27 Ocak 2023 - Cuma

Şu anda buradasınız: / ŞEHİD ABDULLAH AZZAM HAYATI-MÜCADELESİ VE İLMİ ÇALIŞMALARI
ŞEHİD ABDULLAH AZZAM  HAYATI-MÜCADELESİ VE İLMİ ÇALIŞMALARI

ŞEHİD ABDULLAH AZZAM HAYATI-MÜCADELESİ VE İLMİ ÇALIŞMALARI Ömer Faruk Korkmaz

Tarih boyunca lehinde ve aleyhinde ciddi kitaplar yazılmış bir alim veya aydın konusunda yazı yazmak oldukça zor bir iştir. Abdullah Azzam da bu süreçten nasibini almış bir alim olup bir çok çevrede farklı tanınmış veya anlaşılmış bir alimdir. Bir çok kişinin yaptığı gibi bu makalede ben de tanıyabildiğim veya anlayabildiğim kadarıyla Abdullah Azzam hakkında okuduklarımı, bildiklerimi, gözlemlediklerimi okuyucularla paylaşacağım.
Bir alim veya aydını özellikle de yazdıklarını, yaptıklarını doğru anlamak için onun doğduğu coğrafyayı, içinden geçtiği sosyo-politik sorunları, yetiştiği bölgenin tarihini, aldığı eğitimi ve etkilendiği siyasi ve dini hareketleri çok iyi bilmek gerekir. 
Herhangi bir konuda sosyal, kültürel ve dini okumalarımızı ve yorumlarımızı bu bakışla yapmazsak, aynı dine mensup, aynı kitaba bağlı Müslümanların niçin farklı yorumlar yaptıklarını, tarih içinde niçin bu kadar farkı hareketler kurduklarını ve ilmi mezheblerin niçin ortaya çıktığını da anlayamayız. 
Bu konunun kaleme alınmasının, özellikle benden istenmesinin sebebi, üniversite eğitimi için Pakistan’da bulunduğum yıllarda birçok akademisyenin, alimin, aydının tanıdığı hatta hitabetinden ve söylemlerinden etkilendiği Abdullah Azzam’ın Pakistan’da yaşıyor olmasından dolayıdır.
Bu bakış açısını temel aldıktan sonra, 20.yy’da bir çok genci, cemaati veya hareketi etkilemiş Dr. Abdullah Azzam hakkındaki düşüncelerimizi okuyucuyla paylaşabiliriz. 
Abdullah Azzam’ın daha iyi anlaşılması için kısada olsa onun doğumundan şehadetine kadar geçen süreci ele almak gerekir. 
Bu makalede her konu detaylıca ele alınamayacağı için özellikle Arapça bilen ve ileri düzey okumalar yapmak isteyen okuyucular için Azzam hakkında yazılmış veya kendi kitapları ile ilgili kaynaklarda verilecektir. 
DOĞUMU VE EĞİTİMİ
Abdullah Azzam, 14 Kasım 1941 yılında Filistin’in Cenin şehrinde dünyaya geldi. Baba adı Yusuf, anne adı Zekiye’dir. Ailesinin kökeni Filistin’de çok etkili olmuş, yöneticilik yapmış, Harisoğulları’na dayanır. Azzam, çiftçilikle uğraşan, mütevazi ve dindar bir aileye mensuptur. 
Kız kardeşi Ümmü Adil’in anlattığına göre; “İlkokul yıllarında çok başarılı bir çocuktu. Kitap okumayı çok severdi. Onun yaşıtları sokakta oynarken o kitap okur, arkadaşları tarafından sokağa davet edilince de vaktim yok” derdi.
1948’de daha 7 yaşındayken Filistin topraklarının Siyonistler tarafından işgal edildiğini ve Filistin halkının yaşadığı dramı yakından görmesi onu çok etkilemiştir. 
Yakın akrabalarının ve ailesinin anlattığına göre Azzam, daha ilkokuldayken namaza başlamış, buluğ yaşından önce Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın Filistin şubesiyle tanışmış ve ona üye olmuştur. 
Cenin şehrinin önde gelen alimleri ve hatipleri ile oturup kalkmayı, onları dinlemeyi çok sever, onlardan etkilenirdi. Bu alimler daha sonraki yıllarda Filistin’deki İslâmi hareketin de ilk kurucuları olmuşlardır. 
Azzam, Filistin İslami Hareketi kurulduktan sonra en aktif gençlerinden birisi olmuştu. Dönemin Faşist Nasırcıları ve Komünistleri ile en çok tartışan bir gençlik lideri haline gelmişti. 
Filistin’de oluşan İslâmi Hareket, Hasan el-Benna’nın 1928 yılında kurduğu Mısır İhvanı’ndan etkilenmiş bir harekettir. 
Bütün eğitim hayatını başarıyla geçirmiş Azzam, daha lise yıllarında Hasan el-Benna, Abdulkadir Udeh, Seyyid Kutub, Muhammed Kutub okuyarak yetişmiş bir gençti.  Liseden sonra Dımeşk Üniversitesi Şeriat Fakültesi’nde okur ve fakülteyi de 1966 yılında takdirle bitirir. 
Suriye’de bulunduğu yıllarda, daha sonra Suriye’nin önde gelen alimleri olarak bilinen, Muhammed Edib Salih, Muhammed Said Ramazan el-Bûti gibi gençlerle arkadaşlık yapar. 
Fakülteden sonra, Ezher’de Usulu Fıkıh alanında 1969’da yüksek lisansını, 1973’te de yine aynı alanda doktorasını tamamlar. 
Doktora tezini “Kur’an ve Sünnette Hükümler” üzerine yapar. Tezinde, bu hükümleri usulcülerin nasıl ele aldığı konusu üzerinde çalışır. Usul açısından son derece ilmi bir tez olan bu çalışma, bir çok bilginin bir arada olması açısından özellikle usul dersi veren hocalar için iyi bir yardımcı referans kaynağı olacak niteliktedir.
