Kirli bir rüzgâr esti batıdan
İçinde şarap kusmukları kokan
Ardında kadın hıçkırıkları,
Çocuk çığlıkları bırakan
Kirli bir esintiydi bu aklımızı
saran
Felsefenin korkaklığı ve
acımasızlığıyla
Kara yüzlü bin yalan oldu uygarlık
Ve işgal edildi tüm ülkelerim
Ve irtica ilan edilen dinim
Ve bir iğrenç ses duyuldu,
Terakkiye Manidir İslam diye;
O kirli rüzgârlardan,
Kusmuklara bulaşmış ağızlardan
İnkârın ve şirkin çarpıttığı
dillerden
Şeytanın vahyi pozitivizm ve madde
ve lezzet
Pariste kadın, şarap ve adına aşk
denen zina
Sanki yeni bir dindi.
Koştular adamlar aç gözleriyle,
Kadın yüzleriyle medeniyete meftun
Parise doğru şımarıkça,
Kadınlarına batının
Yolculuğuyla şarabın.
Günahlarla sevişmeye, koklaşmaya
Gül kokulu seherlerden kaçışmaya
Ezan sesleri olmayan kuytuluklara
Hürriyet, adalet, müsavat
Derken kalmadı hiçbiri,
Tekmili elden gitti, artık gelmez
geri
Adamlar Parisi ve kadınları
istiyordu
Günde beş vakit,
Yıkıcı, çekici, yosma ve aldatıcı
bir şevkle
Sabah aydınlıklarında
Yüzleri nurla yıkanmış
kadınlarımız
Hâyâ ve iffet libasını hürriyet,
adalet
Müsavat şarkısı uğruna
Savurup attılar sokaklara
Benzemek için Parisli madamlara
Şarap, çıplaklık ve inkâr
Medeniyetin yeni tanrıçalarıydı
Kadınlarımızın kana bulandı
haysiyeti
Şarap kadehlerinin kırıklarıyla,
Paris li bir züppe bir kadını
öpüyordu!
Dudaklarından kan gibi şarap
damlayan
Kirli, iğrenç kusmuk kokan ağzıyla
Yüreği çalınmış
Hürriyeti, elinden alınmış
İffeti ucuzlatılmış bir kadını
Adamların önce misvakları vardı,
Zemzemle açarlardı oruçlarını.
Ezanlar ilahî bir tad katarken
İstanbul akşamlarına
Helâl ve temiz yemeklerden bile
yıkanırdı ağızlar
Kadınlar güller kadar zarif ve
nazik,
Çocuklar kadar masum ve
sevgiliydi.
Kadınlar adamların örtüsüydü
Adamlar da kadınların
Işıklarda!!! cümlesinin alnı
şafaklarda
Secdelerde buluyorlardı hürriyeti
Zaten adalet ve müsavat diniydi
onların
Çocuklar büyütürlerdi
Kur an ve Salavât okunan evlerde
Bir fidan büyütürcesine merhametli
Bir çiçek severcesine şefkatli
Yasak çocuklar taşımıyordu
kadınlarımız
Rahimlerinde haramdan arta kalan
Çöplüklere atılan, sokaklara
bırakılan
Günahsız yere, babaları anneleri
olmayan
Kadınlar bilirdik!
Meryem kadar temiz arı ve duru
Zevk veren beyaz et borsalarında
Pazarlanmazdı onlar
Şeytan çarmıha geremezdi onları aç
gözlere
Kudurmuş şehvetlere
Takvaydı, kanaattı azıkları,
Acıkınca yerlerdi rızıklarını.
Vakarlarıydı güzelliği onların
Sonra adamlar kadınlaştılar
Kadınlarsa Parislileştiler
Haykırdılar ellerinde kadehler;
Yaşasın özgürlüğü kadının diyerek
Sonra adamlar kirletmeye
başladılar kadınları,
Özgürlük adına, çağdaşlık adına
Önce loş odalar da
Sonra sinema ve ekranlarda
Banka hesaplarına tahvil edildi;
Güzelliği kadınların
Anneliği kadınların
Ve saygınlıkları
Para, güzellik ve şöhret diyordu
adamlar
Mübahtı uğrunda her şey,
Kadınları özgür kılmışlardı
İffetlerinden, hayâlarından
Artık annelik bile ayıptı,
Vücutlarının güzelliğini bozuyordu
Efendisi oldu patronlar
özgürlüklerinin
Kimilerini hayat kadını yaptı
adamlar
Ucuzlarını köylüye, işçiye ve
fakire
Pahalılarını kendilerine ayırdılar
Ne de olsa para ve hayat kutsaldı
Hayat için para, para için hayat
kutsaldı.
Değerdi uğrunda rezil olmaya
Mademki para kutsaldı artık
Onu kazandıran da kutsaldı
Adamlar kadınları satın
alamıyordu,
Adamlar kadınları satamıyordu;
Parisli olmadan,
Şaraba harama âşık olmadan
kadınlar.
Helâlden guslediyorlardı!
Kadınlar da öyle, temiz ve utangaç
Sonra çoğaldı o adamlar
Şaraba paraya satın alınamayan
Kadınlara uzattılar iğrenç
ellerini
Tiksinmeye başladılar
iffetlerinden,
Beyaz hicablarından,
Vakarlı duruşlarından,
Paha biçilemez oluşlarından.
Parisli adamlara yetmemişti
Daha çok kadın istiyorlardı
Özgür olacak hayat (!) bulacak
Şarap kokan, günahı seven
Bugün, Parisli bir adam
Bir de para kazandıran hayat
kadını
Ve bir de kirli bir adam
Öldüler,
Konuldular musalla taşlarına
Cemaat-i Müslimin önünde
Günahlarını çıkardılar cemaat ve
hoca


