13 Nisan 2026 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / / “nı̇fâk,” Bir İman Sorunudur!
“nı̇fâk,” Bir İman Sorunudur!

“nı̇fâk,” Bir İman Sorunudur! İlhami Pınar

Nifâk, bireysel açıdan, zihinsel bir şüphe ve tereddüd, parçalanmış bir hayattır. Toplumsal açıdan ise güven bunalımı ve huzursuzluktur. Nifâk, Allah’ın yarattığı tabiatı bozmaktır. Selim bir fıtrattan kopmanın en tabii sonucu, kişilik kayması, davranış bozuklukları ve kişinin kendine yabancılaşmasıdır. Dün olduğu gibi, bugün de insanın hem kendisiyle, hem de toplumla ilişkilerinde sağlam bir zemin bulamamasına yol açan nifâk, bir insanlık sorunudur.
Nifâk öyle bir ateştir ki, kime bulaşırsa onu yakması, gönlünü kargaşa, aklını fesadla doldurması, hayırlı amellerini küle çevirmesi kaçınılmazdır. Hastalıklı bir ruha ve problemli bir kişilik yapısına işaret eden nifâk, aynı zamanda insanın anlam ve değer dünyasında meydana gelen bir sapmadır. Münafık, ikiyüzlülüğü hayat tarzı olarak benimsemiş, çift kişilikli insandır. Küfrünü saklayıp sözde imanını dile getirirken, aslında küfre bağlı, imana ihanet halindedir.
Maddî çıkar elde etme, sosyal ve siyasî mevkiini koruma, itibar ve nüfuz kazanma gibi amaçlarla ortaya çıkan nifâk Mekke döneminde görülmemiştir. İslâm medeniyeti, bireysel ve sosyal bir sorun olan nifâkla ilk kez Medine’de tanışmış, nifâk ve münafıklık, bir mabed olarak inşa edilen “Mescid-i Dırar”da görünür hale gelmiştir. İslâm, Medine’de bir güç ve otorite haline gelmesinin ardından çeşitli sebeplerle İslâm’ı kabul etmeyen bazı kimseler, Müslüman olduklarını ilan etmişler ve Resûl-i Ekrem (s.a.s), bu kişilerin beyânlarını dikkate alarak onları, Müslüman kabul etmiştir. Çıkar eksenli bir inanç izharında bulunan bu nifâk sahipleri hakkında Rabbimiz Allah, ”Onların kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardır.” (Bakara, 2/10) buyurarak, içinde bulundukları nifâk halini bizlere tasvir etmiştir.
İslâm dünyasının kendi bünyesinde meydana gelen karmaşa ve çatışmalar “fitne” olarak isimlendirilmiştir. Tarihimizin şahid olduğu nifâk hadiseleri, toplumsal birlik ve beraberliği bozan, huzur ve ahengi yerle bir eden eksen kaymaları, her ne kadar siyasi, gibi gözükse de din, daima bir istismar aracı olarak kullanılmıştır.
 Hz. Ebu Bekir (r.a.) döneminde irtidad hareketleri, peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkanlar ve zekât vermeyi reddedenler olmuştur. Ancak bunlar İslâm dairesinde görülmediği için fitne hareketi şeklinde değerlendirilmemiştir. Oysa Hz. Osman (r.a.) şehit edenler, Müslüman olduklarını iddia eden ve O’nun arkasında namaz kılan insanlardır. Dolayısıyla Hz. Osman’ın (r.a.) katli ile yaşanan olayların nasıl değerlendirilmesi gerektiği, büyük günahı işleyenin durumu gibi meseleler, ne yazık ki itikadî bölünmelere de sebep olmuştur.
Fitneyi, insanı öldürmeden daha şiddetli görerek, kardeşlik ahlâkı ve hukukuna sahip çıkalım. Eski ayrışmalar üzerinden nemalanmak isteyenlere de, yeni ötekileştirme söylemleri üretenlere de fırsat vermeyelim. İslâm ümmetinin birliği ve Müslüman toplumların huzuru, ancak vahdetimizi, uhuvvetimizi, itidalimizi ön planda tutmakla, nifâk karşısında bilinçli ve uyanık olursak hakkı, hakikati, adâleti ve ahlâkı savunmakla mümkün olacaktır.
“Vuslat Dergisi,” İslâm fıtratı üzere ve Allah’a kulluk etsin diye yaratılan insanın, hak yolu bırakıp bâtıl yollara sapmasının başlıca sebeplerinden olan “nifâk” konusunu dosya olarak işledik. Bu konuda, makaleleriyle katkıda buluna değerli kalem sahiplerine müteşekkiriz. Gelecek sayıda buluşmak üzere sizleri, Âlemlerin Rabbi Allaha emanet ediyorum. Selâm ve duâ ile

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul