İmam Hassan Al-Benna’nın Müslüman Kardeşler’i kurmasından birkaç yıl sonra, onun çağrısıyla dünyanın her yerinden birçok insan bu davete karşılık verdi. Şer-i İlimler okumak için Mısırdaki El Ezher Üniversitesine gelen öğrenciler İmam Hassan Al-Benna’nın düşünceleri ile tanıştılar ve bu fikirleri ülkelerine taşıdılar. İmam el-Benna’nın fikirlerine hayranlık duyan ve ıslah temelli düşüncesinden etkilenen, Şeyh Dr. Mustafa el-Sıbâi, Şeyh Muhammed el-Hamid ve diğerleri olağanüstü siyasi koşullar bulunmasına rağmen İhvân-ı Müslimin’in yürüyüşünü Suriye’de şekillendirerek, ilk nesil olma hüviyetini kazandılar. Şeyh Said Havva, bu ilk öncü nesilden miras kalan bu yükü omuzlayan ve bu bayrağı taşıyan en önemli kişilerden biriydi. Fikri derinliği, kitleleri etkileme gücü ve ilmi verimliliği ile temeyyüz eden Said Havva bu emanete sahip çıktı. M.Ö. 1700 yılına kadar uzanan ve diğer ismi Ebu el-Fida olan Hama şehri dünyanın en eski şehirlerinden birisiydi. Humus fâtihi Ebu Ubeyde bin Cerrâh, kendisiyle savaşacak gücü olmayan Hama’lılar tarafından barışla karşılandı. Ve şehirdeki en büyük kilisenin cami yapılmasına karşı çıkmadılar. Hama şehri M. 291 yılında Karmatiler tarafından ele geçirelene kadar İslam halifet şehri olarak varlığını sürdürdü. Daha sonra ise Abbasi Halifesi Müktefî Billâh Karmatileri yenerek şehri terkrar İslam topraklarına dahil etti. (Tamana Savaşı) Şehir, daha sonraları Eyyübiler tarafından ele geçirilerek merkez haline getirildi. Eyyübiler burayı askeri yığınak olarak kullandı. Burada yaşayan halktan büyük bir lejyoner ordusu oluşturdular. Kaleyi ve surlarını yıkan şiddetli bir depreme maruz kalana kadar İmaduddin Zengî ve oğlu Nureddin Zengî bu şehirde yaşadı. Bu büyük yıkımın ardından Nureddin Zengî şehri yeniden inşa etti.(552) Hama şehri aynı zamanda, 570 yılında Eyyübilerin başına geçen Selaheddîn Eyyûbi’nin, lejy o n e r l e r d e n oluşan güçlü ve büyük ordusu ile Kudüs’ü fethetmek için yola çıktığı yerdir. Haçlılar üç yıl sonra kalabalık bir orduyla birlikte saldırılara devam ettiler Kuşatma sonunda neredeyse Hama’yı ele geçireceklerdi. Birkaç defa bulundukları bu kuşatmaları her defasında halk geri püskürttü. H. 599 yılına kadar Haçlıların arka arkaya üç kez tekrarladığı bu saldırılar, her defasında püskürtüldü. Şehre girmeyi başaramayan Haçlılar yenilgiyi kabul etti. Ardından Tatarlar şehri ele geçirdi. Yedinci yüzyılda Sultan El Muzaffer Kutuz’un şehri yeniden ele geçirdiği süreye kadar, Tatar hakimiyetinde kaldı. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Halep yakınlarındaki Merci Dabık Muharebesi’nde Memlüklere karşı kazandığı zaferden sonra şehri ve köylerini Humus’a iltihak etti. Selim, garnizon merkezi olarak ilan ettiği Humus’a, Ümraniyye ve Selimiyeyi’de ilhak etti. Hama, II. Dünya Savaşı’nın ardından 1918’de İngilizler tarafından ele geçirilene kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğinde kaldı. Hama, Fransız sömürgeciliğine karşı birkaç kez direniş ortaya koyan ilk şehirlerden birisiydi. Bu nedenle Nisan 1945 yılında Fransız uçakları tarafından bombalandı. Buna