İslâm Medeniyeti, Hz. Âdem (a.s.) ile başlayıp, Rasulullah (s.a.s.) ile zirve yapıp, günümüze kadar gelmiştir. İslâm Medeniyeti’nin mimarları, şüphesiz Peygamberlerdir. Onlar Allah tarafından, insanlığa gönderilerek, insanlığın bulunduğu vahşî durumdan kurtarmak, haksızlık karşısında adâleti sağlamak ve Allah’tan başka hiç kimseye kulluk etmemek için, Allah tarafından seçilmişlerdir. İslâm, bütün insanlığa gönderilmiş ilk ve son evrensel dindir. İslâm’ın temel gayesi, insanoğlunun fıtratına uygun bir şekilde, hayat yaşamasını sağlamaktır. İnsanın fıtratına uygun yaşaması demek, Allah rızasını gözetmesi demektir. İslâm Medeniyeti’nin merkezinde Tevhid, iman, Adâlet, hayır, iyilik, huzur ve güzellik, Batı Medeniyeti’nin merkezinde ise, şeytan, şirk, küfür, zülüm, sömürü, yıkım, talan, yalan, kan ve gözyaşı vardır. Batı Medeniyeti’nin barbarlığını, vahşiliğini, çocuklar için hazırladıkları bilgisayar oyunlarında da görmek mümkündür. Çocuklar için yapmış oldukları, bilgisayar oyunları, çizgi filmleri şiddet ve cinsellik içermektedir. Böylece Batı Medeniyeti, çocukların zihinlerini de şiddet ve ahlâksızlıkla işgal etmektedir.
Tarihe ve günümüze baktığımızda, Batı Medeniyeti’nin ne kadar barbar bir medeniyet olduğunu net bir şekilde görmek mümkündür. Günümüzde Ortadoğu’da oluk oluk akan kanlar, Batı Medeniyeti’nin ürünüdür. Çünkü Batı Medeniyeti’nin özü kandır. Batı tamamen kandan beslenmektir. Batı Medeniyeti, tarihte ve günümüzde, kendisi gibi düşünmeyen, insanlara hayat hakkı tanımamıştır.
İşte böylesine vahşî bir medeniyeti, insanlığa cici göstermek, güzel göster göstermek, örnek göster göstermek, ya gaflet ya da ihanettir.
İslâm Medeniyeti’nin özü ise, Kur’ân ve Sünnet’tir. İslâm Medeniyeti, Allah’ın rızasına dayanan bir medeniyettir. İslâm Medeniyeti, Tevhide dayanır. İslâm Medeniyeti’nde, üstünlük soy, sop, ırk, makam ve mevki ile değildir. Rabbimiz Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah’ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvâda (Allah’ı sayıp haramlardan sakınmada) en ileri olandır. Muhakkak ki Allah, her şeyi mükemmelen bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır.” (Hucurât, 49 / 13)
İslâm, bütün insanlığa gönderilmiş ilk ve son din olduğu için, insanlığın faydasına olan bütün ilimleri önemsemiştir. Bunun için okumaya ve araştırmaya ayrı bir önem vermiştir. Rabbimiz Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
“Oku, yaratan Rabbinin adıyla, O insanı embriyodan yarattı. Oku. Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir. Ki O, kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini O, öğretmiştir.” (Alak, 96/1-5)
Bu çerçevede kelam, hadis, tefsir, fıkıh, tarih, dil bilimleri, fizik, kimya, matematik ve astronomi gibi birçok ilimler geliştirilmiş ve İslâm Medeniyeti’ne mal edilmiştir. Diye biliriz ki, bu ayet ışığında, gerçek İslâm âlimleri bütün insanlığa mal olmuş ilimleri ortaya çıkarmışlardır.
İslâm Medeniyeti ve Batı Medeniyeti arasında tam bir uçurum vardır. İslâm Medeniyeti, bütün insanlığı uçuruma düşmekten korurken, Batı Medeniyeti ise, kendinden olmayan bütün insanları o çukurun içine atmayı hedeflemektedir.
“Vuslat Dergisi” olarak, Şubat sayımızı, İslâm Medeniyeti ve Batı Emperyalizmine ayırmayı uygun bulduk. İki medeniyeti, karşılaştırdık. İslâm Medeniyeti ile Batı Medeniyeti arasında çok büyük farklar var. Müslümanlar, asla Batı’nın kokuşmuş medeniyetini taklid edemezler.
Kıymetli okurlar,
Bilindiği gibi, “Şubat ayı, Şehadet ayı”dır. Bu vesile ile İslâm uğruna canlarını vermiş aziz İslâm şehidlerini, bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.
Gelecek sayıda, yeni bir gündem ile tekrar buluşmak ümidiyle, Allah’a emanet olunuz.
Selâm ve duâ ile…