Ezher’de doktorasını bitirdikten sonra Ürdün’e dönen Azzam, Ürdün Üniversitesi Şeriat Fakültesi’nde 1973-1980 yılları arasında yedi yıl öğretim üyeliği yapar. Her yerde olduğu gibi üniversitede de derslerin yanında hep davet çalışmalarıyla ön plana çıkar ve çok sevilir. Davet çalışmalarından ve öğrenci üzerindeki etkisinden rahatsız olan üniversite yönetimi, Azzam’ın görevine son verir. 
Azzam daha sonra Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde bulunan Kral Abdulaziz Üniversitesi’nde göreve başlar. Daha sonra üniversite yönetiminden kendisinin ders vermek üzere Pakistan İslamabad’ta bulunan Uluslararası İslam Üniversitesi’ne görevlendirilmesini ister.
 1984 yılına kadar bu üniversitede görev yaptıktan sonra üniversiteden kendi isteği ile istifa ederek bütün vaktini Afgan direnişine tahsis eder.
AFGAN DİRENİŞİ
1979’da Afganistan’ın dönemin süper gücü olan Rusya tarafından işgal edilmesi başta Müslümanlar olmak üzere bütün dünyayı şok etmiş, bütün dünya Rusları durdurmak, Müslümanlar ise işgal edilmiş olan İslam toprağını kurtarmak ve Afgan halkına yardım etmek için harekete geçti. 
Rusya bütün gücüyle Afganistan’ı işgal ederken, Afganlı genç liderlerde Ruslara karşı cihad ilan etmişlerdi. Bundan dolayı “Afgan direnişi” daha sonra “Afgan cihadı” olarak anılmaya başlandı. 
Dünya Müslümanları, ellerindeki maddi-manevi bütün imkanlarıyla Afgan cihadının yardımına koşuyorlardı. İşte tam bu dönemde dünyanın her yerinden gençler Ruslara karşı savaşmak için Pakistan’ın Peşaver kentine geliyorlardı. Ancak ortada bu işleri düzenleyecek bir organizasyon yoktu. 
Bu boşluğu gören Azzam, bu işlerin daha düzenli yapılması, direnişin daha güçlü olması için üniversiteden istifa etmiş ve vaktinin büyük bir kısmını Peşaver’de geçirmeye başlamıştı.
Bir fıkıh hocası olan Azzam, “bir İslâm toprağı işgal edildiği zaman bu toprakların düşmandan kurtarılması, bütün Müslümanlara vaciptir” hükmünü derslerde okutan birisiydi. Bu hükmü uygulamakta önce ona düşerdi. Bundan dolayı Dr. Azzam geri kalan hayatını Afgan cihadına adadı. 
Azzam’ın sürece girmesiyle işin fıkhı ve ideolojik yönü de daha güçlü temellendiriliyor ve özellikle de gençler onun hutbelerinden, mesajlarından etkileniyorlardı. O artık bütün enerjisini bu direnişe vermiş, Afgan halkına yardım için bütün dünyayı geziyor ve direnişi anlatıyordu. Onun konuşmalarından etkilenen Amerika’dan, İngiltere’den, Avrupa’dan ve Arap dünyasından birçok genç Afgan cihadına gelmeye başlamışlardı.
O dönemde başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı ülkeler gençlerin Afganistan’a gitmesine göz yumuyor, hatta Suudi Arabistan’dan gençlere uçak biletleri  resmi düzeyde temin ediliyordu.
AZZAM’IN PEŞAVER HUTBELERİ
Azzam, Afgan cihadı kadar dünyada önemli bir fenomen olmuştu. Hutbelerinde sadece Afganistan’ı anlatmıyor, Kudüs’ü, Filistin’i, ümmetin kurtuluş yollarını ve birliğini anlatıyordu. 
Pakistan’a gelen dünya liderleriyle, İslami hareket önderleriyle, alimlerle görüşüyor, onlardan Afganistan’a destek istiyordu. 
Azzam’ın isminin bu kadar öne çıkması ve onun ümmetçi duruşu, o gün Afganistan’a yardım eden başta ABD olmak üzere bazı devletleri yavaş yavaş rahatsız etmeye başlamıştı. Bundan dolayı ondan kurtulmak gerekiyordu. Gelinen noktada artık olay Afgan meselesini aşmış, binlerce genç Azzam’dan etkilenmeye ve zamanla da ülkelerine dönmeye başlamıştı. 
FAKİH ABDULLAH AZZAM
Burada hiç unutulmaması gereken bir nokta var. O da Abdullah Azzam’ın bir fakih olduğu. 
Abdullah Azzam, savaş ortamının ve savaşın sıcaklığının gereği olarak müminleri, gençleri, direnişe, savaşa, cepheye davet etse de, başta Pakistan olmak üzere o hiçbir İslâm ülkesinde kimseyi devletleriyle çatışmaya teşvik etmemiş, yönlendirmemiştir. Bu tavır ve duruş, onun vefatından sonra ortaya çıkan bakış açılarını anlamak için çok önemlidir. 
Onun çizgisi Hasan el-Benna ve Seyyid Kutub, çizgisiydi. Onun ağzından hiç kimse Müslümanları tekfir ettiğine dair bir söz duymamıştır. O hep Müslümanların birliğine ve cemaatlerin dayanışmasına davet ederdi. 

ABDULLAH AZZAM’I ANLAMA USULÜ
Her yıl yapılan tebliğ cemaati dünya kongresine katılır, Körfez devletlerini, o ülkelerdeki bakanları ziyaret eder, Afganistan için yardım toplamaya çalışırdı. Bundan dolayı, Abdullah Azzam okumaları yapılırken çok dikkatli olunması gerekir. Bu konuda şöyle bir usul takip edilebilir:
1. Azzam’ı anlamak için onun yüksek lisans ve doktora tezindeki görüşlerini okuyup, iyi anlamak gerekir. Çünkü 30 yaşına gelmiş bir alimin bütün fıkhi ve dini görüşleri artık şekillenmiştir. Daha sonraki görüşleri taktiksel ve dönemseldir. Onu anlamak için özellikle doktora tezi iyi okunmalıdır. 
2. Azzam’ın, Afgan direnişi ve cihadı döneminde işgale ve küresel emperyalizme karşı vermiş olduğu hutbelerde tam bir direniş psikolojisi hakimdir. Bu hutbeler, işgalden kurtulmak için Kur’anî bir ifadeyle “müminleri direnişe, savaşa teşvik eden” konuşmalardan ibarettir.
Bir İslâm ülkesinin işgal edildiği, şehirlerin bombalandığı bir dönemde fıkıh hocası Azzam’dan daha farklı bir şey beklenemezdi. 
Cuma Hutbeleri
Savaş psikolojisi içinde Cuma hutbelerinde yapmış olduğu konuşmaları, sözleri kurşun gibi etkili oluyordu. Bütün radikal söylemlerine rağmen gençlere ahlakı, erdemi ve edebi tavsiye ederdi. Konuşmalarında, savaşı Afgan topraklarının dışına taşıma gibi bir görüşünü ben şahsen okumadım.
Afgan liderleri arasındaki ihtilaftan çok muzdaribti. Gençleri bu tür ihtilaflardan korumak için çok çaba harcıyordu. Henüz ilmini tamamlamış, aşırı hamasetli veya aşırı düşünceleri olan bir genç gördü mü çok üzülür, özelde “ümmetin başına bir bela daha yetişiyor” diye hayıflanırdı. Ancak bu gençlerle ilişkisini hiç kesmezdi. Onda cemaatçilik, cemaat ve hareket ayrımı olmazdı. Özel hayatında Pazartesi ve Perşembe oruçlarını tutan, tam bir derviş, rabbani bir alimdi. Elinden Kur’an’ı düşürmezdi. 
Bütün Müslümanları sevmeyi anlatır ve öğretmeye çalışırdı. Bütün bunları İslamabad’da bulunan yabancı öğrenciler kültür merkezlerinde yaptığı konuşmalarda defalarca kendisinden dinleme imkanımız oldu. Bu arada Filistinli olması hasebiyle Osmanlıyı, Türkleri de sevdiğini birkaç kere ifade etmişti. 
Bu kadar fazla sevilen, Afganlı liderler üzerinde etkili olan bir alimden kurtulmak isteyen çevreler, onu 1989’da Cuma namazına giderken uzaktan kumandalı bir patlayıcı ile şehid ettiler. O, oğlu Muhammed ile birlikte şehid oldu. Görenlerin ifadesine göre, patlamadan sonra Muhammed paramparça olurken, kendisinin vücudunda en ufak bir parçalanma olmamıştır. Sadece ağzından kanlar gelmişti. Onun şehadeti başta Afgan halkı arasında olmak üzere bütün dünyada şok etkisi oluşturdu.
