer, kendi helal mütevazı evini beğenmez olur, herkesi hakir görür, tepeden bakmaya başlarsın. Sonra hayallerinin peşinde koşarak bozulur gidersin. Hiçbir Müslüman’ın şeytanın oyuncağı olacak evladı yoktur. Samimi dava adamı olarak, Allah Teâlâ'nın bize verdiği emanete kalbimize söz geçirmek, kur’an ve sünnete sıkı sıkıya yapışmak, Müslümanlarla birlikte hareket etmek en önemli hedefimiz olmalıdır. Müslüman mümin kardeşinin hatasını gördü veya duydu diye ona buna anlatarak ifşa edip yayarak, onu,  yerden yere vurup insanlardan, meclisten, hayırda uzaklaştırmak için değil, elinden tutup yerden kaldırmak için vardır. Mümin kardeşinin hatasını örtmede gece gibi olmalıdır. Allah TTeâlâ’nın bize,  vermiş olduğu tebliğ bilinci ile yapılması gerekeni yapılmalıdır. Çünkü kalp Allah’ın elindedir o dilerse kaydırır, o dilerse sabitler.

Kapının ardı bitişti olmayan bir kuyudur. 5 dakika dedin akşam oldu. O illeti kaydırarak zamanını çöpe attın. Evet: İnsan hüsrandadır. Kendini ilimle meşgul etmeyeni şeytan meşgul edermiş. 5 dakikalık kaydırma dediğin şey, Allah’ın soracağı “ömür” kaleminden geçecektir. O sosyal medya kalbe girmeden önce biz kalbimize Allah Teala’ yı hakkıyla onun istediği şekilde koymalıyız. Allah bizleri kapının ardındaki ucuz fitneye kalbini satanlardan eylemesin. Amin…

 

 

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul