13 Nisan 2026 - Pazartesi

Şu anda buradasınız: / / Yeni Dünya Düzeni Ve Küresel Terörizm!
YENİ DÜNYA DÜZENİ VE KÜRESEL TERÖRİZM!

Yeni Dünya Düzeni Ve Küresel Terörizm! İlhami Pınar

Son elli yıl içinde, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere zaman zaman Avrupa ve Amerika’da da meydana gelen uluslararası ölçekli şiddet eylemlerinin kökenleri, İslâm ile ilişkilendirilmektedir. Özellikle Körfez Savaşı’ndan sonra Amerika’nın “Yeni Dünya Düzeni” adı altında Irak ve Afganistan’da hayata geçirmeye çalıştığı “Hegamonik Düzen” ve postmodern sömürgeci politikaları, daha çok müslüman toplumlarda tepkiyle karşılanmış ve kutsal değerlerini tehdid eden güçlere karşı mücadele düşüncesi, müslümanlar arasında, güçlenme ve bilinçlenme temayülünü beraberinde getirmiştir.
Batı’da İslâm düşmanlığının yükselişi ve İslâmî terör algısının “Deaş” Üzerinden İnşası. İslâm’a karşı önyargı, nefret ve korkuyu ifade eden İslâmofobi, özellikle 11 Eylül saldırısından sonra yükselişe geçmiş ve Müslümanlar günlük hayatlarında daha fazla ayrımcılığa maruz kalmışlardır. Hem Avrupa’da, hem de Amerika’da, İslâm karşıtı sosyal hareketlerin yaygınlık kazanması ve popülist muhafazakar politikacıların şiddet içeren söylemlerde bulunması, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve aşırı sağın yükselmesine neden olduğu için, İslâm düşmanlığı uygulamalarının, Batı dünyasında çok fazla görülmesi ve müslümanların hayatlarını-yaşamlarını olumsuz yönde etkilemesi, hem Doğu-Batı, hem de İslâm ve Hristiyanlık ilişkilerini olumsuz yönde etkilemiştir.
Daha da önemlisi, İslâmcı terör örgütleri(!) olarak lanse edilen yapılar, dinî söylemleri ile öne çıkmaktadırlar. Burada, “İslâm” sözcüğünün sıkça geçmesi, ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Batı kamuoyunda, İslâmî terör algısının bu denli yaygın olmasının nedenlerinden biri de; söz konusu örgütlerin, çoğunlukla İslâm’ı referans almaları ve İslâm’ın şeriat düzenini getirmeye çalışmalarıdır. 
Dolayısıyla küresel terör örgütlerinin dinî bir nitelik kazanması, eylemcilerin genelde müslüman ve Arap kökenli olması, Batı’nın hem İslâm dinine, hem de ülkelerindeki göçmen müslümanlara olan bakışlarını da etkilemiştir. Son yıllarda Batı’da, mültecilere ve müslüman yerleşimcilere yönelik ırkçı saldırıların kaynağında da bu algı yatmaktadır. Aşırı sağcı partilerin yükselişi, siyasî aktörlerin milliyetçi söylemleri ve basının terörü, İslâm’la özdeşleştirmesi, doğal olarak Batı’nın müslümanlara sert bir politika izlemesine yol açmıştır. Ancak burada sorulması gereken en önemli soru şu olmalıdır; Terör neden meydana gelmektedir? Daha da önemlisi, bir barış dini olan İslâm’ın terörle yan yana getirilmesiyle ne amaçlanmaktadır?
Gerçekdışı bilgiler servis edilerek, Batı toplumunun yönlendirilmesi ve İslâm düşmanlığı üzerinden duyguların harekete geçirilmesi suretiyle, toplumda endişe ve kaygılar oluşturulmuştur. Böylece hedef kitlenin iktidarın politikaları doğrultusunda yönlendirilmesi sağlanır. Özellikle terör saldırılarının oluşturduğu kriz durumlarında, emperyal güçler bu stratejiyi kullanırlar. Gerek 11 Eylül sonrasında Amerika’da, gerekse Avrupa’da korku politikasının bir strateji olarak kullanılmasından dolayı, İslâm düşmanlığında bir artış yaşanmıştır.
Son olarak, Batı’nın bugün ürettiği bu ucube “Terörün,” bizim zaaflarımıza bina ederek yaptığı çalışmalar-projeler olduğunu unutmayalım. İslâm dünyasındaki işgaller, diktatör rejimler, her gün yaşanan onlarca katliam, bunun üzerine cehâlet, fakirlik, ayrılıklar ve şiddet eğilimini de yüklediğimizde, İslâm topraklarından nasıl adam devşirildiğini çok rahatlıkla görebiliriz.
“Vuslat Dergisi” olarak, Ekim sayımızda “İslâm ve Terör” dosya konusuyla siz değerli okuyucularımızın karşısına çıktık. Bu sayımıza, makaleleriyle katkıda bulunan değerli hocalarımıza müteşekkiriz. Gelecek sayıda buluşmak üzere sizleri Alemlerin Rabbi Allah’a emanet ediyoruz.
Selâm ve duâ ile

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

vuslatdergisi@gmail.com

Ihlamurkuyu Mahallesi Çakırlar Sokak No:11
Ümraniye / İstanbul