Abdullah Azzam’ın kabri Peşaver’de bulunan Pabu Köyü’ndedir. Bu köy cihad döneminde Afgan-İslam Birliği Başkanı Sayyaf’ın kampı olarak kullanılıyordu.  Azzam, cihad döneminde bu köyde, Cihad Üniversitesi adlı bir üniversite kurmuş, bu üniversitede mühendislik, tıp ve eğitim fakülteleri açmıştı.
3. Azzam’ın vefatından sonraki dönemde onun adına konuşan bir çok grup ve akımın öncüsünün hiç biri onun gibi alim değillerdi. Dolayısıyla Azzam’ı herkes farklı anlamaya başladı ve zamanla Azzam’ın mirasına zarar vermeye başladılar. Bundan en çok ailesi çocukları ve damadı rahatsız oluyordu. Bundan dolayı her fırsatta gerek oğlu, gerekse damadı Azzam adına konuşan radikal unsurlara karşı sert bildiriler yayınlamışlardır. 
ŞEHADETİNDEN SONRA ABDULLAH AZZAM
Azzam’dan sonra Azzam adı çok farklı şekillerde anılmaya başlanmıştır. Her alim gibi hiçbir alimin görüşleri masum değildir. Ancak Azzam’ı tanımak için onun doktora tezinin temel alınması gerektiğini düşüncesindeyim. Azzam’ı okurken onun cephe içinde savaş psikolojisiyle söylediği sözleri ve görüşleri, nizamın, düzenin, özgürlüğün olduğu şehirlerde yaşayanlar şehirlerde uygulamaya çalışırlarsa, başta İslâm’a ve bu dine zarar verirler. 
Azzam, gerek Filistin davası, gerekse Afgan halkına karşı görevini yapmış ve bu yolda şehid olmuştur. Bir başka ifadeyle yapmış olduğu hizmetleri, söylediği sözleri kanıyla imzalamış, şehadetiyle mühürlemiş bir alimdir. 
Onun hakkında konuşurken daha detaylı çalışılmalı ve dikkatli konuşulmalıdır. Ancak onun da bir beşer olduğunu, dönemsel stratejilerinin hatta fıkhi ve fikri görüşlerinin de eleştiriye açık olduğu unutulmamalıdır. 
Allah, Abdullah Azzam’a rahmet eylesin. Bizleri de bıraktığı ilmi ve fikri mirası doğru anlayanlardan eylesin. 
ABDULLAH AZZAM’IN TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMİŞ ESERLERİ
Cihad Dersleri
Cihad Ahkamı
Hakimiyet Mefhumu
İslam Akidesi
Müslüman Halkın Cihadı
Savunma Cihadı
Kayıp Minare 
ABDULLAH AZZAM’IN ARAPÇA ESERLERİ
دلالة الكتاب والسنة على الأحكام : كلية الشرعية والقانون : جامعة الأزهر
في الجهاد فقه و اجتهاد
في التربية الجهادية والبناء
القواعد الفقهية
كلمات من خط النار الأول
في الهجرة والإعداد
في حضم المعركة

HAKKINDA YAPILAN TEZLER
عبد الله عزام  وجهوده في نشر العقيدة الاسلامية : منال عبد الكريم حسن عزيز
جهود عبد الله عزام في نشر الدعوة الاسلامية : سائد شعبان خليل الدشان

logo
Bugünün ihyasından yarının inşaasına
Bize Ulaşın

0(216) 612 78 22

0(216) 611 04 64

vuslat@vuslatdergisi.com

Ihlamurkuyu Mah. Alemdağ Cad.
Adalet Sok. No:11 P.K 34772
Ümraniye / İstanbul