04 Aralık 2022 - Pazar

Şu anda buradasınız: / İFFET ÂBİDESİ HZ. MERYEM
İFFET ÂBİDESİ HZ. MERYEM

İFFET ÂBİDESİ HZ. MERYEM Prof. Dr. Ali Akpınar

Kur’ân’a Adını Yazdıran Kahraman: Meryem Anadan Kadın Erkek Tüm İnsanlığa Evrensel Mesajlar
Hayat düsturumuz Kur’ân, geleneğe uyarak ayetlerinde kadın ismi zikretmez. Sözgelimi, pek çok ayette konu edildiği halde Hz. Âdem’in eşi ve insanlığın annesi Hz. Havva’nın ismi hiç geçmez. Diğer kadınların ismi de geçmez. Bu kuralın tek istisnası Hz. Meryem’dir. Hz. Meryem, Kur’ân’da ismi açıkça geçen tek hanımdır.
Hz. Meryem, kadını insan yerine koymayan, onun mabedin yanından bile geçmesine izin vermeyen Yahudi geleneğinin hüküm sürdüğü bir dönemde dünyaya geliyor. Yüce Yaratıcı, Meryem kulu vasıtasıyla bu sakat bakış açısını yıkıyor. Hem de onu mabedin içerisinde yetiştirerek. Hz. Meryem sergilediği hayatıyla, kirli toplumlarda kadın başına temiz kalmanın en güzel örnekliğini bize sunmuştur. Benzer şekilde ona bir erkeğe ihtiyaç duymadan evlat lütfederek erkek olmadan da hayatın devam edebileceğini onun şahsında tüm insanlığa göstermiştir.
Asırlar sonra Yüce Rabbimiz, kız çocuklarının bir utanç vesilesi görülerek diri diri toprağa gömüldüğü, kadının ezildiği, dışlandığı bir topluma Hz. Meryem’i anlatıyor. Kur’ân’ın farklı surelerinde anlatılan Meryem kıssası, kadının bir sömürü aracı olarak kullanıldığı, ezildiği, şiddete maruz kaldığı günümüz dünyasına da evrensel mesajlar sunuyor.
Kur’ân’da Meryem ismi, hem de otuz dört ayette geçer. Arap kültüründe önde gelen kişiler hanımlarının ve kızlarının adlarını açıkça söylemezler ve onlardan bahsetmek sözkonusu olunca ‘eşimiz, ailemiz, ehlimiz’ gibi kinaye lafızlarıyla onları anarlardı. Kur›ân da bu geleneğe uyarak pek çok kadından söz ettiği halde o kadınların isimlerini açıkça anmaz. O, yalnızca Hz. Meryem ismine yer vermiştir. Çünkü Meryem, sıradan bir kadın değildir. O, kadınların en seçkini, küfürden, günah ve fuhuştan uzak kalmış temiz, iffetli, Allah›ın ikramlarına daha dünyada iken nail olmuş örnek bir hanımdır. Onun hayatı, kadınlar başta olmak üzere tüm insanlar için sayısız mesajlarla doludur. Şöyle ki:
İsrailoğulları Hz. Meryem ve onun babasız dünyaya gelen çocuğu Hz. İsa hakkında ileri geri konuştukları için Yüce Allah onun ismini açıkça zikretmiştir. Bunun yanında onların iddialarını tamamen geçersiz kılmak ve Hz. Meryem›in dedikodulardan tamamen uzak olduğunu tekidli bir biçimde anlatmak için tekrar tekrar onun ismini anmıştır.
Meryem, İbranice›de ‘Rabbin hizmetçisi kadın, kul’ anlamında bir kelimedir. Bu ismiyle Hz. Meryem, katıksız ve katkısız gerçek kulluğun nasıl sunulacağı konusunda kadın erkek herkes için en güzel örnektir. Meryem adı Arapça’ya Mariye olarak geçmiştir. Arapçada kadın özelliklerinden uzaklaşmış kadın için ‘meryem’ kelimesi kullanılır. Çünkü Hz. Meryem, Beyt-i Makdisin hizmetinde bulunmakla alışılmışın dışında erkeklerin yapageldiği bir görevi üstlenmiştir. Türkçemizdeki erkek Fatma tabiri gibi Hz. Meryem, adamlık konusunda en güzel örnekliği sunmuş bir kadın kahramandır.