rağmen 1948 harbine kadar direnişçi halk Siyonistlere boyun eğmedi. Şeyh Said b. Muhammed Dîb b. Mahmud Havva el-Naîmî el-Rufâî, 1935›te işte bu kadim şehirde dünyaya geldi. Babası, Hama›da herkes tarafından tanınan bir ailede büyümüş, Fransız işgaline karşı direnen mücahitlerden birisiydi. Annesi ise henüz iki yaşına gelmeden ölmüştü. Bu sebeple Said Havva’nın yetişmesinde eğitiminde büyükannesinin emeği vardır. küçük yaşlardan itibaren babası ile birlikte tüm faaliyetlerde yanında yer aldı. Okumaya çok düşkün olan Said Havva, çok küçük yaşlarda iken Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Suriye, Milliyetçi, Demokratik diktatör bir rejim tarafından yönetiliyordu. 1964 yılına gelindiğinde bu baskıcı rejimin icraatlarından rahatsız olan Suriye’de ve özellikle Hama’daki İslami gruplar sivil itaatsizlik yöntemiyle Ulusçu sosyalist rejimin uygulamalarından duydukları memnuniyetsizliği ifade etmeye çalıştılar. Bu direnişe Şeyh Muhammed el-Hamid’in öğrencileri olan Şeyh Mervan Hadid (r.aleyh) ve Şeyh Said Havva (r.aleyh) önderlik etti. Devlet otoritesi, bu sivil itaatsizlik eylemine şiddetle müdahale ederek, Müslümanlardan bir çok kişiyi öldürdü. Bu durum ise Müslüman kardeşlerin Hama temsilciliği ile merkez arasındaki ilişkilerin bozulmasına sebep oldu. (1969) Hama halkı aldığı dinî eğitim nedeniyle, Fransızların önderliğindeki batılılaşma girişimlerinden büyük ölçüde kendisini korudu. Ancak, Suriye’nin dışına çıkıp geri dönen sonraki nesiller, doğu ve batı dünyasındaki sapkın ideoloji ve fikirleri ülkelerinde taşıdılar. Bu kimseler arasında siyasi faaliyetlerde aktif olan Baas Partisinin önde gelenleri de yer almaktaydı. Ancak aldıkları dini eğitim nedeniyle muhafazakarlık ve adanmışlık etkisi tüm halk üzerinde belirgin olarak görülmekteydi. Bu sebeple Hama halkı, Nusayri Baas partisi yönetimince önlerinde ciddi bir engel olarak görülmekteydi. Suriye halkının İslami kimliğini ortadan kaldırma adına yapılan girişimleri kabul etmeyen halk gösterilere devam etti. Başta Şeyh Said Havva ve Şeyh Mervan Hadid olmak üzere bir çok kişi tutuklandı. Suriye, sosyalistlerin ve Baasçıların fikirleri ve ideolojik söylemlerinin dalgalandığı zamanlarda, İbn Rüşd Lisesinde hitabeti ve düşünceleriyle temayüz eden Şeyh Said Havva, Suriye toplumunun entelektüel ve dini birikimleri ışığında, entelektüel ve örgütsel bir hareket olan Müslüman Kardeşler’e katıldı. 1956’da Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi’ne giren Said Havva, burada başta Müslüman Kardeşlerin Suriye’deki ilk genel koordinatörü olan Dr. Mustafa Sıbâi olmak üzere bir çok kıdemli alimden ders aldı. Şeyh el-Fakih Mustafa el-Zarkâ, Şeyh Fevzi Faydallah ve Profesör Maruf el-Davalibî, Şeyh Muhammed el-Hamîd, Şeyh Muhammed el-Haşimî, Şeyh Abdulvehhâb Dibs ve Şeyh Abdulkerim elRufâî dahil olmak üzere çok sayıda profesörün öğrencisi oldu.(1961) Şeyh, 1966›da Hicaz’a gitti ve dört yıl boyunca Mekke ve Medine’de profesör olarak çalıştı. Suriye’ye döndükten sonra rejim tarafından tutuklanmadan önce de üç yıl öğretmenlik yaptı. Suriye anayasasının İslamileştirilmesi çağrısında bulunan bir bildiri yayınlamadaki rolü nedeniyle 1973 yılında tutuklanan Said Havvâ, hapishanede yattığı beş yıl zarfında, on bir ciltlik “el-esâs fi’ttefsîr” isimli başta olmak üzere bir çok kitap yazdı. 