İslâm tarihinde şu zamana kadar nice âlim yetişmiştir. Bu âlimlerin bir kısmı, sadece eser üretmekle meşgul olmuşken, diğer bir kısmı da toplumsal faaliyetlerde bulunarak halk ile sıkı bir bağ kurmuştur. Bu âlimler, eser üretmenin yanında kitlelere Müslümanca yaşamanın nasıl olmasını öğreterek toplumu inşâ ve irşâd faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Onlar ki, Allah ve Rasulünün davasını bütün herkese nakşetme gayretindedirler. Bunun için de, başta kendileri büyük bir zühd ve tevazu ile yaşayarak Allah Rasulünü (s.a.s) örnek almışlardır. Toplumda büyük bir ahlâkî gelişim, bu mücadelenin sürdürülebilir olması ile mümkündür. Bu da, insanlığa yön gösteren âlimlerin gayretleriyle gerçekleşmektedir. Zira bir topluluğun halini görmek için âlimlerine bakmak gerekir. İlminin arkasına saklanmak yerine, ilmiyle toplum ve meydanda bulunmayı tercih eden büyük âlim ve mücahid Said Havva, davası uğrunda cihad etmekten bir adım bile geri durmamıştır. Her dâim şehadete koşmanın, insanları hakka davet etmenin önemini bizzat yaşayarak göstermiştir. Bir Müslümanda bulunması gereken ilim, davet ve cehd gibi dinin temellerini kendisinde bulunduran, ömrünü ilme adayan, davet için her türlü meşakkat göğüs geren, kâfirden korkmadan toplumsal alanda kavga veren Said Havva’nın hayatı, müminler için bir ibret vesilesi olmalıdır. Zira kendisi, özlediğimiz neslin örnek şahsiyetlerindendir. Âlimler, Allah’ın insanlara birer ikramıdır. Onlar gecenin zifirî karanlığında parlayan yıldızlar, hidayetin öncüleri ve yeryüzünde Nebîlerin vârisleridirler. Ümmeti zehirlemeye çalışan sapkın fikirlere birer kalkandırlar. Gönüllere ve dimağlara sirayet eden şüpheli bulutlar ancak onlarla dağıtılır. Onlar ki, şeytanın kendilerine öfkelendiği kimselerdir. İslâm’ın muhafızı ve ümmetin dayanağıdırlar. Kimsenin konuşmaya cesaret edemediği bir zamanda sessizliği yırtan münadîdirler. Bizim bugün, Müslümanları düşmüş oldukları karanlıklardan aydınlığa çıkmalarında çok etkin bir rol oynayan muttakî âlimlere ihtiyacımız, ekmeğe, suya duyduğumuz ihtiyaçtan nerdeyse farksızdır. Âlimlerin, toplumun salih veya bedbaht olmasındaki belirleyiciliği aşikârdır. Altı çizilmesi icap eden bir gerçek ki, âlimler toplumun koruyucu kimyasalıdırlar. Zira toplum, bu değerlerle korunur. Âlimler bozulursa, toplum bozulur. Hattâ yöneticilerin istikamet üzere olmalarında, âlimlerin etkisi ve tesiri tartışılmazdır. Tuz kokarsa, bir şeyleri kokuşmaktan ve çürümekten ne alıkoyabilir ki? Vuslat Dergisi, 2020 yılının son sayısı olan Aralık sayımızı merhum “Said Havva” ya ayırdık. Merhumun hayat mücadelesi ve geriye bıraktığı eserleri üzerine bir demet makale bulacaksınız. Umarızki bu sayımızda âlim, mücahid ve dâvâ adamı Said Havva (rh.a.) merhumu bir nebze de olsa hatırlatmış oluruz. “Said Havva” merhum, ilmi ve mücadeleci dâvâ adamı kimliği ile çağına iz bırakmış âlim şahsiyetlerdendir. Rabbimiz Allah, ona rahmetiyle muamelede bulunsun. Amin. Selâm ve duâ ile