Hz. Meryem’in adının geçtiği ayetlerin on yedisinde Meryem ismi, Îsâ b. Meryem (Meryem oğlu Îsâ) şeklinde, dördünde Mesîh b. Meryem (Meryem oğlu Mesîh) şeklinde, ikisinde ‘İbn Meryem› (Meryem oğlu) şeklinde geçer. Bu kullanımlarda söz konusu olan Hz. İsa’dır. Kur’ân’da ismi geçen peygamberlerden hiç biri babasına nispet edilmezken yalnızca Hz. İsa Meryem oğlu ifadesiyle anılarak onun hem annesi zikredilir, hem de babasız olarak dünyaya gelişine vurgu yapılır. Kalan on bir ayette ise Hz. Meryem’den bahsedilir ve onun adı geçer. Bu ayetlerin onunda sadece ‘Meryem’ adı geçerken, bir ayette de ‘Meryem bint Imran’ (Imran kızı Meryem)şeklinde geçmiştir.
Hz. Meryem’in açıkça isminin anılmasının pek çok hikmeti vardır. Her şeyden önce Hz. Meryem sıradan bir kadın değildir. O, hiçbir erkekle beraber olmadığı/evlenmediği (betül) halde hamile kalıp çocuk doğurmuş ve Hz. İsa’ya anne olmuştur. Hz. Meryem, doğar doğmaz mabette ibadete adanmış; Allah’ın hizmetçisi anlamına gelen Meryem ismine uygun bir kulluk sergilemiş; bir başına, kirli bir toplumda temiz kalmasını bilmiş, iffet abidesi bir hanım olmayı başarmış; bu özellik ve güzellikleriyle Kur›an›da anılmayı ve bir Kur›an suresine isim olmayı hak etmiştir.
Öte yandan, bu temiz kadına Yahudi ve Hıristiyanlar olmadık sözler söyleyince, onu iffetsizlikle suçlayarak yahut ona ilahlık payesi vererek haddi aşınca, Cenab-ı Hak hem onlara susturucu bir cevap vermek, hem de onu aklamak, onun temiz, iffetli bir anne, örnek bir kul olduğunu açıklamak için ismini ayetlerinde anmıştır.
Yine Allah’ın erişilmez kudreti gereği babasız olarak Hz. Meryem’den dünyaya gelen Hz. İsa’nın, babasız ama nesebi sahih bir evlat olduğunu belgelemek için “Meryem oğlu İsa” diye takdim edilmiştir.
Bu girişten sonra Hz. Meryem ile ilgili ayetlerdeki mesajları görelim:

1. O, daha doğmadan Allah’a adanmış bir çocuktu:
“Hani, İmran’ın karısı, Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin, demişti.” (Al-i Imran 3/35)
Annesinin bu duasıyla Hz. Meryem, kadının mabede sokulmadığı bir dönemde Mabede/ibadete adanmış ve Allah’a kullukta, O’nun dinine hizmette kadınların da olduğunu bizzat hayatıyla ortaya koymuştur. Çocukların Allah’a adanması, anne babalar için çok önemli bir örnektir. Aslında bu adanmışlık, insanda bir tutku olan çocuk edinmenin amacını da bizlere öğretmektedir. Buna göre, Allah’a kullukta örnek olan, O’nun mabedine/dinine hizmette O’nun yoluna adanmış bir nefer olsun diye çocuk sahibi olunmalıdır.
2. O, kabul olunmuş bir dua ve Rabbin gözetiminde yetişen bir çocuktu:
“Annesi onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken ‘Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da kovulmuş Şeytandan Sana sığındırırım’ dedi.
Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki/çiçek gibi yetiştirdi; onu Zekeriya’nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabette onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. ‘Ey Meryem! Bu sana nereden geldi’ dediğinde Meryem: Bu, Allah’ın katındandır’ cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.” (Al-i Imran 3/36-37)
Elbette Yüce Allah, içtenlikle yapılan duaları kabul eder, kendi korumasını hak eden kullarına bunu lütfeder ve onları her türlü tehlikeden korur. Yeter ki buna layık olunsun. Hz. Meryem, O’nun korumasına müstahak olanlardandı. Evlatların ilahi koruma altına alınması ve şer odaklarının tehlikelerinden korunmasında, ebeveyn duası son derece önemlidir.