1978’de hapisten çıktımasının ardından, Nusayri Baas rejiminin, sindirerek ve baskı yaparak, halkı asimilasyona tabi tuttuğu dönemde, Müslüman Kardeşlerin başkanı olarak yeniden görevin başına geldi. Kardeşler hareketinin entelektüel birikiminin oluşmasında önemli bir rol oynadı. 1982 yılında üç yıl süreliğine, Müslüman Kardeşler hareketinin küresel organizasyon merkezi olan Ürdün’e göç etti. Bu süreçte hareketin küresel organizasyonuna liderlik etti. 1985 yılında Suriye’ye döndükten sonra Müslüman Kardeşler’in liderliğini sürdürdü. Rejimle iyi ilişkiler kurmak için barışçı bir çaba ortaya koymaya gayret eden kardeşler hareketinin bu çabasını görmezden gelen Baasçı Nusayri iktidarı, Hama şehrinde rastgele tutuklama faaliyetlerine başladı. Hama halkına karşı düşmanlığını açıkça ortaya koydu. Bu tutuklamalar sürerken, tarih 1982 yılına geldiğinde “Hama katliamı” olarak bilinen hadise meydana geldi. Suriye rejiminin, halkına karşı başlattığı bu büyük askeri harekat 27 gün sürdü. Hama halkı üzerine yapılan bu harekat, 30 ile 40 bin arasında kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. 88 cami ve üç kilisenin yanı sıra, şehrin tüm mahalleleri bombalandı ve evler harabeye döndü. On binlerce kişi, inançları nedeniyle ölüm endişesi ve taciz edilme korkusu nedeniyle şehirden kaçtı. Rejim, diğer şehirlerden destek gelmesini engellemek ve yabancı ülkelerin olaya müdahil olmasının önüne geçmek için medyayı kararttı. Yaşanan bu katliamı yöneten ise, Hafız Esed’in kardeşi Rıfat el-Esed’di. Saldırının başlamasından önce Şeyh Said Havva başta olmak üzere, çok sayıda şeyh ve âlim şehri terk etmişti. Şeyh Said Havva’nın halkı için yaptığı çalışmalarda ve ulusal anlamdaki faaliyetlerinde dinî ve siyasi bir yeniden yapılanmaya hizmet etmiştir. Bunlar arasında; 1973 yılından beri süregelen Suriye anayasası karşısında, İslami bir anayasanın ülkede egemen olması için gösterdiği faaliyet. (Beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.) Hama Sultan Camii’nde Müslüman Kardeşler’in ikinci adamı olan Profesör Hassan Al-Hudhaibi için düzenlenen karşılama törenine, Dr. Mustafa Al-Sebaei ve Dr.Saeed Ramadan bulundular. Müslüman Kardeşler’in ikinci adamı olan Profesör Hassan Al-Hudhaibi için Hama’daki Sultan Camii’nde düzenlenen karşılama programının düzenlenmesi. (Bu programda, Dr. Mustafa AlSebaei ve Dr.Saeed Ramadan ve Profesör AlHudhaibi’nin konuşmacı olarak katıldı) 1979’dan 1982’ye kadar Suriye’deki Müslüman Kardeşler liderliği. 1982’den 1984’e kadar küresel Müslüman Kardeşler örgütünün liderliği. 1985’ten 1987’ye kadar Suriye’deki Müslüman Kardeşler’in liderliği. 1985 yılında İran-Irak savaşını durdurmak için çalışan Bağdat’taki İslam Halk Kongresi’ne katılım. *İstanbul Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Suriyeli Âlimler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı 10/11/2020