Meryem’in ismini annesi vermişti. Bu anlatım da çocuğa isim verme konusunda annenin de söz sahibi olduğunu gösterir. Anne, çocuğunun erkek olacağını beklemektedir, ancak çocuk kız olmuştur. Buna karşılık anne, olanı teslimiyetle karşılarken, mabede kız çocuğunun adanmasının uygun olmayacağını düşünerek “Rabbim ben kız doğurdum, oysa erkek, kız gibi değildir” demiştir. Bu cümle, toplumsal bir vakıayı yansıtmaktadır, yoksa erkeğin kadından üstünlüğünü değil. Nitekim tarihte Meryem gibi nice öncü kadın kahramanlar yer alırken, Firavun-Nemrut gibi azgınlar erkeklerin arasından çıkmıştır.
Elbette kulluk sınavında kadına da erkeğe de büyük sorumluluklar düşmektedir. Tek başına cinslerin başarılı olması zordur. Nitekim kıssamızda annenin dua ve emelinin gerçekleşmesine, Meryem kızın teyzesinin kocası katkıda bulunmuş, mabette Meryem’in bakımını üstlenmiştir.
“Rabbi ona hüsnü kabul gösterdi ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi” cümlesi, Imran’ın karısının karnında taşıdığı çocuğunu Allah uğruna hizmete adayıp Rabbine bunu kabul etmesi için yakarmasının ardından gelmekte ve Hz. Meryem’in annesinin yaptığı bu dua ve adağının Yüce Allah tarafından en güzel bir biçimde kabul edildiğini anlatmaktadır. Bir hanımın, yine bir hanımefendi adayı için yaptığı böyle güzel bir davranışın ve güzel bir duanın, tüm insanlara bir örnek olmak üzere Kur’ân’da yer alması oldukça dikkat çekicidir. Dolayısıyla önemli olan kadın yahut erkek olmak değil; Yüce Yaratıcıya kul olmaktır. Nitekim insanlığın ilk sınavı da Hz. Âdem ve eşiyle başlamış, onlar şeytanın iğvâsına kapılarak ilahi yasağı birlikte çiğnemişler, sonra birlikte tevbe ederek birlikte ilahî mağfirete nail olarak sınavlarını başarmışlardır.
Mabette Yüce Rabbe kendini vakfeden adanmış kız Meryem’i, Rabbi asla yalnız bırakmamış, din adamları arasında çekilen kura sonucu teyzesinin kocası Hz. Zekeriyya onun bakımını üstlenmiş, Yüce Allah onu en güzel şekilde rızıklandırmış ve onu şer odaklarından korumuştur. Sonuçta olmazları olduran, Meryem’i de hesapsız rızıklandırıp gül gibi büyüten Yüce Yaratıcı, onu hiç evlenmediği halde Hz. İsa peygambere anne yapmıştır.
3. O, melekle konuşan bir hanımdı:
“Hani melekler, ‘Ey Meryem! Allah seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et’ demişlerdi. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.” (Al-i Imran 3/42-43)
“Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü…” diye başlayan Meryem suresi ayetlerinde (17-21) Hz. Meryem’in vahiy meleği ile görüşüp konuştuğu anlatılır. Buradan hareketle Hz. Meryem’in peygamber olduğu söylenmiştir. Kurtubî, Onun peygamber olduğunu ve tıpkı diğer peygamberler gibi ona da Yüce Allah’ın melek vasıtasıyla vahyettiğini söyler. Çoğu ilim adamına göre Hz. Meryem, peygamber annesi sâliha bir hanımdır. Allah›a kulluk yarışında kadın erkek tüm insanlar eşittir. Kadın da isterse bu yarışta mesafe kat edebilir ve erkekleri geçebilir. Tıpkı Hz. Meryem gibi.
4. O, dünya hanımlarına üstün kılınmış bir kadındı:
“Allah seni dünya kadınlarına üstün kıldı.”
 Peygamberimiz de cennetin en hayırlı dört kadınından birisi olarak Hz. Meryem›i saymıştır: “Dünya kadınlarının/Cennet hanımlarının en hayırlısı, Meryem, Âsiye, Hadice ve Fatıma’dır.” Tabidir ki onu seçkin ve üstün kılan Yüce Allah’tır. O, kimi seçkin kılacağını, kime dünya ve âhirette payeler vereceğini en iyi bilendir.
Hz. Meryem, doğmadan önce babasını kaybetmiş yetim ve Yüce Allah’a adanmış bir çocuk olarak dünyaya gelmiş, çocukluk ve gençliğini mabette Yüce Rabbe kullukla geçirmiş, gencecik çağında bir erkekle beraber olmadan çocuk sahibi olma gibi ağır bir sınavla sınanmış, hayatında Peygamber olan oğlunun acı ve ezalara katlanmasına ve onun gencecik yaşında dünyadan ayrılmasına tanıklık etmiş çilekeş bir kadındır. Bütün bu yaşadıkları onun Allah katındaki derecesini artırmıştır.
5. O, dosdoğru bir hanımdı:
“Onun (İsa’nın) annesi de dosdoğru bir kadındır.” (Maide 5/75)
Doğruluk, sahibini cennete götüren bir meziyettir. Kul Rabbine ve kullarına sadakat gösterirse, her ahvalde dürüstlüğü şiar edinirse Rabbinin rızasına nail olur ve cennetlik olur. Bir kişi, hakikatleri tasdik ederse, her zaman ve herkese karşı doğru ve dürüst olursa sıddîk mertebesine erer.
6. O, Allah’ın ayetlerindendi:
“Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir ayet/mucize kıldık.” (Müminûn 23/50)
Yüce Allah, ondan babasız olarak Hz. İsa’yı dünyaya getirmiştir. Hz. Meryem bu yönüyle okunup ibret alınması gereken bir ayettir. Yüce Allah onu mucizevî bir şekilde rızıklandırarak da seçkinlerden kılmıştır. Zira Zekeriya aleyhisselam ona bakmak için her yanına geldiğinde, onun yanında mevsim normallerinin ötesinde yiyecekler bulurdu. Yaz mevsiminde kış, kış mevsiminde yaz meyveleri yanında hazır olurdu. Ona bu ikramlar, Yüce Rabbimiz katından mucizevî olarak gelmekteydi.

7. O, en güzel örnekti:
“Mahrem yerini korumuş olan İmran kızı Meryem de bir misaldir. Ona ruhumuzdan üflemiştik; Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti. O, Bize gönülden itaat edenlerdendi.” (Tahrim, 66/12)
Demek ki örnek olabilmek için Rabbe iman ve itaat en temel şarttır. Zira Yüce Yaratıcıya karşı sorumluluklarını yerine getiren kimse, O’nun yaratıklarına karşı da sorumluluklarını yerine getirecektir.
Öyleyse Kur›ân›ın bir suresine de isim olan Hz. Meryem›i onun kıyâmete kadar insanlığa ışık tutacak olan evrensel mesajlarını iyi kavrayalım. Onu, başta kızlarımız olmak üzere çocuklarımıza ve gençlerimize tanıtalım.
Bugün insanımızın ve özellikle gençlerimizin yaşadıkları problemlerin temelinde iyi ve güzel modelleri örnek almayışları yatmaktadır. Onlar, kendilerine bile hayrı olmayan insanları, model/star olarak görüp onlara özenmeye ve onlara benzemeye çalışmaktadırlar. İşte onlara sunacağımız en güzel örneklerin başında bir Kur’ân Kadın Kahramanı olan Hz. Meryem gelir. O, bir iman, iffet, dürüstlük ve sabır abidesi, O Allah›a adanmış örnek bir kul ve bir peygamber annesi olarak karşımızda durmaktadır. O, cennetlik bir hanımefendi olarak, cennetten bizlere gülümsemekte ve izinden gidenlere dünya izzeti ve ahiret cennetini müjdelemektedir.
Ona ve onu kendine rehber edinenlere selam olsun!

Yazar:
Prof. Dr. Ali Akpınar
logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul